X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Karaköy'e bir haller oldu, cazibesi arttı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Karaköy'e bir haller oldu, cazibesi arttı

  • Giriş Tarihi: 27.1.2013

İstanbul'da sanat, tarih ve eğlencenin yeni merkezi Karaköy. Sahilde 5 liraya balık-ekmek yiyebilir ya da yeni açılan fine dining restoranlarında yılan balığı tadabilirsiniz. Hatta bir kafede oyalanırken sanat eserlerini inceleyebilirsiniz

Önce Asmalımescit'i istila ettik, ardından Galata'yı mesken eyledik. Oralara da sığmadık, Şişhane'ye kaydık. Şimdi trend sınırlarını biraz daha genişlettik. Aydınlatmacıların, civatacıların ve hırdavatçıların yanı başında hip bir kafe cenneti yarattık. Üç yıl önce hareketlenmeye başlayan Karaköy'de bugün sanat, tarih ve eğlence iç içe geçmiş durumda. Semt adını 19. yüzyılda burada yaşayan Karaim Yahudilerinden almış. Her adımda bir tarih karşınıza çıkıyor. Bir tasarım dükkanından içeri girdiğinizde, buranın eski bir kilise olduğunu öğrenip, alışverişi es geçip çanı aramaya başlıyorsunuz. Ya da bir binanın en üst katındaki Rus kilisesinin otopark olarak işletildiğine şahit olunca üzülüyorsunuz. Ama bahaneleri de hazır, otoparktan önce genelevmiş. Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, Arap Camii gibi yapıların önünden geçerken de büyüleniyorsunuz. Tüm bu tarihi dokunun yanı sıra Karaköy'ün artık bir de öteki yüzü var. Sanatla dolup taşan, kafelerinde hem dinginlik hem de eğlence barındıran, tasarım dükkanlarıyla alternatif alışveriş imkanı sunan bu yeni yüz, semti kısa sürede bir cazibe merkezi haline getirmeyi başardı.

HER KÖŞEDE BİR DİZİ SETİ VAR
Oldukça kozmopolit bir müdavim kitlesi var Karaköy'ün. Her an bir koleksiyonere, sanatçıya ya da dizi setine rastlayabiliyorsunuz. Özellikle son günlerde atv'nin Karadayı dizisinin ekibine rastlayabilirsiniz. Dizi çekiminde denk gelmezseniz bile Bergüzar Korel'e bir kafede tost yerken ya da Kenan İmirzalıoğlu'na çay içerken rastlayabilirsiniz. Kim bilir belki çekim sonrası Akın Balık'ta dost muhabbetinde de yakalayabilirsiniz onları...

KAFELERDE SANAT DA SATILIYOR
İstanbul Modern'in de etkisi midir bilinmez, ama Karaköy sokaklarında sanat hızla yayılıyor. Street art, yani sokak sanatı da zaman zaman Lastik Papuç gibi mağazalarda zaman zaman da sokak duvarlarında karşımıza çıkıyor. Sanat galerileri dışında buradaki kafeler de sergi mekanı görevi üstleniyor. Örneğin OPS Cafe ve yeni açılan Sub Otel'in içindeki Via Vai'de duvarları süsleyen resimleri isteyen satın alabiliyor. Bu arada OPS Cafe'nin buğday salatasının da çok lezzetli olduğunu söyleyelim. Tüm sebze ve meyvelerini Kastamonu Pazarı'ndan temin eden Via Vai ise hafta sonları canlı müzik performanslarıyla fark yaratıyor. Kafede yemeklerde genellikle tek fiyat uygulaması var. Tüm makarnalar, hamburgerler ve noodle'lar 20 lira.

KAMERALARDAN KAÇAN ÜNLÜLER, SOLUĞU BURADA ALIYOR
Karaköy'ün hareketleneceğinin ilk sinyalini Nişantaşı'ndan semte transfer olan Lal Dedeoğlu verdi. Fransız Geçidi'nde Bej Cafe açıldığında Karaköy, İstanbul'un yeni çekim merkezi olmaya başladı. Buz Bar'dan aşina olduğumuz Hakan Özkul'un işletmesinde mekan kısa sürede hem brunch'ları hem de happy hour partileriyle adından söz ettirmeye başladı. Hakan Yıldırım, parti gurusu Mert Vidinli, oyuncular Berrak Tüzünataç, Engin Altan Düzyatan... Magazin kameralarından uzakta eğlenmek isteyenler Bebek'i, Beyoğlu'nu ve Nişantaşı'nı bırakıp soluğu Karaköy'de almaya başladı. Bugün de Ahu Yağtu, Yılmaz Kemal bebekle, Hakan Yıldırım dostlarıyla, Meltem Cumbul eşiyle sık sık Bej'e gelen isimler arasında. Bej'in yemekleri kadar kokteylleri de iddialı. En çok çarkıfelek meyveli margaritası seviliyor. Kokteyllerin fiyatları ortalama 25-30 lira arasında değişiyor. Buz'dan beri bir klasik olan panzanella salatası, burada da en çok tercih edilenler arasında. Mekanda öğlen ve akşam menüler değişiyor. En iyi tarafı bazı yemeklerin küçük ve büyük olarak seçilebilmesi. Ama en çok satan yemeği yoğurtlu kebabı. Fiyatı da 34 lira. Bej, cuma ve cumartesi akşamları saat 18.00'den itibaren dolmaya başlıyor. Pazar 10.00'da başlayan brunch'larında ise birçok ünlü simaya rastlayabilirsiniz. Mekanın arka tarafında ise Kağıthane isminde kırtasiye, kedi ve İstanbul meraklılarını baştan çıkartacak bir dükkan var. Kedili takvimler, lahmacun şeklinde bardak altlıkları, bakkal defterleri, kurtarılmış kağıttan İstanbul temalı defterler... Kağıt meraklıları için burası adeta bir mabet...

KAHVE İÇİN NANO
Karaköy'ün belki de en ufak, ama en sevimli dükkanı Nano. İçeri girince kendinizi Paris'te gibi hissediyorsunuz. Sadece üç-dört tane masası var. Güzel havalarda bir o kadar da dışarıya masa atıyorlar. Menüsünde tatlılar ve kahveler var. Balkabaklı cheesecake'i dillere destan. Kahvelerin de tatlıların da fiyatları ortalama 6 lira. Karaköy'de kafe trafiği artıyor dedik. Bunlardan en ilginci de Frenk by g. Adını Frenk soğanından alıyor. Sahibesi aynı zamanda mimar olan Gülce Kılıç. Burasını neden mi en ilginç yer ilan ettim? Çünkü tam Hırdavatçılar Çarşısı'nın ortasında yer alıyor. Ayrıca menüsü de oldukça yaratıcı. Her gün değişiyor. Biz gittiğimizde bulgurlu lahana kapama (12 TL), kuzu gerdan haşlama (18 TL), pancar salatasıyla servis edilen mısır unundan tart (14 TL) vardı. Semtte neredeyse tüm binaların bir hikayesi var. Burası da Osmanlı döneminde eski Fransız postahanesiymiş.

ÖĞRENCİYE BALIK-EKMEK YÜZDE 50 İNDİRİMLİ
Karaköy'e gelip de sahile inmemek, balıkçılar arasında yürümemek olmaz. Hem buradaki lokantalarda fiyatlar çok daha makul. Hamsi tava 10, mezeler 6, somon 15 lira. Bu arada balık tezgahlarından istediğinizi alıp hemen yanındaki tezgahlarda pişirtebiliyorsunuz. Balık çarşısında gezerken sık sık "Öğrenciye yüzde 50 indirim!" diye seslenenleri duyuyorsunuz. Şaka değil gerçek, buradan balık almak isteyen öğrencilere ciddi bir indirim yapılıyor. Balık lokantaları arasında en ünlüsü Akın Balık. Çay bardağında rakıların tokuşturulduğu bu salaş balıkçıya Şener Şen, Kenan İmirzalioğlu, Emel Sayın başta olmak üzere birçok ünlü isim geliyor. Üstelik eskiden meze yoktu, şimdi geniş bir meze dolabı da eklenmiş. Ama fiyatlar da biraz yükselmiş. Deniz ürünlerinden oluşan mezeleri 15 lira. Ama yolunuz buraya düşerse mutlaka balzamik soslu ahtapot ızgarayı deneyin. Arkadan da levrek buğulama... Değmeyin keyfinize...

EĞLENCE OTELİNİN RESTORANINA GİREBİLMEK HİÇ DE KOLAY DEĞİL
Bankalar Caddesi üzerinde açılan Gradiva Hotel son günlerde birçok kişinin dilinde. Kimi çok seviyor, kimi haftada birkaç gün gidiyor. Bir de sosyal medyada eleştirenler var. Aslında bu eleştiriler, otelin giriş katında bulunan Bank'a ya da en alt katta açılan New York'tan transfer Nublu'ya değil. En üst kattaki Zelda Zonk'a. Ama önce size alt katlardan bahsedeyim, Zelda Zonk'un savunmasını da sonra ortaklardan Levent Özçelik'in ağzından aktarayım. Bank, sabah kahvaltısından akşam yemeğine servis veren rahat bir restoran. Menüsünde en dikkat çeken unsurlar pideleri. Armutla servis edilen rokfor peynirli pide yemiş miydiniz? Burada yiyin derim. Fiyatı 25 lira. Nublu ise çarşambadan cumartesiye açık. Gruba göre giriş ücreti 20-50 TL arasında değişiyor. Derin Mermerci ile sevgilisi Kaan Urgancıoğlu'nun da tanışma yeri olan Nublu'nun müdavimleri arasında Emre Karayel ve Can Bonomo da var. Otel olarak hizmet veren Gradiva'nın toplam 32 odası olduğu bilgisini de paylaşayım ve fine dining restoranı Zelda Zonk'u anlatmaya başlayayım. Otelin en üst katında yer alan restoranda modern gastronomik bir mutfak var. Menüde bildiğimiz tatlar, biraz farklı sunumlarla önünüze geliyor. Siz carpaccio söylüyorsunuz ve roka parmesan bekliyorsunuz. Ama burada carpaccionuz rokasız, ama kuşüzümü, tereyağı, semizotu granita ve donmuş kar parmesanla geliyor. Ağzınıza attığınızda parmesan eriyor. Levent Özçelik, bazı müşterilerin bu tabağı geri gönderdiğini söylüyor. Füme yılan balığı (25 TL), acıbademli dil balığı (53 TL), dana yanağı (43 TL) menüdeki bazı lezzetler. Zaten menü az ve öz. Yaklaşık 15 çeşit yemek var. "Yemek bana göre değil," diyorsanız meyveli kokteyllerinin tadına bakmak için mekanı deneyin. Uzun yıllar Yunanistan'da ve ardından New York'ta çalışan bir miksolojistleri (kokteyl yaratıcısı) var. Ayrıca burası kadehte şampanya veren nadir yerlerden. Kadehte Moet&Chandon'un fiyatı 45 lira. Yemek bittikten sonra mekan, kulübe dönüyor. Ama giriş hiç de kolay değil. Bar listesinde adınızın olması gerekiyor. Özçelik'in açıklaması "İçerisi çok küçük, herkesi alamıyoruz," oluyor. Yani bir tanıdık yoksa ve listede adınız yer almıyorsa, geç saatte mekana girmeniz biraz zor. Ama nisan ayından sonra Galata Kulesi, Boğaz Köprüsü'nü ve tüm şehri 360 derece gören terasları açılacak. O zaman içeriye daha fazla kişi girebilecek.

PARİS KAFELERİNİ ANDIRIYOR
Semtin en cool kafesiyse Karabatak. Eğer hava güzelse, dışarıya atılan rahat koltuklarında keyif yapmak gibisi yok. Yalnız takılanlar çoğunluk. Kaldırımda yan yana dizili şezlongu andıran koltuklarına yayılıyor, kahvenizi söylüyor ve semtin keyfini çıkartıyorsunuz. Öğlenleri lap top'larıyla gelip hem bir şeyler atıştırıp hem de çalışanlar artıyor. Karabatak'ta fiyatlar da oldukça uygun. Salata ve sandviçlerin hepsi 12 lira. Çay 4, tatlılarsa 9 lira. Saat 22.00'de kapanan mekanda alkol servisi yok. Karabatak'ın hemen karşısındaysa Asma Altı Cafe var. Burası bildiğiniz tost dükkanı. Daha da ucuza çıkmak istiyorum, diyorsanız 75 kuruşa çay içebilir, 4 liraya yarım ekmek kaşarlı tostla açlığınızı giderebilirsiniz. Onlar da geri kalmamış, kaldırıma sandalye atma trendini yakalamış. Dışarıda yan yana sandalyelere dizilip çayınızı içebiliyorsunuz.

SOKAK LEZZETLERİ, ŞAMPANYA VE MİNİ BURGER
Gelelim semtin flaş transferine. Yani Nu Pera, Backyard, Auf gibi markaların yaratıcısı Mars Entertainment Grup'un açtıkları Almanca isimli diğer mekanları Unter'e... Burası bir gastro pub. Kısacası piliç çevirme ve mini burger eşliğinde draft bira içebileceğiniz bir yer. Menüde sokak lezzetleri unutulmamış. Kokoreç, balık ekmek, yaprak ciğer bunlardan bazıları. Ama bir de popcorn dondurmalı çikolatalı keki var ki mutlaka tadılmalı. Fiyatlardan örneklemek gerekirse balık ekmek 25 lira, sebzeli lazanya 16 lira. Sumak ve kırmızı soğanla servis edilen yaprak ciğerse 26 lira. Evet, az ileride balıkçı tezgahlarının yanında balık ekmeği 5 lira yiyebilirsiniz. Ama o zaman Can Bonomo, Serenay Sarıkaya, Can Ateş gibi isimleri göremezsiniz. Mekanın üst katıysa özel partilere ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz perşembe akşamı da 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali'nin partisi vardı. Bu tarz özel partilerde biranın yerini Bloody Mary ve şampanya alabiliyor. Bu arada Unter kalabalığı, akşam belli bir saatten sonra sokağa taşıyor.

YAPMADAN DÖNMEYİN
İstanbul Modern, artık semtin sembollerinden biri. Modern ve çağdaş Türkiye sanatından örnekleri gezebileceğiniz müzenin oldukça iddialı bir de restoranı bulunuyor. Sanatseverlerin her daim uğrak noktaları arasında olan restoranda yer bulmak için önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.
Karaköy Lokantası yılların mekanı... Ahtapot ızgarası, kalamar tavası... Hepsi leziz. Bir akşam mavi seramik duvarlarıyla dikkat çeken mekanda mutlaka mezelerin tadına bakın.
Lokanta Maya, semtte üçüncü yılın ı doldurdu. Genelde İstanbul Modern'den çıkan koleksiyonerler soluğu burada alıyor, kızartma mücverinin tadına bakıyor.
Galata Fırını, İstanbul'un en ünlü simitçisi . İçeri adım atar atmaz kokusu sizi cezp etmeye yetiyor. Çıtır çıtır simitlerden evdekilere almay ı ihmal etmeyin.
Galeri Mana, Art Sümer, Galeri İlayda , İlmisimya... Kısaca sanat, sanat, sanat... Mutlaka galerilere bir göz atın. İlmisimya'da sanat fotoğrafları dışında moda fotoğraflarını da inceleyeb-i lirsiniz.
Karaköy Güllüoğlu'nın fıstıklı sarması, sütlü Nuriye'ssi ya da baklavası... Kalori hesabın ı bırakın ve tatlıların tadına bakın.
Karaköy Namlı, şarküteriden zeytinyağlılara, peynirlerden sebzelere her türlü mutfak temin edebileceğiniz bir yer. Vaktiniz varsa bir zeytinyağlı tabağı yaptırın, yanına da taze meyve suyu sıktırın.
Garanti Bankası'nın SALT adını verdikleri sanat oluşumlarını çok sevdik. Taksim'in ardından ikinci şubesi olan SALT Galata, Karaköy sınırlarında açıldı. Bir zamanların Osmanlı Bankası olan binada sergi gezebilir, basılı ve dijita l envai çeşit arşivleri saatlerce inceleyebilirsiniz. Acıkırsanız da atın kendinizi Ca'd'Oro'ya ve geniş menüsünden dilediğinizi seçin.
İç mimar ve tasarımcı Deniz Duru'nun tasarım mağazası 333'mutlaka uğrayın. Tavla masasına, farklı tasarım koltuklarına bir göz atın.
Fasuli'nin kurufasulyesi, Beşaltı Kirvem'in tantunisi semtin önemli lezzetleri...