X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Enes'in günlüğü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Enes'in günlüğü

  • Giriş Tarihi: 6.9.2015
Enes'in günlüğü
Enes'in günlüğü

Bursaspor'dan Manchester City'ye transfer olup Türkiye'nin Avrupa'ya gönderdiği en genç futbolcu unvanını elinde bulunduran Enes Ünal, kaleme aldığı başarı hikâyesini hayranlarıyla paylaştı

Sosyal paylaşım sitesindeki sayfasından Bursa'dan başlayıp önce İngiltere'ye ardından da Belçika'ya uzanan maceralarını hayranlarıyla paylaşan genç golcü Avrupa'daki futbol sistemiyle Türkiye'deki sistemi karşılaştırıp içini döktü. Enes şöyle dedi: Ben 18 yaşındaki Enes… Futbolcu Mesut Ünal'ın futbolcu oğlu, annesinin en büyük evladı, babalarının izinden giden iki küçük kardeşin abisi. Sizlere elimden geldiğince Bursaspor'dan Manchester City'ye gidişimi anlatacağım. Bu yazıyı yazarken bana eşlik eden şarkılarla birlikte. Bu yazının ilk satırlarını yazmaya dünyanın bir ucundan başlıyorum, devamında başka bir kıtada olacağım ve hayallerim var oldukça bu hikaye de böyle devam edecek. Önümde güzel bir macera var ve ben de bu maceranın peşinden koşabileceğim enerjiyi, gücü ve azmi hissediyorum. Şimdi biraz gerilere, hikayemin en başına, ilk gözlerimi açtığım ana kadar ineceğim.

ÜZÜLMEYİN FUTBOLCU OLUR
Her şeyin başladığı yer; Bursa Zübeyde Hanım Devlet Hastanesi, 1997 yılının 10 Mayıs'ı… Dünyaya gözlerimi açıyorum. Hikayemin başlangıcı. Sağlıklı bir doğum sonrası sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelmişim, tek bir sorun dışında; bacaklarım çok yamukmuş… O kadar yamukmuş ki teyzem sürekli bacaklarımı elleriyle düzeltmeye çalışıyor ve onun bu girişimi babaannem tarafından engelleniyormuş. Annem de bu yamuk bacaklara oldukça üzülmüş ve doktora dert yanmaya başlamış. Olayı annemin nezdinde unutulmaz kılan kısmı da 18 yıl önceki o muayenelerin birinde doktorun ona söylediği ve yıllar boyunca benimle defalarca paylaştığı şu cümle: "Kızım, neden üzülüyorsun? Çok iyi futbolcu olur bundan, üzülme." Yaşım daha altı-yediyken, babamla birlikte Sakaryaspor'da oynayan Tuncay abiyle (Şanlı) antrenman sonraları top oynadığımız anları hatırlıyorum mesela. Aradan 10 yıl geçtikten sonra onunla aynı takımda birlikte oynama şansı yakaladığımı da ekleyeyim.

CİTY'DEKİ İLK ANTRENMAN
İlk antrenmanda tempo o kadar yoğundu ki bir ara ciddi ciddi kusacağımı düşündüm. Sonra antrenman temposuna yavaş yavaş adapte oldum ve hem fiziksel, hem de mental olarak daha rahat davranmaya başladım. Hikayenin bundan sonrası benim için harika geçti diyebilirim. Tabii bu konuda takım arkadaşlarınızın çok büyük rolü oluyor. Hiç kimsede kompleks yok, saygısızlık yok; genç oyuncu-eski oyuncu ayrımı diye bir şey zaten yok. Onlardan biri olduğunuzu hissediyorsunuz. Bunu soyunma odasında, sahada, yemekte, otoparkta, mümkün olan her yerde hissettiriyorlar.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.