X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ‘Tutkulu biriyim, aşık olmanın büyüsünü seviyorum’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

‘Tutkulu biriyim, aşık olmanın büyüsünü seviyorum’

  • Giriş Tarihi: 2.7.2016
‘Tutkulu biriyim, aşık olmanın büyüsünü seviyorum’
‘Tutkulu biriyim, aşık olmanın büyüsünü seviyorum’

’da bir ilaç şirketinde çalışırken yapabilmek için kendisini işten kovduran Caner Cindoruk, şöhreti ‘Hanımın Çiftliği’ dizisiyle yakaladı. Tutkulu biri olduğunu söyleyen yakışıklı oyuncu “Tutkulu olunca ilişkide titiz oluyorsunuz. Genellikle uzun vadeli ilişkiler yaşadım. Aşık olmanın büyüsünü seviyorum

Bu, , Seyhan'ın arka mahallelerinin birinde başlayan bir serüvenin hikayesi... İdealist bir babanın, yazma tutkusunun, işporta tezgahının, geçim sıkıntısının ve cu bir amcanın her bir köşesine sindiği bir hikaye. 20'lerinin son çeyreğinde, üç arkadaşıyla birlikte, hayallerinin peşinde İstanbul'a gelip kendine mükemmel bir sinema kariyeri inşa etmek için çalışan iyi bir adamın; Caner Cindoruk'un öyküsü... Biraz Kadir İnanır'ın gençliğine benziyor, biraz da aynı topraklardan geldiği Yılmaz Güney'e... Kadir İnanır ya da Yılmaz Güney gibi içimize dokunan bir tarafı var. Güzel bakıyor, güzel gülüyor ve hangi rolü oynasa altından kalkacak gibi. Esquire dergisinin sayfalarına taşıdığı yakışıklı oyuncu Caner Cindoruk, rahat bir adam. Ama tanısanız, onu sevme nedeniniz, rahatlığı olmaz. Onun asıl meziyeti; kibirli biri olmaması. Bir yerde görürseniz seslenip bir şeyler sorsanız; size kibarca yanıt verecektir ya da zamanı varsa kahve teklifinize bile 'Evet' diyebilir.

17 YAŞINDA KADROLU OYUNCU OLMUŞ
Kemal'i seviyorsanız, Caner Cindoruk'un öyküsünü daha çok seversiniz. Çünkü onun Adana'da başlayan serüveninde Orhan Kemal'in izleri var. O, şöhret basamaklarını Orhan Kemal eserlerinin dizi versiyonlarıyla çıktı. Dedesi, Orhan Kemal ile aynı fabrikada çalışmış. Babası ise Orhan Kemal Öykü Yarışması ödüllü bir öykü yazarı. İsterseniz gelin, filmi biraz başa saralım... Yıl, 1980. Adana'nın Seyhan ilçesinde, iş bulmadığı için işportacılık yaparak geçimini sürdüren Zafer Doruk, günün birinde hayallerini gerçekleştirecek ve ödüllü bir öykü yazarı olacaktır. Ancak Orhan Kemal gibi geçim sıkıntısı onun da yakasını bırakmaz. Hayat kavgasından fırsat buldukça şiir yazar; dergilere yollar. Ta ki günün birinde, ünlü yazar Adnan Yücel ona; Nazım Hikmet'in Orhan Kemal'e yaptığı gibi öykü yazmasını önerene kadar. Bu, Zafer Doruk ile Adnan Yücel arasında kurulacak dostluğun başlangıcı olur. Tıpkı Nazım Hikmet ve Orhan Kemal arasındaki dostluk gibi. Zafer Doruk, önce yazdığı 'Kedi' isimli öyküyle Orhan Kemal Öykü Yarışması'nda mansiyon ödülünü alır, daha 1995'te ise 'Bir Uçumluk Kanat Lütfen' isimli öyküyle Orhan Kemal Öykü Yarışması'na tekrar girer ve birinci olur. Doruk, o günden sonra yazarlık üzerine bir gelecek kurar. Caner Cindoruk, şanslı bir adam. Çünkü hayallerinin peşinden koşan Zafer Doruk gibi idealist bir babası var. Bir de onu çocuk yaşta tiyatroyla tanıştıran amcası Erdal Cindoruk faktörü var. Amcası onu ortaokulda oynadığı bir tiyatro oyununda izlemiş ve "Okul çıkışlarında yanıma gelebilirsin" gibi sihirli bir cümle kurmuş. Cindoruk, daha 17 yaşında, kadrolu oyuncu olarak Seyhan Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nda, 'Fehim Paşa Konağı' isimli oyunda 'Yusuf' karakterini oynamış. Hatta bu tiyatrodaki kadrosunu kaybetmemek için konservatuvar okumak yerine Çukurova Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne girmiş. Ve 10 yıl süren üniversite dönemi boyunca işletme eğitimini bir kenara itip 40'a yakın tiyatro oyununda görev almış. Öyle ki hocaları onu, tiyatro sahnesinin hatırına mezun etmiş.

'KENDİMİ İŞTEN KOVDURACAĞIM'
Ve hikayenin kırılma noktası... Caner Cindoruk; üniversite, askerlik ve 10 yıldır aynı tiyatro oluşumunda görev almak derken birdenbire kendini 'sıkışmış' hissetmiş. Ne yapacağını bilemediği bu anlarda işletme mezunu olduğu için bir ilaç şirketinde çalışmaya başlamış. Ancak daha üçüncü ayında, tiyatrodan başka hiçbir iş yapamayacağını anlamış. Çocukluğundan beri tiyatro yaptığı üç yakın arkadaşına; Necip Memili, Ergun Doğramacı ve Gürsu Gür'e "Gidelim buralardan" diyecektir demesine ama ilaç şirketinde iki yıl boyunca çalışacağına dair bir sözleşmesi vardır. Ancak yine de, der. "Siz gidin, ben kendimi kovduracağım" deyip dediğini de yapar. Dört arkadaş bir anda kendilerini Kadıköy Moda'da yaşayan amca Erdal Cindoruk'un evinde bulur. Dublaj, figürasyon, bölüm oyunculuğu derken zor da olsa, ceplerinde çok az parayla İstanbul'da tutunmayı başarırlar. Önce hep birlikte 'Yaprak Dökümü'nde, sonra da 'Hanımın Çiftliği' dizilerinde rol alırlar. 10 yıl önceki bu İstanbul yolculuğu, Caner Cindoruk'un İstanbul'a ikinci ve temelli gelişi olmuş. Ne umup ne bulduğunu soruyorum: "Bir yıl boyunca parasızlıktan Moda'dan dışarı bile çıkamadık. İnsan çocukken gelse başka türlü olabilir. 26 yaşında geldiğinde ise gençliğini, üniversite hayatını ve anılarını uzaklarda bıraktığı için farklı oluyor. Bir de Çukurova'nın çok kültürlülüğünde samimiyet ön plandadır. Burada ise en zorlandığım şey, samimiyetsizlik olmuştu. Ama kozmopolit bir şehir ve zamanla kendiniz gibi insanları bulabiliyorsunuz."

'ŞENER ŞEN İLE OYNAMAK İSTERİM'
Cindoruk kariyeriyle ilgili şunları söylüyor: "Sinema kariyerime çok dikkat etmeye çalışıyorum. Tiyatro hep yapıyorum, hep de yapacağım ama sinema bende aşka dönüştü. Elimden geldiğince karakterleri, çevreleri, sınırları, dünyaları başka olan iç dünyamı değiştirecek senaryolar tercih etmeye çalışıyorum. Bu anlamda Zeki Demirkubuz'un filmi 'Kor' içime en çok sinen filmlerden biri oldu. Çok güzel geri dönüşler aldım." 'Kor', gerçekten de Cindoruk için bir eşik. Pek çok eleştirmen Cindoruk'un 'Kor'daki performansından övgüyle bahsetti. Cindoruk'un da kariyer planı tam olarak bu! 7 milyon gişe yapan bir filmdense 50 bin kişinin izlediği bağımsız bir filmde oynamak... Hele ki sözünü ettiğimiz Demirkubuz sinemasıysa... Cindoruk sinemadaki en büyük hayalinin ise Şener Şen ile aynı filmde oynamak olduğunu anlatıyor. Peki ya aşk? İşte sorunun yanıtı: "Tutkulu bir insanım. Tabii tutkulu olunca ilişkide titiz oluyorsunuz. Çünkü ilişkide düzeni seviyorum. Genellikle uzun vadeli ilişkiler yaşadım. Ve aşık olmanın büyüsünü seviyorum." En büyük zaafı ise tabii ki Adana Demirspor. Final maçında yenildiklerinde, bütün tribün stattan çıkamayıp bir saat boyunca ağlamış.

ÇOK İYİ MENEMEN YAPARIM
Sahne ışıklarının arkasındaki Caner Cindoruk ne yer, ne içer? Cevabına geçmeden önce kendisinin Adanalı olduğunu hatırlatayım. Yani mangal ve etin başrolde olduğu bir mutfaktan bahsediyoruz. Ancak 'Aramızda Kalsın' dizisinde İtalya'da çalışan bir şefi oynadığı için bulunduğumuz otelin mutfağında iki aylık bir eğitim almış. Ünlü oyuncu "Karakter için oldu ama bu şekilde mutfağa girmeye başladım. Çok güzel menemen yapıyorum. Krep ve omlet yapıp tavada çevirmeye de bayılıyorum. Spagetti çeşitleri, soteler ya da yeni soslar denemeyi seviyorum."