5 günlük hava durumu
02 Mayıs 2011, Pazartesi

Dünyanın En Eski Sanat Eserleri 3 Boyutlu Filmde

  • Giriş Tarihi : 2.5.2011
Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Werner Herzog, eşsiz Chauvet mağarasına girebilen ender insanlardan biri.

Werner Herzog, tarih öncesi Paleolitik Çağ sanatıyla ilgili bir kitabın kapağındaki at resmini gördüğünde 12 yaşında olduğunu hatırlıyor. O zamandan beri, "Aguirre," "Tanrının Gazabı" ve "Nosferatu" gibi filmleri yönetirken dahi, o resmin "aklından hiç çıkmadığını" söylüyor. Herzog'a 2010 ilkbaharında güneydoğu Fransa'daki Chauvet mağarasında film çekme izni verildi. Arkeologlar mağarada yaklaşık 32 bin yıl öncesine ait gayet ustaca yapılmış duvar resimleri buldu. Bunlar keşfedilen en eski duvar resimleri ve sonuç "Unutulmuş Hayaller Mağarası" adlı 90 dakikalık bir belgesel. "Unutulmuş Hayaller Mağarası" 29 Nisan'da New York, Chicago ve Los Angeles'ta gösterime giriyor. Daha önce de Almanya, Britanya, Hong Kong ve Arjantin'deki festivallerde gösterildi. Üç boyutlu çekilen belgesel en azından Herzog'a göre, bir gizemi anlama çabası ve 21'inci asır insanının asla idrak edemeyeceği bir dünyayı gözler önüne seriyor. Herzog, Chauvet mağarasının duvarlarından kendisine bakan tüylü gergedanları, mamutları, bizonları, aslanları ve atları gördüğünde kapıldığı çocuksu merakı seyirciyle paylaşmak istiyor. "Bu resimlerden yansıyan tuhaf, elle tutulur bir güç var ve mesele resimlerin son derece başarılı olmasından ibaret değil. Tanık olduğunuz şey, modern insan ruhunun kökeni ve figüratif temsilin başlangıcı" diyor 68 yaşındaki Herzog. "Unutulmuş Hayaller Mağarası" ilhamını, Judith Thurman'ın New Yorker dergisi için yazdığı ve 2008'de yayınlanan "İlk İzlenimler" adlı bir yazıdan aldı. Fakat Thurman, Chauvet'nin keşfedildiği 1994'den beri Fransız hükümetine başvuruda bulunan birçok sinemacı gibi, mağaraya girme izni alamamış ve yetkililerin yaptığı çizimler ve çektiği görüntüler üzerinden çalışmak zorunda kalmıştı. "Bu izni almak Herzog'a nasip oldu" diyor belgeselin yapımcısı Erik Nelson. Bunu sağlayan ise Herzog'un (1 avroluk sembolik bir ücretle) Fransız hükümetinde geçici olarak işe girmesi ve ham çekimlerin kopyalarını ticari olmayan amaçlarla Fransa Kültür Bakanlığı'na vermesi. "Werner'in mağaraya girdiğini duyunca adeta afalladım. Orada film çekme izni almak kendi başına büyük bir kültürel diplomasi başarısı" diyor Thurman. Yine de çekimler çok sıkı kısıtlamalara tabiydi. Herzog'a sadece üç kişilik bir ekiple çalışma izni verildi. Işıktan kendisi sorumluydu. Ekipten kimse mağaranın içinde uzanan bir buçuk metrelik yürüyüş platformundan dışarı adım atamadı. Bu nedenle Herzog ve ekip üyeleri bazı sahnelerde kadraja giriyor. Zehirli karbondioksit birikimlerine ve mağara duvarlarında küflenmeye yol açan soluk alıp vermelere (Paleolitik sanatı ihtiva eden diğer mağaralarda ortaya çıkan bir sorun bu) dair kaygılar nedeniyle, altı gün boyunca Herzog günde en fazla dört saat çekim yapabildi. Herzog o altı günü şöyle anlatıyor: "Mağaranın içini görür görmez filmin üç boyutlu olması gerektiğini hemen anladık. Çok etkileyiciydi. İçerde sadece sarkıtlar, stalagmitler ve kristal katedral sütunları değil, el değmemiş, heyecan verici bir oluşum şenliği vardı. Girintiler, kıvrımlar ve bütün bunlar 32 bin yıl önceki ressamlar tarafından kullanılmıştı" diyor. Thurman, "Unutulmuş Hayaller Mağarası"nı festivallerde iki kez seyrettiğini söylüyor. "Beni en fazla etkileyen şey, zamanında titrek meşale ışığında bu çizimleri yapan ressamların ne hissettiklerini Herzog'un filminde hissedebilmemiz. Bence esas unsur üç boyutlu olması, gerçek bir deha ve imgelem başarısı ve resimlerin yavaşça belirmesi müthiş güzel" diyor. Thurman filmdeki "daldan dala konmalara" dikkat çekiyor. Sözgelimi bir bölümde Herzog albino timsahların mağarayı nasıl algılayabileceğine dair spekülasyon yapıyor. Thurman bunun düz ve sıradan bir belgesel olmadığını söylüyor: "Tuhaf olan Herzog'un filmde, mağaranın duvarlarından birinde gösterdiğine benzer bir imza, bir el izi bırakması." Herzog belgesel filmciliğin 'cinéma vérité' (gerçeğe bağlı sinema) ekolüyle açıkça dalgasını geçiyor. "Şunu ısrarla söylüyorum: Belgesel yapsanız bile bizler sinemacıyız. Ne görüyorsak onu yansıtmak yeterli değil. Sinemacılar olarak çevremizi etkilemeliyiz" diyor. "Unutulmuş Hayaller Mağarası"na nüfuz eden görkemli tarihsel simetri mefhumu fark edilmeyecek gibi değil. Resimlerin Chauvet'nin duvarlarına çizilmesinden bu yana çok uzun zaman geçti ve bir başka görsel sanatçının oraya tekrar girmesine ne zaman izin verileceğini Tanrı bilir. Nelson, "Werner, son 30 bin yıldır o mağaraya giren ilk sanatçı. Bir düşünün: İlk ressamlardan bu yana mağarada ilk kez birisi sanat yapıyor" diyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

DİĞER NEW YORK TİMES HABERLERİ