X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Soma Davasının Dördüncü Oturumu Sona Erdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Soma Davasının Dördüncü Oturumu Sona Erdi

  • Giriş Tarihi: 17.4.2015 21:48 Güncelleme Tarihi: 18.4.2015 01:58
MANİSA’NIN SOMA İLÇESİNDE 13 MAYIS 2014’TE YAŞANAN MADEN KAZASININ ARDINDAN BAŞLAYAN AKHİSAR AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE GÖRÜLEN SOMA DAVASI, BİR HAFTAYI GERİDE BIRAKTI.
Soma Davasının Dördüncü Oturumu Sona Erdi

Soma davasının ilk haftası geride bırakılırken Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, 11 aydır ortada olmayan topçu defterlerinin ortaya çıktığını, deliller karartıldığı için tutuksuz sanıkların tutuklanmaları gerektiğini savundu.
ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Soma davasının dördüncü oturumunun sona ermesinin ardından gazetecilere açıklamada bulundu.
ÇHD Genel Başkanı, müşteki ve müdahil talebinde bulunan mağdurların avukatı Kozağaçlı, dinamitlerin patlamalarıyla sensör ölçümlerini değerlendirmek için tasarlanan, bilirkişinin şirketten istediği, savcılığın araştırıp bulamadığı, 11 aydır ortada olmayan topçu defterlerinin ortaya çıktığını belirtti. Kozağaçlı, “Bu davanın çözümü için büyük öneme sahiptir. Biz bugün bir meslektaşımızın ağzından dehşet içerisinde şu cümleyi duyduk; ‘bu defterler bizde, tasnif ediyoruz, uygun hale gelince mahkemeye sunacağız.’ Bu meslek ahlakı ve ilkeleri bakımından kabul edilemez bir cümledir. Bu delil karartmaktır. Bu bilirkişiden, savcılıktan, mahkemeden delil kaçırmaktır. Tutuksuz müvekkilleri olan bu meslektaşlarımızın yanına gitti tutuksuz sanıklar. Yani defterlerin yanına gittiler. Yanına gittiler. Yani başka bilemediğimiz şirket kayıtlarının yanına gittiler. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.
“TUTUKLANMALARINI TALEP ETTİK”
Mahkemeden aynı zamanda meslektaşlarının da müvekkilleri olan sorgu vermiş sanıkları derhal tutuklanmasını talep ettiklerini söyleyen Kozağaçlı, “Bu delillerin korunmasının başka yolu yoktur. Bu defterlerin şirket yetkilileri tarafından derhal mahkemeye verilmesi, şirketin kayıtlarında bu mahkemenin tedbiren bu kayıtlara el koyması gerekmektedir. Avukat bürosunda tasnifi beklenilemez. Bu deliller soruşturmanın en önemli parçalarıdır. Bu deliller soruşturmadan ve kovuşturmadan kaçırılmıştır. Bu ve benzeri deliller ortada yokken yahut tasnif ediliyor iken bu dosyada tutuksuz sanık olması kabul edilemez. Avukat meslektaşlarımızın bu beyanı kabul edilemez. Delil gizlemek, delil değiştirmek, delil tasnif etmek avukat işi değildir. Bu deliller savcılık aşamasına gelmeleri gereken yere, bilirkişi talebi doğrultusunda gelmeleri gereken yere, adli emanete getirilmek zorundadır” açıklamasında bulundu.
“HAPİSANEDE UZLAŞMA SAĞLANMIŞ”
Davanın bir haftalık sürecinde bir genel değerlendirme yapan Kozağaçlı, “İlk sanığın ifadesinden başlayarak görülüyor ki hapishanede bir uzlaşma sağlanmış. Yani sermaye sahibi şirketin temsilcisi ile sermaye sahibi sanık ile yüksek ücretli uzman işveren temsilcisi sanıklar arasındaki ihtilaf hapishanede ortadan kaybolmuş. İşin özü şudur. Bu kişilerin sıfatları, şirket yönetim kurulunun listesi, şirket yönetim kurulunun kararları, ticaret sicil gazetesinde yayınlanan kararların tamamı şaibelidir. Bu sanıklar birbirlerini suçlamışlar, şikayet etmişler ve bu aşamada birbirlerinin aleyhine ifade vermişlerdi. Kimi kastediyorum? Sermaye sahibini Can Gürkan’ı, Genel Müdürü Ramazan Doğru’yu, İşletme Müdürü Akın Çelik’i. Bu kişiler birbirlerinin aleyhine ifade vererek bu noktaya gelmişlerdir. Oysa bugün gördüğümüzde hapishanede derin bir uzlaşma sağlandığını görüyoruz. Bütün ihtilafların üzeri kapatılmış, yüksek ücretli mühendis yöneticilerle sermaye arasındaki çelişki ortadan kaldırılmış. Buna uygun bir hikaye ile karşımıza çıktılar” diye konuştu.
“AMİRLERİN ALTINDAKİLER HÜKÜMLÜ İLAN EDİLDİ”
Üç vardiya amirinin altında bulunan kişilerin bu davanın hükümlüsü olarak ilan edildiğini söyleyen Kozağaçlı, “Üç vardiya amirinin altında üstünde hiç kimse ne sorumluluk kabul etti, ne suç kabul etti, ne yangın kabul etti fakat alttaki personelin bunun sorumluluğunu kabul edip ‘biz bildirmedik, herhalde o yüzden oldu’ denmesini istiyorlar. Bu şaşırtıcı bir akıldır. Genç arkadaşlarımızın, bu genç sanıkların 2 bin 500 lira maaş ile madene vardiya usulü inen bu maden mühendislerinin nasıl böyle bir tuzağa çekildiği araştırılmalıdır. Nasıl bu suçu üstlenmeye razı edildikleri anlaşılmalıdır” dedi.
“AİLELERİN ULAŞIMI SAĞLANMALI”
Kozağaçlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Aileler bu hafta boyunca çok onurlu bir mücadele yürüttüler. Bütün isyanlarını, sitemlerini mahkemenin devam etmesi adına bastırdılar. Gün be gün azalarak, ekonomik imkanları ortadan kalkarak çocukları kapının önüne bırakmak zorunda kalarak, çocuklarını bırakacak başka yerleri olmadığı için gelemeyerek bir haftayı geçirdiler. Hepimiz için çok yorucu ve acı bir hafta oldu. Bu ailelerin bu binaya ulaşımının sağlanması bir zorunluluktur. Sadece mahkemeye veya savcılığa değil bütün kamuoyuna görev düşmektedir.”