X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Süre kısaldı ritim değişti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Süre kısaldı ritim değişti

  • Giriş Tarihi: 11.4.2016
Süre kısaldı ritim değişti
Süre kısaldı ritim değişti

Uluslararası Film Festivali, bu yıl bir dizi değişikliklerle karşımıza çıktı. Değişikliklerden biri de süresinin kısalmasıydı. Peki, seyirci bu önemli değişikliğe adapte olabildi mi? Yıllar yılı 15 gün süren festivalin alışılageldik ritmi; ilk hafta keşif yapmak ve beğenilen filmleri izlemek, tavsiyeleri değerlendirmek, ikinci hafta da ulusal ve uluslararası yarışmaya odaklanmaktı. Ancak süre 11 güne düşünce yarışma filmleri, festivalin başında gösterilmeye başladı. Bu da alışılageldik ritim bozdu. Festivalde bu yeni duruma hemen adapte olanlar var. Onlar, genellikle iyi film olduğunu düşündükleri yapımların peşine düşüyorlar. Bir filmin yarışmada olup olmaması onlar için pek önemli değil. Ama yıllardır yarışma heyecanına ortak olanların, sürenin kısalmasına pek adapte olamadıkları söylenebilir. Çünkü yarışma filmlerini takip etmeye kalkınca; keşif yapma, başka bölümlerdeki filmleri izleme şansları pek olamıyor.

TAKSİM'DE KOŞUŞTURMACA
Gelelim festivalin nabzına... Kadıköy'de ayrı, Beyoğlu'nda ayrı atıyor. Rexx Sineması'nda iki salonun olması, festivali Kadıköy'de takip edenlerin sayısını artırmışa benziyor. Her gösterim öncesinde sinemanın önünde 40-50 metre kuyruk oluyor. Ama bu yoğunluğa rağmen bir sakinlik var. Çünkü bir filmden çıkan seyirci tekrar aynı sinemadaki diğer filme giriyor. Ama Beyoğlu'nda o bildik koşuşturma yaşanıyor. Atlas'tan çıkıp Fitaş'a koşturanlar mı istersiniz, Beyoğlu Sineması'ndaki filmi bitince İtalyan Kültür Merkezi'ndeki gösterime yetişmeye çalışanlar mı dersiniz... Yani yine salonlar arası mekik dokuma durumu... Film ekiplerinin genellikle Taksim'deki sinemalarda yapılan gösterimlere katılması da Beyoğlu'ndaki festivalin nabzını yükseltiyor. Ha bu arada ekiplerin katıldığı söyleşilerden ilginç hikayeler ve notlar da çıkmıyor değil. Mesela 'İki Dil Bir Bavul'un yönetmenlerinden Orhan Eskiköy'ün çektiği 'Başgan' belgeselinin başkarakteri Arif Salih Kırdağ da festivaldeydi. Kırdağ, belgeselde de anlatıldığı gibi Kıbrıs'ta sürekli seçimlerde aday olan ve Kıbrıs sorununu çözeceğini düşünen bir adalı. O, bu adaylıkları bir görev olarak görüyor. Gösterim sonrası söyleşiye katılan Kırdağ, "Kıbrıs Savaşı sırasında her türlü görevi yaptım ama ölmedim. Şimdiyse diplomatik yollarla elimden geleni yapıyorum. Ölene kadar da elimden geleni yapmak zorunda hissediyorum kendimi" diyerek siyasette yoluna devam edeceğini anlattı.

SET YANDI
İlginç bir hikayeyi ise 'Susuzluk' filminin gösteriminde öğrendik. Bulgar yönetmen Svetla Tstosorkova, filmin sonunda yaşanan ın aslında küçük bir yangın olarak planlandığını; ancak çekimler sırasında yangının büyümesinin önüne geçemediklerini söyledi. Yani yangın bütün seti sarmış ve set yanmış, bunun için de o yangın sahnesi mecburiyetten bir kere de çekilebilmiş.

SULTAN'DAN MESAJ VAR!
SABAH'ın tema sponsoru olduğu Dünya Festivallerinden bölümündeki 'Fransız Kanı', Fransa'da tartışmalara neden olmuştu. Film, 'Bir Neo Nazi'nin normalleşebilme ihtimalini var mı?' sorusunu sorguluyordu. Filmde Neo Nazi'yi canlandıran oyuncu Alban Lenoir, bunun mümkün olduğunu ama çok zaman alacağını söylüyor. Kulaklara küpe olsun! Sinemamızın sultanı Türkan Şoray'ın yönettiği 'Uzaklarda Arama' ise festivalde Türkiye Sineması bölümünde gösteriliyor. Filmin geçen cuma Feriye Sineması'ndaki gösterimine Sultan da yönetmen olarak katıldı. Şoray, "Şimdi keşke bir imkan olsa, bir sihirli değnek olsa mesela, biz de ekip olarak bu filmin devamını çeksek" dedi. Anladığım, Sultan'ın yeni bir projede yönetmen olarak karşımıza çıkma ihtimali yüksek. Festivalden bu günlük bu kadar. İyi seyirler!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.