Festivalde ara toplam!

Giriş Tarihi: 14.4.2016
Festivalde ara toplam!
Film Festivali'nde film koşuşturması arasında yapılan kısa muhabbetlerin geleneksel sorusu 'İyi film gördün mü?' şeklindedir. İnsanlar, birbirlerine etkilendikleri ve iyi buldukları filmleri söyler. Bazen de hayal kırıklığı yaratan yapımların adı zikredilir, 'Aman ha!' uyarısıyla.
Hayatımızda Twitter ve Facebook'un olmadığı yıllarda bu muhabbetler çok önemliydi, bolca kulak kabartılırdı. Çünkü bu muhabbetlerde adı anılan filmler; genellikle festivalin öne çıkan ve sevilen yapımları olurdu. Her ne kadar artık film izleyen herkes kişisel fikrini sosyal medya aracılığıyla duyursa da, yine de bu tür muhabbetler devam ediyor ve o geleneksel soru festival ortamlarında çınlıyor: 'İyi film gördün mü?'
Festivali yarılamışken bu tür muhabbetlerde adı en çok geçen filmleri analım istedim...
Festival programı açıklandığında pek dikkat çekmemişti ama Nicolette Krebitz'in 'Vahşi' filmi, festivalde adı çok anılan yapımlardan biri oldu. İzleyenler pek memnun, izlemeyenler ise izlemenin yollarını arıyor.
Brady Corbet'ın çektiği 'Bir Liderin Çocukluğu'nun iyi çıkacağı bekleniyordu. Açıkçası film beklentileri boşa çıkarmadı.
'de cılar, tarihlerindeki cuntacıları yerin dibine sokma konusunda ortak bir karar almışlar gibi. Uluslararası Yarışma'nın jüri başkanı Pablo Trapero'nun 'Çete' filmi, seyredenler tarafından beğenildi. Venedik Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülü aldığı için bu filmle ilgili bir beklenti vardı açıkçası. Görülmesi gereken filmler listesinde adı sıkça zikrediliyordu. Film, kendisine verilen bu değeri ziyadesiyle hak ettiğini gösterdi. Cuntayı eleştiren bir diğer Arjantin filmi de Pablo Agüero'nın 'Eva'ya Huzur Yok'u. İzleyip de beğenenler çoğunlukta.
Felix Van Groeningen'ın 'Belgica' filmi, enerjisiyle izleyen herkesi etkiliyor.
'Denizdeki Ateş'in seveni çok ama sevmeyeni de var. Fakat adı hep anılan filmlerden.
Olmo Omerzu'nun yönettiği 'Bir Aile Filmi' birçok festivalde takdir toplamıştı. İstanbul Film Festivali'nde de ilgi gören filmlerden oldu.
Alexander Sokurov'un Louvre Müzesi üzerinden Fransız tarihine baktığı 'Francofonia' filmi zaten festivalin gözdelerindendi. Film beklentileri karşıladı. Muhabbetlerde adı öne çıkan bir diğer film ise birkaç gün önce yazdığım, Jerzy Skolimowski'nin '11 Dakika'sı. İzleyip de takdir etmeyen görmedim henüz.

KADIN VE SİNEMA
Sinemacı kadınların yaşadığı ayrımcılık malum artık su yüzüne çıktı ve dünyanın her yerinde konuşuluyor. Tabii İstanbul Film Festivali'nde de bu mesele ele alındı. 'Film Yapan Kadınlar' başlıklı panelde kadın sinemacılar bir araya geldiler. Genel olarak sinema dünyasındaki cinsiyet eşitsizliği anlatıldı. Her söylediklerinde haklılar! Ama dikkatimi çeken bir itiraz vardı yönetmen Aslı Özge'den. Özge, kadın yönetmenlerden hep kadın hikayeleri anlatacağı yönünde bir beklenti olduğunu söyledi. Son derece doğru bir tespit ve bu beklenti de bir anlamda yönetmeni sınırlayan, eşitsizlik yaratan bir durum. Bence üzerinde durulması gereken bir konu.

İLHAMI BİR TEBESSÜM
Hayatın küçük bir anı, mesela bir tebessüm bir filme ilham kaynağı olabilir mi? Olabiliyormuş! Yeni Türkiye Sineması bölümünde yer alan 'Enkaz'ın yönetmeni Alpgiray M. Uğurlu filminin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili şöyle konuştu festivalde: "Yakın bir aile dostumuz 1999 depreminden kurtulmuştu. 1 yaşındaki bebeği ve kendisi enkaz altından çıkarılmış; fakat eşini kaybetmişti. Onun bu geçmişini öğrendikten sonra, bize her gelişinde yüzündeki tebessüme dikkat etmeye başladım. Çünkü o tebessümün bendeki anlamı değişti. Bu meseleyle ilgili bir film yapmalıydım."
ARKADAŞINA GÖNDER
Festivalde ara toplam!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz