X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Oğlumu düşünüp anaokulu açtım'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Oğlumu düşünüp anaokulu açtım'

  • Giriş Tarihi: 3.3.2013

Yaklaşık 20 yıllık anaokulu eğitimciliği tecrübesini, oğlu anaokuluna gitme yaşına geldiğinde işletmeci olarak kullanmaya karar verdi Nesrin Civan... 10 ay gibi kısa bir sürede okulunun kapılarını Bursalı miniklere açan Civan, kaliteli eğitim vermenin mutluluğunu yaşıyor

Anaokulu öğretmenliğinden mezun olduktan sonra öğretmenlik, müdür yarrdımcılığı ve müdürlük yapan Nesrin Civan, kendi oğlu için anaokulu ihtiyacı doğunca bir anaokulu açmaya karar verdi. Oğlunu da bu okulda öğrencileri ile birlikte büyütmek için kolları sıvayan Civan, okulunun mutfak malzemelerinden oyuncaklarına kadar tüm alışverişini kendisi yapıyor. Başarılı iş kadını, kaliteli işler ortaya çıkarmak için kaliteli malzemeler ve kişilerle çalışmanın önemini vurguluyor.
Okul açma fikri sizde nasıl gelişti?
2010'da kurulan yeni bir okuluz ve bu yıl üçüncü mezunlarımızı vermeye hazırlanıyoruz. Aslında böyle bir fikir üzerinde uzun uzadıya düşünmemiştik hiç. İkinci çocuğumuzun anaokulu döneminin gelmesi ile birlikte başladığımız okul arayışı sürecinde biz mi bir okul açsak diye aklımızdan geçirdik ve bir anda hız alan projemizi oğlumuz Ege'nin eğitime ilk adımını atacağı zamana yetiştirdik. Çok kısa bir sürede arsayı bulduk ve 10 ay gibi hızlı bir çalışma sürecinin ardından kapılarımızı öğrencilerimize açtık.
Biraz okulunuzdan bahsedelim.
Çocuklarımızın geleceğe güvenle bakabilmeleri için hiçbir detayın atlanmadığı, bin 600 metrekare kapalı ve bin 200 metrekare açık alan üzerine kurulan bir okuluz. Bir anaokulunun bünyesinde olması gereken her şeye sahibiz. Tek bir ayrıcalığımız var, biz aldığımız her türlü hizmeti profesyonellerden alıyoruz. Yani eğitimcilerimizden aşçımıza kadar herkes hem konusunda eğitimli hem de yıllara dayanan tecrübeleri olan kişiler. Bizim sağlıkçımız uzman çocuk doktoru, pedagoğumuz uzman pedagog. Örneğin aşçımız aşçılık okulu mezunu ve burada çocuklarımıza verilecek olan her öğün kalori hesabı yapılarak, dengeli beslenme kurallarına itinayla uyularak hazırlanmakta. Biz Ege Berk Anaokulu olarak Uluslararası Bakalorya Organizasyonu birinci kademe PYP başvurusu yapmış ve adaylığı kabul edilmiş ilk okuluz Bursa'da.
Okulun tefrişi sırasında nelere dikkat ettiniz?
Başından beri eğitimin içinde bir anne olarak çocuklarıma nasıl alışveriş yapıyorsam aynı özeni okuluma da gösterdim. Çünkü buraya gelen çocukların benim kendi çocuklarım oldukları düşüncesi ile böyle bir eğitim merkezi oluşturdum. Bu nedenle sağlık için zararlı maddeler içeren hiçbir ürünü kapımızdan içeriye sokmadık diyebilirim gönül rahatlığı ile. Çocukların hayal gücüne hitap eden, beyin jimnastiği yaptıran, ahşap materyallerden oluşan oyuncakları tercih ettik, hatta bahçemizin tefrişinde bile plastik ve türevlerinden kaçındık. Bahçemizdeki kocaman tahta geminin içinde bir çocuğun açık alanda oynamaktan keyif alacağı bütün oyuncaklar mevcut.
Gelişme planlarınız var mı?
Şimdilik elde ettiğimiz kaliteyi korumak adına şubeleşmek, büyümek ya da ilkokullaşmak gibi düşüncelerimiz yok. Elimizdeki mevcudu en doğru biçimde yönetmek ve kalitemizi bu şekilde korumak taraftarıyım.
Çocuk gelişimi konusunda ailelerin eksik kaldığı taraf nedir?
Karşılaştığımız en büyük sorun özgüven ve kişisel bakım konusunda çocuklara çok fazla şans tanınmamış olması. Türk aile yapısının çok koruyucu olmasından kaynaklanıyor bu elbette. Bu aile yapısının iyi yanları olduğu gibi çok kırılgan, dayanıksız, bağışıklık sistemi zayıf ve kendine güveni olmayan bireyler de yetiştirmemize neden olabiliyor.
Çalışan annelere çocukları ile doğru iletişim adına ne önerirsiniz?
Çalışan annelerin üzerinde oluşan en büyük baskı çocuğu ile yeterince vakit geçiremediği hissiyatı. Bu hem anne hem de çocuk açısından acı verici bir durum oluşturuyor. Oysa ki, çocukla doya doya geçirilen yarım saatlik zaman dilimi ve çocuğa seni seviyorum, seni önemsiyorum, sana güveniyorum mesajlarının doğru verilmesi ilgi göstermek adına yeterli bir çabadır.
Anneler ne kadar çalışma hayatından uzak kalmalı?
Anne ve bebeğin kendilerini toparlamaları ve bir bütün oluşturmaları adına bir yıl çalışma hayatından uzak kalmak herkese iyi gelecektir diye düşünüyorum ancak bundan daha fazlası kadınları çalışma hayatından uzaklaştırdığı gibi çocuklara da yararlı olmamaya başlıyor. Çünkü çocuklar paylaşmaya, sosyalleşmeye ihtiyaç duyarlarken bundan uzak kalmış oluyorlar. Yani bir süre sonra yolları ayırmak ve herkesin kendi ihtiyaçlarını doğru biçimde gidermesi yolunu benimsemek en doğrusu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.