Fikret ESER: Aile, iş ve toplumsal cinsiyet

Giriş Tarihi: 10.11.2013
Türkiye'de, aile yapısı, çiftlerin kaç çocuk istediği, kadının çalışma hayatına katılımı, aile kurumunun güçlenip güçlenmediğine ilişkin yapılan bir araştırma son günlerdeki tartışmalara yeni bir bakış açısı getirebilir.
International Social Survey Programı'nın (ISSP) 2012 yılı saha taramasına dayalı araştırması 59 ilde 1555 denekle yapılan yüz yüze görüşmelerle yapıldı.
Uluslararası programın Türkiye ayağını Koç Üniversitesi'nden Prof. Dr.
Ali Çarkoğlu ile Sabancı Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu hazırladı. "Türkiye'de Aile, İş ve Toplumsal Cinsiyet" başlıklı çalışmaya katılanların yüzde 87'si, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin mutlaka evli olması gerektiğini savundu. Katılanların yüzde 13'ü ise çiftlerin evlenmeden de çocuk sahibi olabileceğini savundu.
Yüzde 72'si, evli olmayan çiftlerin bir arada yaşamalarının kabul edilmez olduğunu savunurken, yüzde 13'ü çiftlerin evlenmeden de bir arada yaşayabileceğini ileri sürdü.
Türkiye'de evlilik dışı beraber yaşama pratiğini 'kabul edilebilir' bulan yüzde 13'lük oran, Avrupa ortalamasının çok altında.
2002'de yapılan ISSP araştırmalarında bu oran Danimarka'da yüzde 93 civarında.
Araştırmada ideal çocuk sayısının 2 olduğu yönünde görüş bildirenlerin oranı yüzde 43. Toplumun yüzde 36'sı ise ideal çocuk sayısının 3 olduğu yönünde kanaat bildirdi.
Yapılan araştırmada, kadının toplumdaki rolünün çoğunluk tarafından 'çocuk yetiştirmek' ve 'ev işleriyle uğraşmak' olarak algılandığı, erkeğin rolününse 'ev dışında kazanç sağlayıp aileye bakmak' olarak algılandığı tespit edildi.
Katılımcıların yüzde 43.2'si ailenin kadının çalışmasından zarar göreceğini savundu. Katılımcılara, 'Her ikisi kadın ya da her ikisi erkek olan çiftler bir kadın ve bir erkekten oluşan çiftler kadar iyi çocuk yetiştirebilir mi?' sorusu yöneltildi.
Deneklerin yüzde 9'u lezbiyen çiftler için 'evet' cevabını verirken, yüzde 7'si ise gay çiftler için 'evet' cevabını verdi. Deneklerin yüzde 54'ü lezbiyen çiftlerin, yüzde 56'sı gay çiftlerin kadın ve erkekten oluşan bir çift kadar iyi çocuk bakamayacağı yönünde kanaat bildirdi.
Rapora göre, yüzde 48 çalışan bir annenin, çalışmayan bir anne kadar çocuğuna yakın ve güven dolu bir ilişki geliştiremeyeceğini, yüzde 39'u geliştirebileceğini belirtirken, yüzde 58'i okul öncesi yaştaki bir çocuğun annesinin çalışmasının çocuğu kötü etkilemesini olası gördüğünü ifade etti.
Türkiye'de çalışma hayatına katılan kadının çocuklarının yetişmesine kötü etki edeceğine inananların çoğunlukta yer aldığı rapora göre, katılımcıların yüzde 43.2'si kadın çalıştığı zaman tüm ailenin zarar gördüğünü, yüzde 47.5'i zarar görmediğini düşünüyor.
Çalışmaya katılanların yüzde 63.4'ü, "kadının bir iş sahibi olması iyidir ancak çoğu kadın aslında öncelikle bir yuva ve çocuk sahibi olmak ister" görüşünde.
Katılımcıların yüzde 45'i, "ev kadını olmanın kadın için bir işte çalışmak kadar tatmin edici olduğunu" belirtirken, yüzde 27'si bu fikre katılmıyor.
Katılımcıların yüzde 42'si, ailede erkeğin işinin para kazanmak, kadının işinin eve ve çocuklara bakmak olduğunu dile getiriyor. Erkeklerin yüzde 14'ü, kadınların yüzde 83'ü, çamaşır yıkamayı genellikle kendisinin yaptığını belirtirken, diğer ülkelerde de çamaşır yıkamanın erkeklerin de daha fazla katıldığı bir faaliyet gibi görülüyor.

ARKADAŞINA GÖNDER
Fikret ESER: Aile, iş ve toplumsal cinsiyet
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz