X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ’Dünya Su Günü’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

’Dünya Su Günü’

  • Giriş Tarihi: 20.3.2015 11:38 Güncelleme Tarihi: 20.3.2015 16:27
MEÜ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. HALİL KUMBUR, ÜLKENİN, PLANSIZ KULLANILMASI HALİNDE HER AN SU SIKINTISINA DÜŞEBİLECEĞİNİ BELİRTTİ.
’Dünya Su Günü’

Üniversitesi (MEÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Kumbur, Türkiye’nin günümüz teknolojisi ile değerlendirilebilecek yıllık su potansiyeli 110 milyar metreküp olduğunu belirterek, "Bu değer suyumuzu plansız kullandığımız takdirde her an için su sıkıntısı çekilebileceği anlamındadır" dedi.
Kumbur, ’22 Mart Dünya Su Günü’ dolayısıyla yaptığı açıklamada, suyun, canlı hayatının en önemli unsurlarından biri olduğunu hatırlattı. Sanılanın aksine su kaynaklarının sınırlı olduğuna dikkat çeken Kumbur, insanların kullanımına hazır tatlı su varlığının, dünyadaki toplam su varlığının yaklaşık yüzde 0,5’inden az olduğunu belirtti.
Günümüzde suyun, ulusal ve uluslararası politikalar belirlenmesinde de önemli bir unsur haline geldiğini kaydeden Kumbur, "Hızla artan nüfus ve sanayileşme ile çevre ve su kaynaklarının kirlenmesi, dünya üzerinde özellikle belirli bölgeler için, su kaynaklarını daha da yetersiz bir düzeye indirmiştir. Değişik kaynaklara göre günümüzde, dünyanın gelişmekte olan bölgelerinde önemli bir kentli ve köylü nüfus içme, kullanma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek temiz sudan yoksun olarak yaşamaktadırlar. Bu ülkeler yüksek nüfus artışına sahiptir ve büyük bir kısmı Afrika Kıtası ve Ortadoğu bölgesinde yer almaktadır. Su varlığı yüksek olan bölge ve ülkelerde gelişen teknoloji ve artan refah seviyesi ile birlikte su tüketimi sürekli olarak artarken, su yoksulu ülkelerde su taleplerindeki artışlar önemli bölgesel krizlerin çıkmasına ve ülkeler arasında büyük sorunların yaşanmasına neden olmaktadır" diye konuştu.
"SU, ORTADOĞU ÜLKELERİ ARASINDA ANLAŞMAZLIK KONUSU HALİNE GELDİ"
Ortadoğu ülkeleri arasında son yıllarda ortaya çıkabilecek anlaşmazlık konularından birisinin de su olduğunu ifade eden Kumbur, şöyle devam etti; "Su sıkıntısı en üst düzeyde
olan ve burada belirtilen ülkelerin çoğu hem petrol hem de su yoksulu ülkelerdir. Dicle ve Fırat nehirlerinin bazı Ortadoğu ülkelerinden geçiyor olması nedeni ile bu sorunlar ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir. AB uyum süreci içerinde sınır aşan ve ülkemizin su potansiyelinin yüzde 30’nu oluşturan Dicle ve Fırat nehirlerimizin yönetiminin Türkiye’den alınarak, uluslararası bir komisyona veya sudan yararlanan komşu ülkelerle beraber yönetilmesi dayatması ile karşılaşma ihtimali yüksektir. Bu dayatma, bu nehirlerin suyuna dayalı yapılacak her türlü yatırımlarımızın baştan GAP projesi ve barajlar, sulama, enerji üretimi gibi konuları olumsuz yönde etkileyecektir."
Açıklamasında, Türkiye’nin su potansiyeline de değinen Kumbur, ülkemizin, günümüz teknolojisi ile değerlendirilebilecek yıllık su potansiyelinin 110 milyar metreküp olduğunu dile getirerek, "Bu değeri 78 milyona böldüğümüzde kişi başına bin 410 metreküp su düşmektedir. Bu değer suyumuzu plansız kullandığımız takdirde her an için su sıkıntısı çekilebileceği anlamındadır" ifadelerini kullandı.
MERSİN’İN SU POTANSİYELİ
Mersin’in su potansiyeli konusunda da bilgiler veren Kumbur, kentin yerüstü ve yeraltı su potansiyelinin, yıllık 7,4 milyar metreküp olduğunu belirterek, şöyle devam etti; "Başlıca akarsularımız Berdan, Göksu, Efrenk, Lemas, Dragon nehirleridir. Bu potansiyelimizin 1,01 milyar metreküpü sulamada, 403 milyon metreküpü içme suyu olarak kullanılmaktadır. Türkiye ve Mersin genelinde kent merkezleri ve kırsal kesimde hala su sorunları yaşanmaktadır. Su havzalarının korunması, kaliteli ve ekonomik su temini, suyun nakli, depolanması ,abonelere ulaştırılmasında, kayıp-kaçak oranlarının yüksek olması, atıksu arıtma tesisleri, arıtma çamurlarının bertarafı gibi konularda ciddi sorunlar bulunmaktadır. Öncelikli olarak mevcut suyumuzu ekonomik kullanmalıyız. Özellikle sulama suyu teknik ve yöntemlerimizi değiştirmeliyiz. Damlama sulama tekniklerine biran önce geçmeliyiz. Bu günkü sulama suyu teknikleri ile mevcut tarım alanlarımızın tamamını sulamak için yaklaşık 171 milyar metreküp suya ihtiyaç vardır. Yıllık 110 milyar metreküp su potansiyelimizin tamamını sulamada kullansak bile yeterli olmamaktadır. Mersin ve İlçeleri İçmesuyu, Atıksu ve Yağmursuyu Master Planlarının hazırlanması gerekir. Üniversitemiz Çevre Mühendisliğinin bu konularda çalışmaları mevcuttur."