X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Aşk sınır ve koşul tanımaz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Aşk sınır ve koşul tanımaz

  • Giriş Tarihi: 6.2.2016
Aşk sınır ve koşul tanımaz
Aşk sınır ve koşul tanımaz

Oyun Atölyesi'nin bu sezon sahneye koyduğu ikinci oyun olan 'Aşk Delisi', seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Pulitzer ödüllü yazar Sam Shepard'ın yazdığı, Muharrem Özcan'ın yönettiği oyunda; Berk Hakman, Pınar Çağlar Gençtürk, Beyti Engin ve deneyimli oyuncu Avni Yalçın rol alıyor. Konservatuvar mezunu olmasına rağmen ilk kez tiyatro sahnesinde boy gösteren Berk Hakman ile her oyununda kendisine hayran bırakmayı başaran Pınar Çağlar Gençtürk; 'Eddie' ve 'May' adlı iki aşığı canlandırıyor. Seyirciler salona girdiğinde oyuncular sahnede oluyor; kız yerde oturuyor, düşünceli... Kovboy çizmeli ortada dolanan bir genç ile onunla aynı kıyafetleri taşıyan, sallanan sandalyede elinde içki şişesiyle oturan yaşlı bir adam var. Sıra dışı insanların uğrak yeri olan çölde bir motel odasında geçen hikaye, birbirinden vazgeçemeyen ama birlikte de yapamayan iki aşığın öyküsü üzerine kurulu... Bu iki aşığın ve elinde içki şişesiyle dolaşan yaşlı adamın gizemi oyun ilerledikçe çözülüyor. Aldatıldığını düşünen kız, kendisi için çok uzak yollardan gelen sevgilisine naz yapıyor. Adam "Tamam gideyim" deyince kız ağlamaklı "Gitme" diyor. Ta çocukluktan beri devam eden hastalıklı bir ilişkileri var. Konuşmalarından bir ayrılıp bir barıştıklarını anlıyoruz. Aralarında geçmişe dair bir hesaplaşma ve güven sorunu olsa da aslında deli gibi aşıklar birbirlerine. Kız bir yandan bavulunu hazırlarken diğer yandan "Birisi gelecek git" diye söyleniyor. 'Eddie' için gelecek olan kişinin birisi veya biri olması sorun teşkil ediyor; kıskanıyor sevdiğini. İkili tartışırken o birisi (Beyti Engin) geliyor. O andan itibaren oyunda ivme yükseliyor. İtiraflar, gerçekler, hesaplaşmalar, sorgulamaların ardından dramatik bir aşk öyküsü çıkıyor ortaya. Sürprizi bozmak istemediğim için bu noktada pası oyunun çevirisini yapan Haluk Bilginer'e atıyorum. Bilginer; "Aşk; sınır tanımaz, gerekçe göstermez ve koşul öne sürmez. Hatta birileri size 'Durun, siz kardeşsiniz' dese bile... Gerçek aşk, her koşulda değerinden hiçbir şey kaybetmeden devam edendir" diyor. Oyun, zaman zaman güldürse de, genelinde trajik bir hikayeyi anlattığı için insanı ahlak kavramı üzerine düşünmeye ve aşkı sorgulamaya davet ediyor.

SEYİRCİ TOKAT YEMİŞ GİBİ OLUYOR
Oyun sahneleme tekniğiyle de fark yaratıyor. Önde kumlarla kaplı bir alan var. Kumların üstünde gemi, araba, tüfek gibi hikayeye destek veren objeler. Gerçekler ortaya çıktıkça bu objelerin üzeri kumla kapatılıyor. Bu anlamda oyunun gerçeküstü noktaları ve psikolojik derinlikleri de olması dikkatimi çekti. Tek perde ve 70 dakika süren oyun sonunda seyirci tokat yemiş gibi oluyor. Oyunun bittiği bile ışıklar kararana, oyuncular selama çıkana kadar anlaşılmıyor. Tam bir şok hali. Eğer istenen buysa yani seyircinin aklını almaksa mevzu, ne ala ama değilse o zaman kimse bir şey anlamadı demektir, ki bu da bir oyun için çok tehlikeli bir durum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.