X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İsim verseydim ortalık karışabilirdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İsim verseydim ortalık karışabilirdi

  • Giriş Tarihi: 27.1.2013

TV dünyasının bir dönem fenomeni olan tiyatrocu Erhan Yazıcıoğlu, hem atv'deki Karadayı dizisiyle, hem de yazdığı, Kenar Mahalle Delikanlısı kitabıyla gündemde. Yazıcıoğlu Yedikule günlerinden başlayarak 'delikanlı' hallerini anlattı!

Bir zamanların fenomen yarışması Seç Bakalım'ın sunucusuydu Erhan Yazıcıoğlu. Yıllarca tiyatro uğruna, deyim yerindeyse çekmediği çile kalmayan Yazıcıoğlu'nun, birçokları gibi parlayışı, televizyona geçişi, yani yarışmayı sunduğu yıllara rastlıyor. O dönem, hem çapkınlığı, hem de hızlı yaşantısı nedeniyle magazin basının da ilgi odağı olmuştu. Ama gırtlak kanserine yakalandıktan sonra köşesine çekildi. Daha doğrusu, bir zamanlar kapısında yatanlar, tek tek arkasını döndü. Kanseri yendikten sonra, tiyatroya döndü ama televizyonlarda pek fazla görünmedi. Şimdilerde Karadayı dizisinde bakan rolüyle karşımızda. Erhan Yazıcıoğlu, sadece televizyon ekranlarına dönmekle kalmadı, bir de kitap yazdı, Kenar Mahalle Delikanlısı ismini verdiği kitapta, Yedikule'de başlayan, Etiler'e uzanan renkli hayatını anlatıyor. Kitapta hayatının tüm gerçeklerini olmasa bile bir kısmını ortaya döken Yazıcıoğlu geçen hafta özellikle "Kızımın kakasını yedim," açıklamalarıyla gündeme oturdu. Biz de Yazıcıoğlu ile yaşadıklarını konuştuk.

- Farklı dinlerden ve kültürlerden insanların yaşadığı bir ortamda büyümüşsünüz. Hatta anneanneniz Rummuş... Nasıl şekillendirdi sizi bu?
- Tiyatronun içine girince anladım donanımlı bir mahallede büyüdüğümü. O gözlemlerim sayesinde, bana bu farklı kültürler yol gösterici oldu. İnsan ayrımı yapmamayı öğrendim. Bugün herkes kişiliğini gizliyor.
- Kitapta pek kendinizi gizlememişsiniz.
- Not alarak başladı bu süreç, kitap olsun diye yola çıkmadım. Beş misli daha yazılacak şey var ama, bazı şeylerden imtina ettim. Özel hayatıma dair isim vermeye kalksam, ortalık karışabilir. Ama neden rahatsız edeyim insanları, herkesin kendine göre bir düzeni var artık. Bir hayat felsefesi olan hiyakeleri aldım.
- Babanızın kumar tutkusunu çok açıkyüreklilikle anlatmışsınız. Gençliğinizdeki arızalı kısımları net olarak okuyabiliyoruz.
- Babamı bugün yaşatabilseldim, babamın değişimini insanlara göstermek isterdim. Babam kumarbazdı, alkol alırdı ve annemi çok üzdü ama bir gün ona 'Eğer sen her gece burada kumar oynamaya geleceksen, artık ben de her gece burada kumar oynayacağım,' dedim ve bundan etkilendi. O 'Ben bu tokadın acısını ölene kadar taşırım,' demişti. Taşıdı da... Bu benim gençlik yıllarımın bir gerçeğiydi.
- Tiyatro uğruna epey zorluk çekmişsiniz. Neden?
- Sonrasında bu duygunun ihtiras olduğunu farkettim. 15 yaşımda ilk tiyatro oyunu izlediğimde, seyircilerin beni alkışladığını hayal ediyordum. Orada olmak istedim. Kendimi sahnedekilerin yerine koydum, orada film koptu zaten. Tiyatro uğruna, yedisekiz sene süründüm. Başrol oynayıp, solcularla arkadaşlık ediyorum diye kadroya alınmadığım yıllar oldu. 1974'lerde yırttım, dublajlarda başroldüm.
- 'Malvarlığımı dublaj sayesinde yaptım,' demişsiniz...
- Televizyon işi bana geldiğinde, zaten üç-beş tane evim vardı. O zamanlar bir toplu reklam dublajından bir ayda bir ev alabildiğim oluyordu. Güneş gazetesi çıkmıştı, onun tanıtımları, reklam spotları, tiplemelerin seçimi bir hafta sürmüştü, ben oradan bir ev aldım. O yüzden kanser maddi olarak beni üzmedi.
- Seç Bakalım başladığında kaç yaşınızdaydınız? Neler değiştirmişti hayatınızda?
- 41. Bekardım, ikinci eşimden ayrılmıştım. Tabii şöhret beni bir aldı, sersemletti. Ona kapılmamak mümkün değil. Kadınlar açısından bakacak olursak, eskiden ben seçerdim, o dönem seçilen oldum. Bu uzun süre devam etti. 'Şöhretin götürüsü oldu,' desem yalan olur. Bu şanşöhret beni yaşatan ayakta tutan şeylerdi. Bu arada iyi de bir baba olmaya çalıştım. Çocuklarımı hiçbir zaman ihmal etmedim.
- İyi bir koca olamamışsınız ama şimdiki eşinize kadar...
- Evet, olamadım. Erkeklerin yüzde 80'i, 50'sinden sonra duruluyor. 40'tan sonra durulan çok enderdir, parmakla gösterilecek kadar azdır. Olgunluk ve iyiyi kötüyü ayırt edebilme yetisi biz erkeklere çok geç geliyor.
- Karadayı'ya kadar televizyonda yoktunuz...
- Çok teklif geldi, kabul etmedim. Biraz kızdırdım o piyasayı da, bir şey beğenmeyen adam gibi... Ben Karadayı'yı da komedi sanıyordum. Hep komedi içinde oldum çünkü. Ciddi bir adam rolündeyim. Kadın rolü de gelse oynayacağız.