5 günlük hava durumu
12 Nisan 2010, Pazartesi

Romanların Hayatı Engellerle Çevrili

Gri duvar Batı Şeria'yı ya da soğuk savaş döneminde Berlin'i hatırlatıyor. 150 metre uzunluğunda, 2 metre yüksekliğindeki beton duvar bir Roman mahallesini, Roman olmayanlardan ya da beyaz insanların tertemiz, bakımlı evlerinden ayırıyor. Barakasından, devletin topladığı vergilerle 17 bin 500 dolara inşa edilen duvara doğru bakan 22 yaşındaki Alena Kalejova, "Neden parayı bizim evlerimizi düzelmek için değil de bir duvar inşa etmek için harcadılar?" diye soruyor. Dışarıdan evin içine kirlenmiş çocuk bezleri, sigara izmaritleri ve bozulmuş yiyeceklerin ağır kokusu geliyor. Su akmayan eğreti evinde yeni yürümeye başlayan zayıf kızı Daniela paslı bir beşikte hareketsiz bir şekilde yatıyor. Misafirliğe gelen 12 yaşındaki komşu Ales, konu duvara gelince ürkek bir şekilde gülümsüyor. "Artık elma çalamıyoruz" diyor. Doğu Slovakya'da bu yoksul köyde ve bölgenin birçok yerinde, yüzyıllar önce Hindistan'dan Avrupa'ya gelen Roman halkı toplumun uçlarında kendi hayatını idame ettirmeye çalışıyor. İnsan hakları grupları, Roman çocuklarının yıllar boyu entelektüel kapasitelerine bakılmaksızın özürlü çocukların gittiği özel okullara gönderildiğini belirtiyorlar. Sonuçta Roman toplumu fakir ve yüzde 80'i de işsiz. Ayrıca alkol alışkanlığı büyük bir problem. Halkın ekonomik sıkıntılar için günah keçisi aradığı bir dönemde, Roman gibi azınlıklar özellikle göze batıyor. Duvar ekonomik krizin etkisinin iyice arttığı geçen Ekim ayında inşa edildi. İnsan hakları gruplarına göre, Slovakya'da Çingene olarak da bilinen 380 bin Roman bulunuyor. Ostrovany köyünde yaşayan bin 786 kişinin bin 200'ü Roman. Devlet tarafından yapılan duvarın, çoğunluğu azınlıktan ayırdığı için adaletsiz olarak eleştirilmesinin sebebi bu. İnsan hakları savunucusu ve bir Roman olan Stanislav Daniel, "Ayırımcılığı körüklemek için kamu maliyesinin kullanılması yanlış bir şey" diyor. "Duvar yanlış mesaj gönderiyor. İnsanları birbirinden ayırmak sosyal sorunların çözümüdür" diye ekliyor. Ancak son 19 yıldır Ostrovany'in belediye başkanlığını yapan Cyril Revak, çit olarak adlandırdığı duvarın saldırıları ve hırsızlığı önlemek amacıyla yapıldığını ve son çare olarak görüldüğünü belirtiyor. Belediye başkanına göre Romanlar komşularının bahçelerinden meyve ve sebze çalıyorlar ve ayrıca evlerini yasadışı bir şekilde özel mülkiyete ait araziye inşa ettiler. Revak, insanlar mülklerini koruma altına almak amacıyla metal çitler inşa ettiklerinde, Romanların bunları da çalarak hurda olarak sattıklarını da sözlerine ekliyor. "Romanlar kafese kapatılmadılar. İki taraftan köye ulaşımları mevcut" diyor. "Ancak kişiler vatandaşlık haklarında yararlanmak istiyorlarsa, vatandaşlığın gerektirdiği sorumlulukları da yerine getirmeleri gerekiyor" diye ekliyor. Duvarın diğer yanında güzel taş bir evi bulunan, 62 yaşındaki emekli bira fabrikası çalışanı İmrich Telesnicky, eğer kendisine imkân verilseydi duvarın 200 metre yüksekliğinde olmasını isteyeceğini söylüyor. "Romanlar çalışmak istemiyor. İş disiplinleri yok" diyor ve ekliyor, "Eğer hırsızlık yaparsanız, bedelini ödersiniz." İtalya ve Doğu Avrupa'da diğer ülkelerdeki Roman toplulukları arasındaki gerilim tırmanıyor. Macaristan'da son iki yıl içerisinde en az yedi Roman öldürüldü ve Roman liderlere göre yaklaşık 30 bombalı saldırı gerçekleşti. Çek Cumhuriyeti'nde saldırganlar geçen Nisan ayında Vitkov kasabasındaki bir eve gaz bombası atınca küçük bir Roman kızı ağır bir şekilde yandı. Geçen Ağustos ayında Ostrovany'den iki Roman genç, Sarisske Michalany kasabasındaki futbol stadyumunda çalışan 65 yaşındaki bekçinin bir gözünü çıkarıp öldüresiye dövünce Slovakya'da aşırı sağcılar Romanlar aleyhine bir gösteri düzenlediler. Bekçi televizyon çalan Roman gençleri durdurmaya çalışıyordu. Sosyologlara göre bu tip suçlar, çoğunluğun Katolik olduğu bu küçük ülkede, toplum tarafından yabancı kabul edilen Romanları kanunsuzlukla ilişkilendiriyor. Eski bir polis görevlisi ve Ostrovany'deki Roman mahallesinde gönüllü çalışan Marian Trisc, bu insanların yaşadığı dehşet verici koşulları iki nedene bağlıyor. Birincisi Romanlara karşı gelişen sosyal önyargı ve diğeri de çalışmaya değer vermeyen Roman kültürü. Yerel fabrikaların Romanları istihdam etmeye çalıştığını ancak, işverenlerin çoğunun Romanların düzenli olarak işe gelmemesi yüzünden bundan vazgeçtiklerini söylüyor. İnsanların devletin sağladığı sosyal yardımlarla daha fazla kazandığı bir ortamda, Romanları çalışmaya teşvik etmenin zor olduğunu sözlerine ekliyor. İki çocuklu bir aile ayda yaklaşık 230 dolar yardım alıyor. Romanların savunucuları, Roman orta sınıfın Avrupa genelinde ortaya çıktığına dikkat çekerken bu önyargının adil olmadığını söylüyorlar. Trisc, Romanların karşı karşıya kaldıkları en büyük zorluğun uygun eğitim alamamaları olduğunu belirtiyor. Kendisi de bir Roman olan, Bratislava Roman Enstitüsü Başkanı Klara Orgovanova, "Slovaklar, Romanları kendilerini korumak zorunda oldukları bir tür doğal felaket olarak algılıyorlar" diyor ve ekliyor, "Bu yüzden bu duvarı inşa ettiler."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

DİĞER NEW YORK TİMES HABERLERİ