X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Haberdeki ilk hedefimiz güvenilirlik
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Haberdeki ilk hedefimiz güvenilirlik

  • Giriş Tarihi: 6.11.2016
Haberdeki ilk hedefimiz güvenilirlik
Haberdeki ilk hedefimiz güvenilirlik

Atv Kahvaltı Haberleri’nin sevilen ismi Nihan Günay, başarılarını uyumlu ve tecrübeli bir ekip olmalarına bağlıyor: Haberin ne olduğunu bilen usta ve enerjik isimlerle çalışıyoruz. Türkiye’nin en iyi ekibi bizimki

A Haber'in sevilen yüzü Nihan Günay, bu sezon atv ekranında izleyiciyle buluşuyor. Kahvaltı Haberleri ile hafta içi sabahın nabzını tutan ünlü spiker, kısa sürede ekrandaki rakiplerine fark attı. Geçtiğimiz günlerde 53'üncü Uluslararası Antalya Film Festivali'nde de sunuculuk yapan Günay ile ekran serüvenini, yoğun çalışma temposunu ve hedeflerini konuştuk...
Geçtiğimiz yıl a Haber'de dört program sunuyordunuz. Ardından atv Gün Ortası Haberleri geldi, şimdi de atv Kahvaltı Haberleri ile ekrandasınız. Spikerlikte hızlı adımlarla ilerliyorsunuz...
Kendime her zaman söylediğim bir söz var: Bir işi yapacaksan, elinden gelenin en iyisini yap. En iyi olmak için değil, işin hakkını vermek için. Eminim, iş hayatı birçok kişi için hiç kolay olmamıştır. Bu zorlu ve çetrefilli yolda bana güvenen iyi insanlarla karşılaştım. Samimi olmayanları hayatımdan çıkararak yürüdüm. Hayat arkadaşımın yanında, hayal arkadaşlarım da oldu. İşin hakkını vermek için çok çalıştım, çalışmaya da her zaman devam edeceğim.

HEPSİ İŞİNDE USTA İSİMLER
Türkiye, hafta içi her sabah 07.00'de güne sizinle başlıyor. Kısa sürede büyük başarı yakaladınız. Bunu bekliyor muydunuz?
Karşımızdaki isimler, yıllarını sabah haberlerinde geçirmiş, deneyimli kişiler. Hepsine saygım var ama bizim rakibimiz kendimiziz. Büyük kanallar arasında, sabah kuşağında ekrana gelen tek kadın benim. Bunun avantajları ve dezavantajları var elbette. Haberin ne olduğunu iyi bilen, tecrübeli ve enerjik bir ekibimiz var. 'Kahvaltı Haberleri'ne geçeli henüz iki ay oldu ama ekiple aramızda müthiş bir uyum var. Sohbetimiz, kahkahalarımız, motivasyonumuz hiç bitmiyor. Hepsi kendi işinde usta. Kendimi tenzih ederek söyleyebilirim ki; Türkiye'nin en iyi ekibi bizimki.
'Kahvaltı Haberleri'ni sunmaya başladıktan sonra günlük programınız nasıl değişti?
Günüm, sabaha karşı 04.00'te başlıyor. Saat 04.30'da kanalda oluyorum. Hazırlık sürecinin ardından 06.45'te yayındayız. Yayın saatim, her gün 09.45'te bitiyor. Gün içinde eğer eve gidebilirsem bir-iki saat uyuyorum. 10 yıl aradan sonra bu yıl yeniden üniversiteli olduğum için genellikle gün içinde okula gidiyorum, derslere giriyorum. Ders biter bitmez evdeyim çünkü akşamüstü oğlum okuldan geliyor. Saat 16.00'dan sonra, tipik bir Türk annesi olarak dünyam, oğlumun etrafında dönüyor. Akşam 19.00 ise Ana Haber saati. Ertesi gün neler konuşacağımızı belirleyebilmemiz için Ana Haber'i izliyorum. Eşimle akşam yemeğimizi yiyip sohbet ettikten sonra elimize kitapları alıp hep birlikte uyku moduna geçiyoruz.
Bir spiker olarak kamera arkasında nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Üç saatlik bir haber akışımız var. Haberlerin hazır olanlarını mutlaka gözden geçiriyorum. Gazeteleri okuyup hangi köşe yazarı ne yazmış takip ediyorum.

GÖRÜNÜŞÜME FAZLA TAKILMIYORUM
Son dönemde Müge Anlı'nın çözdüğü çocuk cinayeti çok ses getirdi. Bir anne olarak bu tarz haberleri sunarken ne hissediyorsunuz?
Çok etkileniyorum herkes gibi... Ekranda zaman zaman duygularımı kontrol etmekte zorlandığım da oluyor. Anne olduktan sonra 'Ya o çocuk, benim çocuğum olsaydı' diye düşünüyorsunuz. Kimi, yanıbaşlarına düşen bomba sesleriyle en iyi arkadaşını kaybediyor, kimi bir tanıdığı tarafından tacize uğrayıp acımasızca öldürülüyor. Bir tarafta da boylarından büyük acılarla yaşamaya çalışan mülteci çocuklar var. Bu haberleri izleyicimizle paylaşabilmek bizim için çok önemli. Çünkü bu sorunların çözülebilmesi için önce farkındalık gerekiyor. Tüm çocuklara eşit ve adil davrandığı bir dünya, en büyük dileğim.
Görünüşünüzün, mimiklerinizin ve hislerinizin haberin önüne geçmemesine dikkat ediyor musunuz?
Görünüşünüze özen göstermek, ekranda olan herkes için olmazsa olmaz bir kural gibi. İzleyiciye saygının da bir göstergesi ama görüntüme fazla takıldığımı söyleyemem. Benim için esas mesele; duyguları, jest ve mimiklerle izleyiciye doğru aktarabilmek ve her zaman güvenilir olmak. Bu konuda tavizimiz yok.

EKRANDA OLDUĞUM GİBİYİM
Haber spikerlerinin daha ciddi olduğu düşünülür ancak siz törenlerde yaptığınız esprilerle ve dinamik sunuculuğunuzla dikkat çektiniz. Bu konuda yanlış bir algı mı var?
Günümüzde öyle bir algı kalmadığını düşünüyorum. Sunum; annemin kıyafet seçerken bana öğrettiği gibi, yerine, zamanına ve içeriğine uygun olmalı. Haber sunumuyla, bir festival sunumu arasında çok fark yok; işin matematiği aynı. Haberde ilk hedef her zaman güvenilir olmak. Dolayısıyla da haberi izleyiciye sunarken, aynı zamanda o duyguyu yaşamalı ve yaşatmalısınız. Festival seyircisinin görmek istediği sunumsa başka.
Gündelik yaşantınızda nasıl birisiniz?
Samimiyetin hayatımdaki yeri çok önemli, ilişkilerimde de belirleyici bir kavram. Samimiyetsizlik, hayatta beni en çok üzen şeylerden biri. İçinde sahtelik olan her şeyden kendimi sakınırım. Samimiyet olmadan, güvenin inşa edilemeyeceğini düşünenlerdenim. Bu nedenle ekranda da olduğum gibiyim. Beni üzen ve sevindiren her şeyi, izleyicimizle paylaşıyorum. Onlarla bu kısa zamanda aramızda kurduğumuz bağa hayranım. Bu da beni daha enerjik yapıyor, motive ediyor.

SON DAKİKA SÜRPRİZLERİNE AÇIĞIM
Antalya Film Festivali'nin hem açılışını, hem de kapanışını sundunuz. Sizin için nasıl bir deneyim oldu?
Tek kelimeyle özetlemem gerekirse, harika bir deneyimdi! Dördüncü kez bir festivalde görev yaptım. Daha önce iki yıl üstüste Adana Altın Koza Film Festivali'nde ve geçtiğimiz sene Antalya Film Festivali'nde kırmızı halıda görevliydim. Kurumumuzun destek olduğu festivallerin çoğunun içinde olduğum için mutluyum.
Geçtiğimiz yıllarda birçok oyuncu bu tip organizasyonları sunmuş ve çok eleştirilmişti. Spikerler bu konuda daha mı şanslı?
Bu denli büyük organizasyonların sunumunda -bizde yaşanmasa da- ufak tefek eksiklikler, aksilikler yaşanabilir. Bunları anlayışla karşılamak gerekir diye düşünüyorum, bu işin doğasında var. Biz işimiz gereği, her gün saatler süren bir canlı yayın maratonundayız. Dolayısıyla son dakika sürprizlerine açık bir zihnimiz var. Ağzımızdan çıkan her sözün bir anlamı olmalı.

OĞLUM 'ANNE' DİYEREK STÜDYOYA GİRDİ!
Canlı yayında hiç ekran kazası yaşadınız mı?
Aslında geçtiğimiz sene yaşadım sayılabilir. O zaman 'Gün Ortası'nı sunuyordum. Oğlum, benimle birlikte şirkete gelmek istemişti. Yayın saati geldiğinde ona odada oturmasını söyledim ve haber merkezindeki arkadaşlarıma emanet ettim. Tam yayının ortasında haberi sunarken, birden stüdyonun kapısı açıldı ve 'Anne' diye bir ses geldi! Bizimki içeri girdi ve hızla bana doğru koşmaya başladı. O an içimden 'Buraya kadarmış!' dedim. Sonra benim kameraya doğru yürümem ve kameraman arkadaşımın bana zoom yapmasıyla, bir ekran kazasını ucuz atlattık.

İŞİMDEKİ HEYECAN VE ADRENALİNİ SEVİYORUM
Yıllardır spikerlik yapıyorsunuz. Yayına çıkarken hâlâ heyecan yaşıyor musunuz? Özellikle izin dönemlerinden sonra ya da ekranda yeni bir şey denerken hissettiğim heyecan, paha biçilmez. Heyecan, adrenalin ve motivasyon; işimin en sevdiğim tarafları...
Ekrandaki rakiplerinizi takip ediyor musunuz? Her gün reytinglere bakıyor musunuz? Rakamlarla hayatımızı şekillendirmiyoruz ama izlenirliği ölçtüğü için reyting tablosu kıymetli. Sadece 'Kahvaltı Haberleri'nin reytingiyle ilgileniyoruz. Çünkü farklı olduğumuzu düşünüyoruz ve bunun izleyicideki karşılığı bizim için önemli.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.