X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gönlü toz duman olmuş kaya gibi kadınlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gönlü toz duman olmuş kaya gibi kadınlar

  • Giriş Tarihi: 27.1.2013

Evlilik Danışmanı İNCİ YEŞİLYURT

- Bekar kadınlar ne tür baskılara maruz kalıyor?
- Maalesef bazı büyük şehirlerin gelişmiş semtlerinde bile görmezden gelinmeye çalışılıp, yok sayılsa da kadınlar üzerinde toplum baskısı sürmekte. 'Evlenecek birini hâlâ bulamadın mı?', 'Kaç aydır berabersiniz, niye evlenmiyorsunuz?' 'Çocuk istemiyor musun? O zaman evlen,' 'Onca beraberliğin oldu. Biriyle bile evlenemedin?', 'Yaşın geçiyor. Koca bulamadın', 'Madem ciddisiniz. Eh evlilik ne zaman?' gibi onlarca soru, aile ve sohbet ortamlarında kadına yöneltildikçe 'evlenmelisin' mesajı da çoğu zaman farkında olmadan veriliyor. Üstelik evlenen kadının statü kazanımı ve 'aile kadını' imajı ile oluşturulan kalkan, çoğu kadın üzerinde etkisini sürdürüyor. Doğurganlık yaş sınırı nedeniyle daha önce çocuk sahibi olamayanlar ise bu isteklerine ulaşmak için daha az seçici davranıyor. Yalnızlığın olumsuz etkilerinden kurtulmak da başka bir neden. Aslında korku evde kalmak değil, evlenmeyi başarmadan ölmeme isteği. Benim görüşüm, evlilik kadın ile erkeğin istek ve beklentilerine uygun kişi ile olmadıkça şart olmayan, aileyi kurmadan önce gerçekçi düşünüp, kurunca da sahip çıkılması gereken bir kurum.
- Birçok kadın kendi standartlarında olmayan erkeklerle, sırf yalnız kalmasınlar, dışarıdan yalnız görülmesinler diye ilişki kuruyor, evleniyorlar. Sizce bu durumun nedeni nedir?
- Aslında cevaplardan birini siz de söylüyorsunuz. Sadece bu değil; yatak odasında iyi bir partner, kıskanılma isteği, bir erkeğe ait olma, sahiplenildiğini düşünmek, hatta evdeki prizi kendisinin veya tamircinin değil, erkeğinin değiştirmesini isteme, çocuklukta baba ile kurulamayan iletişim eksiği, anne baba arasındaki problemler, annesinin mutluluğunu kıskanma gibi onlarca nedeni olabiliyor. Ama tespit ettiğimiz en önemli problem 'Ya beni ondan başkası beğenmezse?' düşüncesi. Oysa hayatında o olduğu için başkaları tarafından beğenilmesini engelliyor! Kadın garantiyi sever. Daha iyisini bulsa bırakır o adamı zaten.
- 'Sinek kadar kocam olsun, başımda bulunsun' anlayışı iyi eğitimli, para kazanan kadınlar için de geçerli görünüyor. Sizce neden?
- O durumu yaşayan kadınlarda gözlemim, alternatiflerin içinde en iyisi olduğu için seçimlerini o yönde yapıyorlar. Aslında gerçeği onlar da görüyor. Ama itiraz etse ne olacak? Yalnızlık ve başkası tarafından istenmeme kaygısı ile aslında yapmak istemediklerini, duymaktan kaçındıklarını duyup yaşayacaktır. Kimi arada bir duyduğu güzel bir söz, kimi ise toplum içine bir erkekle çıkmanın kendine verdiği haz ile kaygılarına çözüm bulduğunu sanıyor. Yapılması gereken, bu kadınların ana problemine ulaşmak ve onu çözmektir. Çözüm sonrası kadın kaygılarından kurtulduğunda sahte mutluluktan da kurtulur.
- Bu davranış biçimlerinin yoğun ortaya çıktığı bir yaş grubu var mı? Mesela 40'lı yaşlarındaki kadınlar, 'Zaman geçiyor, yalnız kalmamalıyım,' diye düşünüyor ve aza kanaat getiriyor olabilir mi?
- Tam tersi, yani yaş ilerledikçe tecrübesinin artıp daha seçici olması gerekirken maalesef kaygılarına çözümü 'İlla bir erkekle olayım,' yanlışında buldukları için aza kanaat etmek durumundalar. Böyle olunca da, maddi manevi sömürülmeleri kaçınılmaz oluyor. Aynı durumun tam tersini zengin yaşlı erkek ile güzel genç kız ilişkisinde de görüyoruz. Ama kanaat eden erkek oluyor o durumda. Yaşına uygun kadının yaşatacağı bazı problemlere bir an bile katlanmazken, genç sevgilisinin aynı davranışını 'gençliğine, tecrübesizliğine' yorumlayarak görmezden gelir.
- Çaresiz olmayan, yani kendi ayakları üzerinde duran kadınlar, onlara iyi davranmayan erkeklerle mutsuz bir hayat sürmek pahasına o ilişkilerde direniyor. Sizin karşılaştığınız böyle örnekler var mı?
- Ne güzel söylediniz: Çaresiz olmayan! Maddi yeterlilik tek başına ilişkide çare değildir. Ortalıkta gönlü toz duman olmuş kayalar dolaşıyor. Sizinle konuşurken, gülerken, çalışırken, para kazanırken ve toplum içinde dimdik ve özgüven kayası gibi duran bu kadınlar aslında en duygusal olanlarımız. Erkeğin tek yaptığı bunu keşfetmek. Gerisi için hiçbir çaba sarf etmesi gerekmiyor. İlişkinin devamı için çabaharcamak da kadına kalıyor. Kadın duygusal açlığını doyurma ümidi ile sarıldıkça daha çok düğümleniyor ilişkisine. Bu kadınlar duygularındaki boşluğu doldurunca mutluluğu bulur.

PRANGALARIMIZDAN KURTULALIM
- 'Davul bile dengi dengi'ne çalar mantığı ilişki ve evlilik söz konusu olduğunda işliyor mu?
- Keşke işlese. Bu kadar çok ayrılık olmaz. 'Aşk yok' düşüncesi uyanmaz. Sizi anlayan, saygı duyan, düşüncelerinize önem veren, destekleyen, paylaşan, sevgi dolu, güvenli bir ilişki olabilmesi için önce kendimizi kandırmayı bırakmalıyız. Evlilik ve ilişki, sadece iyi niyet ve mutluluğu bulma ümidi ile başlarsa sonu hüsran olur. Bunlar da olacak, ama daha geride. Önce gözümüzün gördükleri ve bunun sürekli olup olmayacağı konusunda emin olmalıyız. İlk günlerde herkes kendini birbirine pazarlıyor.
- Sizin kadınlara önerileriniz var mı?
- 'Erkeklerle eşit olalım' diye bağırıp, öte yandan kendimize yoksulluk nafakası bağlatıyoruz. Nasıl eşit olabiliriz ki? Boşandıktan sonra belki de ömür boyu görmeyeceğimiz, elin adamı olmuş bir erkekten böyle bir talepte bulunuyorsak, önce dönüp kendimizi eleştirelim. Parayı veren düdüğü çalar ve çalacaktır. İstediğimiz kadar sokaklarda bağıralım, afişler asıp paneller düzenleyelim. Önce kadın olarak kendi karnımızı doyurmayı başaramazsak, ne eşitlik bekleyelim, ne de aşk. Kadın önce maddi ve manevi kendine yetebilecek ki seçebilsin. Aksi durumda seçilmeye mahkum kalırız. Kurtulamayız prangalarımızdan.