5 günlük hava durumu
06 Mayıs 2012, Pazar

Masumiyet mutfağı

Fuaye'nin peçetesinden Huzur'daki rakı bardağına, Latif'ten alınma su böreğinden Füsun'un sardığı dolmalara... Orhan Pamuk'un, romanından yola çıkarak kurduğu Masumiyet Müzesi lezzetleriyle başlıyor, haftayı gün be gün hazmediyoruz!

LAKERDADAN MELTEM GAZOZUNA, MASUMİYET MÜZESİ MENÜSÜ: 27 NİSAN CUMA
Roman, yazılabilen bir şey. Çok iyi yazılmış bir roman karşısında kıskançlıkla gıpta arasında gidip gelir insan, ama "Kimler kimler yazıyor, çok sıksam..." hissi de hep bir kenardadır. Ama bu bambaşka bir iş. Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ni okurken, roman ile müzenin birlikte tasarlanmış olması beni hakikaten büyülemişti. Nefis fikir. Ve cuma günü Çukurcuma'da gördük ki: Nefis uygulama. Pamuk, belli ki takıntılı bir titizlikle, çok özenerek, çok oynayarak, her şeyi birbirine bağlayarak, Türkiye'de evveli olmayan tarzda, küçük, kişisel bir müze tasarlamış. 70'lerin son ve 80'lerin ilk yarısı İstanbul'una dair pek çok objeyi bir araya getirerek, dahası romanda geçen bazı şeyleri de sıfırdan yaratarak, gerçekle kurguyu iç içe sokup çıkarmış. Ve çok net bir şey: Orhan Pamuk meğer sadece bir yazar değilmiş, basbayağı 'contemporary art' insanıymış! Ciddi ciddi çağdaş sanat yapmış. Gündelik hayat, büyük ölçüde yemeiçme de demek. Kemal'in sekiz yıl boyunca neredeyse her akşam Füsun'lara 'oturmaya' gittiğini, Keskin ailesiyle aynı sofrada televizyona bakarak bir türlü kalkamadığını düşünürsek, birlikte yenmiş sayısız yemek var demek. Ama evet, Kemal bunu saymamış olamaz, tam 1593 yemekten bahsediyoruz (sayfa 325)! Nişantaşı'nın ünlü börekçisi Latif'ten alınmış su böreği, lakerda, tarama... Nesibe halanın yaptığı dolma... Kızarmış sigara böreği... Ve içilmiş binlerce kadeh rakı... Binlerce bardak çay, binlerce fincan Türk kahvesi... Masumiyet Müzesi, Fuaye'nin mönüsü, peçetesi ve çatal bıçak takımıyla başlıyor, Kurban Bayramı'nda alınan naneli ve çilekli likörlerle, Huzur lokantasındaki zeytin çekirdekleriyle ve demin saydıklarımızdan numunelerle devam ediyor. Füsun'un ruj izini taşıyan, yanına tarih ve not düşülmüş 4 bin 213 izmaritten oluşan yerleştirme, en çarpıcı işlerden. Bir de tabii Meltem gazozları mühim mesele. Romanda çilekli, şeftalili, portakallı ve vişneli olaraktan ilk Türk meyveli gazozu diye sunulan Meltem, sıfırdan tasarlanmış. Elvan gazozu var o dönem, ama Meltem yok aslında. Fakat Orhan Pamuk'un dizayn ettiği şişesi, 'Siz her şeye layıksınız' sloganı, gazete reklamı, Serdar Erener ile Sinan Çetin'in hazırladığı televizyon reklamıyla Meltem, gerçekle kurguyu sarmaş dolaş ediyor. Zaten müzenin tamamı bunu yapıyor. Cuma akşamı Orhan Pamuk'un Galatasaray'daki Cezayir'de verdiği yemekte de yine her şey birbirine bağlandı: Su böreği, yaprak sarma, Arnavut ciğeri ve misket köfteler, Keskin ailesinin mutfağından ya da Huzur Lokantası'ndan çıkmış gibiydi. Müzenin tadına mutlaka bakın.