X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gözler onun üzerinde: Özge Özpirinçci
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gözler onun üzerinde: Özge Özpirinçci

  • Giriş Tarihi: 2.7.2015
Gözler onun üzerinde: Özge Özpirinçci
Gözler onun üzerinde: Özge Özpirinçci

Doğal güzelliği ve sağlıklı görünen saçlarıyla daima beğenimizi toplayan Özge Özpirinçci'yle güzellik rutinlerini ve hayatının nasıl gittiğini konuştuk.

COSMO Son projeniz Aşk Yeniden çok sevildi, nasıl tepkiler alıyorsunuz?
ÖZGE ÖZPİRİNÇCİ Baktığınız zaman ben 6-7 yıldır televizyon oyunculuğu yapıyorum ve hayatımda ilk kez halktan bu kadar iyi tepkiler alıyorum. Yani Sakarya'ya gidiyorsun, bir teyze sana "Vay Zeynep kızım ne kadar tatlısın" diyor. Rize'de çekim yapıyoruz orada bile herkes beni "Zeynep" diye çağırıyor. Aynı zamanda tabii sosyal medyadan da çok güzel tepkiler alıyoruz. Seyirci bizim olayları çok fazla sündürmememizi seviyor bence. Yani kötü bir olay olsa bile, bir sahne sonra o olay düzeliyor, çözülüyor, başka bir olaya geçiliyor. O kadar hızlı ilerliyor ki insanlar takip ederken sıkılmıyor, yorulmuyor, fazla düşünmek zorunda kalmıyor. Çok tatlı bir hikaye izliyorlar ve bu da onları mutlu ediyor. C Buğra Gülsoy ile de iyi bir ikili oldunuz…

Ö.Ö.
Evet, Buğra ile gerçekten çok iyi bir ikili olduk, ben de öyle düşünüyorum. Yani hiç aklıma gelmezdi; açıkçası Buğra ile beni oynatmak değişik bir tercih. Yönetmenimiz Ersoy Güler ilk bölümü oynarken "serbestsiniz" deyip duruyordu. Biz de şimdi ilk kez komedi oynuyoruz Buğra ile… Sürekli "çok mu abartıyoruz, fazla mı maymunlaşıyoruz, bir yerde dursak mı acaba" diye ilk bölüm çok korkarak oynadık. Korkarak izledik daha doğrusu. Ama çok beğendik ve halk da beğendi yaptığımız işi. Doğru yoldayız dedik, oradan devam ediyoruz.

C Sezon finali yaptığınıza göre tatil planlarınız da bellidir, değil mi?
Ö.Ö. Bu tatilde bol bol yüzmek istiyorum çünkü her ne kadar diğer diziler gibi Eylül'den beri çalışmasam da çok yorulduğumu hissettim fiziksel olarak. Set bitti bronşit oldum, uçuklarım çıktı. Vücudum "artık bir dur" şeklinde sinyal verdi adeta. Yani ben çalışırken de sosyal hayatımdan geri kalmak istemediğim için boş bir günüm varsa "oraya gideyim, arkadaşlarımla görüşeyim, şunu yapayım, bunu yapayım" derken bir bakmışım yorulmuşum. Bu yaz bana çok iyi gelsin istiyorum, büyük bir dönüşüm olsun içimde...

C Güneş ile aranız nasıl?
Ö.Ö. Açıkçası küçükken hiç umursamazdım, şimdi korkuyorum. Hem artık şu anki güneşle, 2000 yılındaki güneşin etkileri aynı değil; bangır bangır söylüyorlar bunu. Güneşin cilde olan zararlarını dermatologlar söylüyor. Her şeyi geçtim, zaten yüzdüğümde yanıyorum. Bu yüzden temmuz ayının ortasında saat 12 güneşinde yatayım da biraz renk alayım demiyorum.

C Çok güzel bir cildiniz var, özellikle yaptığınız bir şeyler var mı?
Ö.Ö. Aslında genetik biraz. Anneannem, annem, teyzelerim, kuzenlerim hepimizin cildi çok güzel. Cildimi temizlemeden asla yatmam, eve ne kadar yorgun gelirsem geleyim, mutlaka o cilt temizlenir. Nemlendirme zaten en önemli olay. Asitli içecekler, meyve suları böyle çok şekerli gıdalar tüketmiyorum. Biraz galiba beslenme ile de alakalı… Çok yoğurt yiyorum, çok fazla kuru yemiş yiyorum. Hatta bazı görüntü yönetmenleri şikayetçidir benim cildimin parlamasından ama cildimin yapısı öyle. Sadece bana gelen genetik mirasa iyi bakmaya çalışıyorum.

C Çok makyaj yapmıyorsunuz anladığım kadarıyla…
Ö.Ö. Doğallık tercih etsem de artık daha dikkat etmeye başladım; aynaya baktığımda kendimi iyi hissetmeden dışarı çıkmak istemiyorum. Bir allık, dudak parlatıcısı mutlaka sürüyorum. Bir de dışarı çıkıyorsam, arkadaşlarımla buluşmaya ya da bir yemek yemeğe gidiyorsam mutlaka rimel sürüyorum; son iki-üç yıldır bende bir takıntı başladı: Kirpik takıntısı. Kirpik uzatıyor diye "sümüklü böcek sür" deseler onu bile yapacağım neredeyse! Onun dışında günlük hayatta fondöten kullanmıyorum; zaten sette haftanın altı-yedi günü makyaj yapıyorum. Sette makyajımı da ben kendim yapıyorum.

C Bunu bilmiyorduk mesela…
Ö.Ö. Evet, makyajımı kendim yapıyorum, daha rahat hissediyorum kendimi. Başkasına makyaj yapmayı da seviyorum, annem özel günlerde makyajını bana yaptırıyor. Tabii profesyonel anlamda değil; kendime yaptığımı ona da yapıyorum "aaa ne güzel oldu" diyor.

C Peki, değişime açık biri misiniz? Değişim sizin için ne ifade ediyor?
Ö.Ö. Değişim çok genel bir kavram. Farklı anlamlarda kullanılabilir. Değişimin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum; hayatımda asla değiştiremeyeceğim şeyler çok azdır. Bunlar da zaten alışkanlığın ötesinde, kolum, bacağım gibi olan şeyler. Son zamanlarda şunu farkettim, ben hep aynı kadınım. Bu yüzden ben de bu aralar bu 'değişim' olgusunu çok düşünür oldum. Hayatımda hiç yapmadığım bir şeyi yapmak, denemek istiyorum.

C Oyuncular sık sık görünümlerinde değişiklik yapabiliyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ö.Ö. Oyunculara çok fazla sorulan bir soru bu. "Bir rol gelse saçınızı kazıtır mısınız" gibi şeyler... Yani değecek bir rol olduktan sonra benim için yapılamayacak bir şey değil. Onun dışında değişim beni hem heyecanlandırır hem de korkutur. Mesela saç rengimi hiç değiştirmedim diyebilirim. 29 yıldır aynada aynı kıza bakıyorum.

C Peki, aynaya baktığınızda nasıl bir kadın görüyorsunuz, kendinizde değiştirmek istediğiniz bir şeyler var mı? Ö.Ö. Ben açıkçası aynaya baktığım zaman mutlu bir insan görüyorum, ya da hep mutlu bir insan görmek İstiyorum. Evet, o gün kalktığımda belki dudağımda uçuk, yüzümde sivilce ya da gözlerimin altında şişlik olabilir ama mutluysam hayatta şükrediyorum ve mutluluğun peşinden koşuyorum. Benim her zaman hayatımda istediğim şey sağlık ve mutluluk. Çok şükür; ikisi de var.

C Peki, saçlarınıza nasıl bakıyorsunuz? Bakım yapıyor musunuz?
Ö.Ö. Her kadının yapması gereken rutin yıkama sonrası saç bakım kremi kullanmak dışında özel bir saç bakımı yapmıyorum. Saçlarım dalgalı, belli ürünlerle dalgalarını belirginleştiriyorum. Saçın bir psikolojisi var zaten. Onun dışında saçıma özel bir bakım da yapmıyorum, dalgasına özel şampuan da kullanmıyorum, sadece kullandığım ürünlerin içinde minimum katkı maddesi ve hayvanlar üzerinde test edilmemiş olmasına dikkat ediyorum. Organik ürün takıntılı bir insan değilim ama yaşadığım şehir içinde elde edebileceğimin en doğalını elde etmeye çalışıyorum. Sabah bir kalkıyorum sanki kuaförden yeni çıkmış gibiyim; o kadar güzel ki. Her projede bana "saçını değiştirelim" diyorlar, "tamam siz nasıl isterseniz" diyorum. Düzleştirsek mi, kessek mi diye düşünüp sonra yine kendi saçlarımda karar kılıyorlar. Genelde hep kendi doğal saçımı kullanıyorum. Örgü modellerini çok seviyorum bir de… Ama mesela bu çekimdeki gibi, saçlarımda değişik modelleri görmek, o değişimi deneyimlemek hoşuma gitmiyor değil.

C Sizi en son beyazperdede Karışık Kaset filmiyle gördük, yakında yeni bir film projesi var mı?
Ö.Ö. Aslında sinema filmi geldi birkaç tane ama o kadar yorgundum ki kimseyi mutsuz etmek istemediğim için hepsinden kaçtım. O yüzden bu sene bir film projesi yok, güzel bir tatil var kafamda. Belki Aşk Yeniden'den sonra bir film olabilir.

C Oyuncuların ne denli yoğun olduklarını biliyoruz. Siz kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Ö.Ö. Evet, evet kendime vakit ayırabiliyorum, sadece ayırdığım o vakti doğru kullanmayı bilmiyorum. Bazen ne yapacağımı şaşırıyorum. "Ay kuaföre mi gitsem, annemi babamı mı görsem, arkadaşlarımla mı buluşsam, sevgilimi mi görsem, sinemaya mı gitsem, bisiklete mi binsem" derken hiç bir şey yapamayıp iki gün evde oturduğum da oluyor yani. Hiçbir şey yapmadan evde boş boş oturmak, TV kanalı değiştirmek... Bunlar çok hoşuma gidiyor.

C Spor yapıyor musunuz?
Ö.Ö. Bayadır yapamıyorum set yoğunluğundan dolayı ama spor gerçekten bana kendimi çok iyi hissettiren bir şey. Pilates yapıyorum ya da ara sıra crossfit. Hep hareket etmeye çalışıyorum, hiçbir şey yapamıyorsam çıkıp sahilde altı-yedi kilometre yürüyorum, koşuyorum; terlemek iyi geliyor.

C Beslenmenize de dikkat ediyorsunuz belli ki…
Ö.Ö. Etmek zorundayım çünkü bayadır spor yapamıyordum. Kendimi biraz rahatsız hissediyorum. Yemekleri zaten Burak (Yamantürk) yapıyor, çok da iyi yapıyor. Ona "sen istediğini yap, ben temizlerim" diyorum.

C Gelelim aşka… Sevgiliniz Burak Yamantürk ile her şey yolunda mı?


Ö.Ö. Aşk çok güzel gidiyor, her şey yolunda... Maşallah! Onun da yaz için projesi yok, ikimiz güzel bir tatil planlıyoruz. Arkadaşlarımızla bol deniz, bol yemek, bol eğlence; planlarımız bu yönde şimdilik.

C Peki, Özge Özpirinçci ilişkide nasıl bir kadın? Zor birisi misiniz?
Ö.Ö. Eskiden daha kolaydım, şimdi zorlaşıyorum galiba. O biraz hayatta yaşadığın şeylerin seni büyütmesiyle oluşuyor galiba; ara sıra bir şeye takılıyorum sonra dönüp kendi kendime şöyle diyorum "ya sen normalde takılmazsın böyle şeylere, düşünmezsin ve neden şu an bunlara takıldın?"

C Deneyimlerle birlikte tahammül mü azalıyor acaba?
Ö.Ö. Herhalde… Genel hayatta yaşadığınız olaylar, ülke gündemi, setteki yorgunluk ki ne kadar keyifli bir set olmasına rağmen, fiziksel yorgunluk, ailevi problemler, arkadaşlarının dertleri, her şey böyle üst üste geldikçe bir noktada en yakınındakine saldırıyorsun ister istemez. Ya anneye ya en yakınındakine yapıyorsun. En yakınımdaki de Burak oluyor genelde. Sinirleniyorum, sonra duruyorum ve pardon diyerek kendimi düzeltiyorum.

C Sizin kendinize has bir tarzınız var. Moda ve alışveriş ile aranız nasıldır?
Ö.Ö. Modayı takip edemiyorum çünkü çok hızlı değişiyor. Sırf moda diye bana yakışmayan bir şeyi giymek bana garip geliyor. Bazen öyle modeller görüyorum ki sanki modacılar birleşmiş ve 'kadın proporsiyonunu nasıl çirkin gösteririz' demişler gibi geliyor. Örneğin bol, yüksek bel ama bermuda pantolonlar var ya, kime yakışır bu? Ben mesela onu giyemem... Giysem yani neyle kombinleyeceğim, ne yapacağım... Çok uzun mesai! Keşke her sabah uyandığımda bana şunu giyeceksin diyen birisi olsaydı, o kadar rahat ederdim ki, "tamam" deyip hemen çıkardım herhalde. Alışverişi özel bir davet varsa, o zaman gidip yapıyorum. Daha çok ihtiyaca yönelik...

DAMLA DURAK