Bu gidle birlikte iş yapmak için oğluma yalvaracağım

Giriş Tarihi: 24.9.2016
Bu gidişle birlikte iş yapmak için oğluma yalvaracağım

Bu ay gede karşı karşıya gelecek olan baba-oğul Clint ve Scott Eastwood ilk kez birlikte röportaj verdi. Baba Clint Eastwood: Oğlumla henüz büyük bir proje yapmadık. Muhtemelen en kısa da bir iş yapmak için ona yalvaracağım. Çünkü artık herkes beni görünce Scott’ı soruyor

Baba-oğul Clint ve Scott Eastwood, Esquire dergisinin birlikte röportaj yapma isteğini kırmadı ve haklarında merak edilenleri anlattı. 86 yaşındaki Eastwood, asla durmuyor. 1.92cm'lik boyuyla eski, kahverengi Barcalounger koltuğuna yayılmış, editörüyle birlikte 1955'te başlayan kariyerinde yöneteceği 35'inci filmi olan 'Sully'yi bitirmeye çalışıyor. Tom Hanks'in, çalışmaz durumdaki uçağını Hudson Nehri'ne indiren Kaptan Chesley Burnett Sullenberger'i canlandırdığı 'Sully'; Eastwood'un son lardaki filmlerinin çoğu gibi, harekete geçerek doğru olanı yapan, ama her şey olup bittikten sonra kendisini sorgulayanlar yüzünden başı derde giren bir adamın hikayesini anlatıyor. 'Sully' ile birlikte Eylül ayında gösterime girecek, inandığı şeyi savunan bir adamın hikayesini anlatan bir film daha var: 'Snowden'. Oliver Stone'un yönettiği bu film, Edward Snowden'ın hikayesini anlatıyor ve Eastwood'un oğlu Scott, Snowden'ın NSA'daki amirini canlandırıyor. Bu, 30 yaşındaki aktörün şimdiye kadarki en büyük rolü...

Filmleriniz, benzer temalara sahip. 'Sully', onu saf dışı etmek isteyen kişilere karşı prensiplerini savunuyor. 'Snowden' da tamamen farklı prensipleri savunmak için direniyor. Her iki film de namuslu bireyleri özlediğimiz bir zamanda gösterime giriyor.
CLINT EASTWOOD: Evet, o konuda gerçekten eksiğimiz var. Dünya tımarhaneye döndü. Neler oluyor diye merak ediyor insan. Scott'ın filmi de çok etkileyici görünüyor. O filmi de görmek istiyorum.
SCOTT EASTWOOD: İlginç zamanlar yaşıyoruz. Babam eski usullere göre yaşayan biri. Beni de namuslu biri olarak yettirdi; gideceğin yere zamanında gitmek, meydana çıkmak ve sıkı çalışmak gibi şeyleri öğretti.
Büyürken babanızı çok fazla göremediniz, değil mi?
S.E.: Evet, annemi kızdırana kadar onunla Hawaii'de yaşadım. Sonra babamla yaşamak için yanına geldim ve onu kızdırdım. [Gülüşmeler]
Ergenlik döneminde babanız filmlerde adaleti sağlarken, 'Bu adamdan korkuyorum' diye düşündünüz mü hiç?
S.E.: Evet, elbette. C.E.: Aslında iyi bir çocuktu. Problemli değildi. Annesi onu iyi biri olarak yetiştirmiş, çünkü annesi de iyi biridir.

BEN HÂLÂ KÜÇÜK BİR ÇOCUĞUM
Scott, bir filmde babanızı canlandıracak olsaydınız karakterin temelini ne oluştururdu?
S.E.: Şey, çok konuşmam gerekmezdi. C.E.: Gör bak, bu kadar az konuşarak ne çok şey yapılıyor.
Bir aktörken kendi işinizi kurmaya karar verdiniz. Aslında Hollywood'da bu modeli siz icat ettiniz denebilir. Kendi işlerinin prodüksiyonunu yapan ve kendi işlerini yöneten ilk adamsınız...
C.E.: Evet, ilk defa yönetmenlik yaptığımda 40 yaşımdaydım. 1967 yılında geleceği düşünerek bir şirket kurdum.
Yönetmeni olarak çalıştığınızda, Scott'a ne tavsiye ediyorsunuz?
C.E.: Onunla henüz büyük bir proje yapmadık. Ama muhtemelen en kısa zamanda onunla bir iş yapmak için ona yalvaracağım. Çünkü artık herkes bana Scott'ı soruyor. S.E.: Babamla çalışırken şunu öğrendim ve hâlâ öğreniyorum; ben bu işte hâlâ bir çocuğum. Ama film dediğin şey aslında büyük oranda yönetmenin yoğurduğu bir hamurdur. Babamın yönetmenliğe geçişi bana bunu öğretti, asıl güç orada.
Peki Scott siz babanız gibi bir adamın yanında olup kendinize özgü bir adam olmayı nasıl başardınız; kendi kimliğinizi nasıl oluşturdun?
S.E.: Onun yaptığını yaptım, hep ilerledim. Arkana çok fazla bakamazsın ve böyle şeyleri uzun uzadıya düşünemezsin. Film yapmaya devam etmelisin; sonunda iyi birkaç film çekeceğini umarak. Arada muhtemelen birkaç tane kötü film çekmeyi göze alarak... C.E.: Akıllıca davranıyor. Çok çalışıyor ve biliyor ki insan her filmde yeni şeyler öğrenir.
Oğlunuz büyürken ondan uzak olmak zor muydu?
C.E.: Evet. Kariyerim iyi gittiğinden onu görme fırsatım olmadı. S.E.: Yanımda değildi, işini yapıyordu. Bilirsiniz, aslında yanımdaydı.
Nasıl bu kadar hayat dolu kalabiliyorsunuz? 86 yaşındasınız ama çok iyi işler çıkarıyorsunuz?
C.E.: Evet, kendini genç hissediyorsan gençsindir. Genç olmak istiyorsan genç kalırsın.

OSCAR ÖDÜLÜ ALDIĞIM FİLME İÇGÜDÜLERİMLE DAHİL OLDUM
İlk Oscar ödülünüzü 'Affedilmeyen' filmiyle 62 yaşında aldınız; çoğu erkek o yaşta artık vites küçültüyor.
C.E.: Ben o zaman üçüncü vitese geçtim. O proje bir dönüm noktasıydı, hikayeyi okuduğumda bunu anlamıştım. Hikayeye kalpten inandım. 'Bir Avuç Dolar' filmine de bir içgüdüyle dahil olmuştum, ' Dizgin' dizisinde oynayan adamdım o zaman. Sonra biri geldi ve "İtalya ve İspanya'da çekilecek, İtalyan/ İspanyol/Alman ortak yapımı bir filmde oynamaya ne dersin?" dedi. Belki de bu iyi bir fikirdir diye düşündüm. Bu, içgüdüsel bir karardı. Avukatım da o filmde oynamamam için yalvarmıştı, "Bu kötü bir iş. Senin yapacağın türden bir şey değil demişti." Ben de cevaben dedim ki, "Evet, bu şimdiye kadar yaptığım türde bir iş değil; tüm filmlerde birilerini vurup duruyorum. Artık çocuklarını da götürebileceğin bir film çekmek istiyorum. S.E.: Bana da hep bunu söylüyor;"Kimsenin bir şey bildiği yok, o yüzden kimseyi dinleme." C.E.: Kimsenin bir halt bildiği yok. Ama bildiklerini sanıyorlar. En çok şeyi bildiğini sananlar en az şeyi biliyor. Yaptığın her işle kendin hakkında birşeyler öğrenirsin.
ARKADAŞINA GÖNDER
Bu gidişle birlikte iş yapmak için oğluma yalvaracağım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz