X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER FİKRET ESER: Onlar içeride ter dökerken...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

FİKRET ESER: Onlar içeride ter dökerken...

  • Giriş Tarihi: 24.3.2013

Milyonlarca genç siz bu satırları okurken hayatının en önemli dönemeçlerinden birinde ter döküyor olacak... Sizler de ebeveynler olarak büyük çoğunluğunuz okulun kapısında bekliyor olacaksanız. Bazılarınız da "Ne gerek var artık büyüdüm" ısrarları karşısında evde oturdunuz ama içiniz içinizi yiyor. Üniversiteye girişin ilk basamağı Yüksek Öğrenime Geçiş olan YGS için 1 milyon 923 bin 033 kişi başvurdu. Bunların içinde değişik gruplar var. Kendimi denemek için girdim diyenler, yıllar sonra o heyecanı tatmak istedimciler, bir okulda okumalarına rağmen belki tutarsacılar var... Yalnızca bu sınavla alan bölümlere yerleşmek isteyenlerin de epeyce bir yekun olacağını tahmin ediyorum. Ancak şu an lise son sınıfta okuyupta ilk kez girenlerle, son birkaç yılda girip de açıkta kalanlar hepsine fark atar. İkinci sınava LYS'ye sanırım bir milyonu aşkın öğrenci katılacak. Yani bugünkü sınav bir antrenman olacak. Ancak ikinci sınavdaki katsayıyı yükselteceği için de önemli... Çocuklarınız uzun süredir bu ana hazırlanıyordu, okulda bir yandan her şey müfredata uygun yapılırken adım adım bugünler için de birikim kazanılması için çaba gösterildi. Bazı okullarda lise 3'ten itibaren üniversite hedefli dersler verilmeye başlandı. Aileler de kurslara ya da özel hocalara yönelmeye başladı. Artık yavaş yavaş hafta sonları da dolmaya başladı. Son sınıfa gelindiğinde ise neredeyse sosyal hayat sıfıra indi. Okul, dershane, ev üçgeninde eğitimin başladığı eylül ortasından itibaren tempo yükselmeye başladı. Arka arkaya deneme sınavları geldi, gazeteler bile sınav kitapçığı vermeye başladı. Moraliniz bazen yüksekti, bazen dalgalı, bazen de düşük... Deneyimli hocalar, abiler, ablalar taktikler verdi... Aman çözemedinse takılıp kalma, bir sonrakine geç, ya da moralini bozma şöyle derin bir nefes al yeniden başla diyerek... Aman ona da bakayım bunu atlamayayım derken sınav günü geldi çattı. Çünkü çocuğunuz sabaha kadara yatağında döndü durdu, siz de gergindiniz uyku tutmadı... Kahvaltıda ne çok şey hazırladınız. Belki de hiçbirini ağzına bile koymadı ya da ufacık bir lokma aldı... Başka zaman olsa ısrar ederdiniz ama bugün daha fazla üstüne gitmediniz... Biliyorsunuz siz de o yaşlardan geçtiniz, stres hiçbir şeye benzemez... İnsanda ne iştah bırakır ne de mecal... Şimdi sizler çocuğunuz içerde onlarca soruyla cebelleşirken birbir türlü ruh haliyle bekliyorsunuz... Bildiğiniz bütün duaları ettiniz, kiminiz telefonla oyalanıyor, kiminiz gazete okuyor... Hemen bir grup oluşturup sohbete başlayanlarınız bile var... Laf laf açtı... Konuşmalar çocukların durumuyla başlayıp memleket meseleleriyle ve gündelik hayatla devam edip gitti... Arabayla gelenlerin bazıları ise hiç inmedi, hafifçe koltuğu geriye itip kafayı koltuğa yaslayıp dinlenmeyi tercih ettiniz. Sık sık saati kontrol ettiniz, kornayı ısrarla basan şu densiz de kim çocukların dikkatini dağıtacak diye kızdınız... Artık öğlen oldu, kapıdaki kalabalığı yararak çıkan boşluğa bakan sınavzedeler görünmeye başladı... Sizinki ne yaptı acaba.... Hah işte geliyor, yüzüne bakıyorsunuz... Mutlu mu, gülümsüyor mu... Suratı asık gibi mi yoksa bana mı öyle geldi... neyse bunu atlattınız... Darısı üç ay sonra yapılacak ikinci sınava...