X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Esirgeyen Gökyüzü mü? Dördüncü Protokol mü?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Esirgeyen Gökyüzü mü? Dördüncü Protokol mü?

  • Giriş Tarihi: 10.2.2013

Amerikalı Sarai Sierra, tam olarak bilinmeyen bir sebeple geldiği İstanbul'da öldürüldü. Esirgeyen Gökyüzü adlı romanın kadın karakteri Kit gibi macera mı arıyordu, yoksa Dördüncü Protokol adlı romandaki gibi bir kurye miydi? Okuyup karar verin

Girizgâhı, yıllar önce okuduğum iki ayrı romanın konusunu özetleyerek yapayım. Bir metinde kolay kolay yan yana gelmeyecek romanlar bunlar. Zira işledikleri temalar ve bu temaları işleyiş biçimleri bir tarafa, janrları bile farklı.
Romanlardan ilki 20. yüzyılın önemli yazarlarından biri olan Paul Bowles'un eseri. Aslında tartışmasız bir biçimde başyapıtı... Adı The Sheltering Sky (Esirgeyen Gökyüzü)
Roman, iki Amerikalı'nın, hayatlarına yeni bir anlam katmak için Doğu'ya doğru çıktıkları belirsiz ve gizemli yolculuğu anlatır. Fas'a gelen Port ve karısı Kit'in bu seyahati, çift için bir kurtuluş değil, yitiş olur. Port ölür, karısı Kit ise çölde bir Faslı'nın tecavüzüne uğrar ve sonra da onun bilmem kaçıncı karısı olur.
İkinci roman ise ünlü casusluk romanları yazarı Frederick Forstyh'ın bir eseri: The Fourth Protocol (Dördüncü Protokol). Kitap, basit bir hırsızlık olayıyla başlıyor ve giderek İngiliz ve Rus istihbarat servislerinin adının karıştığı bir casusluk öyküsüne dönüşüyor. KGB, nükleer silahların gizlice başka ülkelere sokulmasını engelleyen Dördüncü Protokol'ü ihlal ederek İngiltere'ye nükleer silah sokar. Nihayetinde, İngiliz Gizli Servisi MI6'in ajanları nükleer silahları parçalara ayırarak getiren KGB'nin ajan-kuryelerini yakalarlar.
Bu hafta, Üç Boyutlu Portre'de henüz hangi amaca hizmet ettiği tam olarak anlaşılamayan bir seyahate için ABD New York'tan Türkiye'ye gelen ve 21 Ocak'ta kaybolduktan 12 gün sonra Cankurtaran'da surların dibinde cesedi bulunan Amerikalı Sarai Sierra'nın esrarlı hikâyesini bu iki romanın kılavuzluğunda anlatacağız.
Hadisenin, Türk matbuatının gündemine girdiği günden beri çok şey yazıldı çizildi. Ama yazılıp çizilenlerin, gerçekleri aydınlatmak şöyle dursun kafaları daha da karıştırdığını söylemek mümkün. Polisin henüz çözemediği olayı çözme iddiasında değiliz elbette. Niyetimiz, eldeki sağlam verilerden yola çıkarak cinayetin sebepleriyle ilgili akıl yürütmelerde bulunmak.

DEA ADINA MUHBİRLİK İDDİASI
Önce Sierra'nın profiline bakalım: Sierra, New York'un banliyölerinin bulunduğu Staten Island bölgesinden. 33 yaşında, evli, iki çocuk annesi. Çocuklarından biri 9, diğeri 11 yaşında. Dindar sayılabilecek biri. Kilisede büyümüş ve kocası Steven Diaz Sierra ile de kilisede tanışmış. Yoksul. Kocası bir yıl önce otobüs şoförlüğü işi bulmuş. Genç yaşta anne olmuş. Sierra, Esirgeyen Gökyüzü'nün kahramanı Kit gibi maceraperest biri değil. Ama Türkiye'ye fotoğraf çekmek üzere geldiği söyleniyor. Fotoğrafla ilişkisi de amatör düzeyde. Sarai Sierra'nın, fotoğraf çekip Instagram'a yüklemeyi bir tutku haline getirdiği ve İstanbul'a da fotoğraf çekmek için geldiği söyleniyor. Ne var ki Nikon, Canon gibi profesyonel fotoğraf makineleri yerine iPad'le çekim yapıyor olması kuşkuyla karşılanıyor. Ancak yoksul birinin, yeni nesil Nikon ve Canon'lardan almasının biraz zor olduğu da hesaba katılmalı.
Öte yandan Sierra'nın, çocuklarının okula gittiği bir dönemde tek başına kalkıp Türkiye'ye gelmesi biraz tuhaf. Hele de bugüne kadar yurtdışına hiç çıkmadığı düşünülürse… Ailesinin söylediğine göre, Türkiye'yi tercih etmesinin sebebi ise İstanbul'un tarihi ve doğal güzellikleri imiş.
Sierra İstanbul'daTarlabaşı'nda tekinsiz bir yerde kalıyor. Sultanahmet, Eminönü, Galata Kulesi ve Karaköy'de fotoğraflar çekiyor. Harcamalarını kredi kartı ile değil, nakitle yapıyor. (Tuhaf, çünkü ancak alışveriş yoluyla iz bırakmak istemeyen insanlar bunu yapar.)

İstanbul, Amsterdam ve Berlin seyahati için takribi 15 bin dolar gerekiyor. Ucuz bilet için charter seferler kullanıyor. Yine de seyahat için gereken parayı nereden temin ettiği bir muamma. Buradan Amsterdam ve Münih'e gitmiş ve dönmüş. Türkiye'ye 8 Ocak'ta geliyor. Sierra'nın İstanbul'da kendisini belirli bir muhitte cinsel hedef haline getirecek ilişkilere girmiş olma ihtimali var. Instagram'dan tanıdığı Tayloo 'nickname'li Tarkan adlı biriyle ilişki yaşadığı yönündeki (Tarkan'ın avukatı bunu reddetse de) iddialar buna delalet ediyor. Sierra son olarak 21 Ocak'ta 11:30'da Galata Kulesi'nde Tarkan ile buluşmak üzere mesajlaşmış, ancak bu buluşma gerçekleşmemiş. Sierra, kuvvetle muhtemel o gece öldürülüyor ve cesedi Cankurtaran'da surların dibine bırakılıyor. Öldürüldükten sonra surların dibine bırakılması cinayetin orada işlendiği anlamına gelmiyor. Muhtemelen ceset başka bir yerden getirilmiş. Amaç da cinayetin bölgedeki evsizler tarafından işlendiği algısını yaratmak. Nitekim olaydan sonra aralarında iki İranlı, bir de Afgan'ın bulunduğu 21 kişiden DNA örneği alındı. İranlı ve Afganlılar erkek, ancak DNA örneği alınan kişiler arasında iki kadın da var. Bölgedeki evsizlerden alınan DNA örnekleri, Sierra'nın tırnaklarında bulunan DNA kalıntıları ile eşleşmedi. Bu da maktulün başka yerde öldürülüp olay yerine getirildiği tezini güçlendiren bir bulgu. Emniyet'ten aldığım bilgilere göre cesedin bulunduğu yer, olay yeri incelemesi için son derece elverişsiz. Her taraf otlarla dolu. Olay yeri inceleme ekipleri, otların bir kısmını biçmişler ama tüm alanda arama yapmak zaman alıyor. Edindiğim bir başka bilgi de şu: Polis, Sarai Sierra'nın, Amerikan Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi'nin (DEA) muhbiri olduğu ihtimali üzerinde de duruyor. Bu bilgi basına yansımadı. Ne var ki, ABD'deki gündelik yaşantısında uyuşturucu ile işi olmayan birinin muhbir yapılmış olma ihtimali de zayıf.

GERİLİM YA DA TRAJEDİ…
Olayı esrarengiz hale getiren bir başka faktör, Sierra'nın cesedinin bulunmasından sonra yaşanan gelişmeler. Cinayetten sonra, zaten yeterince esrarengiz olan olayı gizemli hale getiren şeyler yaşandı.
Örneğin bir Amerikan gazetesi, Federal Soruşturma Bürosu FBI'ya dayandırarak, "Sierra'nın uyuşturucu kuryesi olabileceği" yönünde bir haber yayınladı. FBI'ın; bu haberi, olayı çok yönlü soruşturduğunu göstermek ve "Biz her ihtimali hesaba katarız," mesajı vermek için sızdırmış olabileceği yönünde yorumlar var.
Olaydan sonra FBI'ın sürece ikinci kez dâhil olduğu bir başka olay daha yaşandı. Cesedinin bulunduğu öğrenildikten sonra Sierra'nın New York Staten Island'daki evinde Senatör Michael Grimm'e rastlandı. Burada dikkate değer olan, Grimm'in 1991-2000 yılları arasında FBI'a çalışmış bir ajan olması. Buna da, "Olay polisiye bir vaka, FBI kökenli bir senatörün ilgilenmesinde tuhaf bir durum yok," diyerek itiraz edebilirsiniz.
Peki, Sierra'nın New York'ta hamiliğini yapan ve eşi Stevens ile evlenmesine aracılık eden papazın eski bir dedektif olmasına ne dersiniz? USA SABAH'ın Yayın Yönetmeni Serdar Karagöz'ün araştırmalarına göre Staten Island Pentecostal Papazı John Carlo, papazlıktan önce New York Polis Departmanı'nda (NYPD) dedektif olarak görev yapıyordu.
Sarai Sierra olayında çok fazla bilgi kirliliği var. Bu yüzden cinayeti araştırmak üzere Türkiye'ye gelen Amerikalı ekibin de kafası karışmış durumda.
Medya olaya çok fazla ilgi gösterdi. Bunun en önemli sebebi maktulün Amerikalı olması. Ayrıca daha önce, 2008 yılında, Pippa Bacca ismiyle tanınan, tıpkı Sierra gibi 33 yaşındaki Milanolu sanatçı Giuseppina Pasqualino di Marineo'nun da Türkiye'de ölmüş olması Sierra olayını medyatikleştiren bir başka faktör.
Olayda cinayet, cinsellik gibi evrensel gerilim unsurlarının bulunması da ilgiyi diri tutan faktörler. Elbette -şayet varsa- tecavüzle kendini gösteren saldırgan bir cinsellikten söz etmiyoruz. Sierra'nın Tarkan adlı kişiyle ilişkiye girdiği iddiaları; Sierra ile ilgili haberlerin çok okunmasına, dolayısıyla çok yazılmasına sebep oldu.
Özetle Amerikalı Sarai Sierra'nın öyküsü çok bilinmeyenli denklem gibi… Ve öykü, Esirgeyen Gökyüzü ile Dördüncü Protokol adlı iki roman arasında sarkaç gibi salınan bir içeriğe sahip. Sierra'nın gerçeğine, hangi romanın öyküsü daha yakındır bilinmez ama ilkine yaklaştıkça trajedi artıyor, ikincisine yaklaştıkça ise gerilim…

CEVAP BEKLEYEN ÜÇ SORU
Sarai Sierra eğer kurye ise neyin kuryeliğini yapıyordu: Mesela uyuşturucu mu, elmas mı, kara para mı... Dördüncü Protokol'deki gibi nükleer materyal kuryeliği yapıyorsa tam film olur!
Yine kurye olduğu ihtimaline binaen: Evli ve çocuklu kadınlar kuryelik için normalde pek tercih edilmez. Yoksa sabıkasız bir anne olduğu için özellikle mi kurye olarak görevlendirildi? Kurye olarak önceden suç kaydı varsa ABD güvenlik birimleri neden bunu açıklamıyor? Ayrıca kurye ise burada irtibatlı olduğu birilerinin bulunması lazım. Bu kişiler kim, polis bunları neden bulamadı? Öte yandan parası olmayan birinin kurye olarak kullanılması akla yakın bir seçenektir. Paralı birinin kuryelik yapmayacağı izahtan vareste.
Neden olaydan sonra ajan olduğu iddiası ortaya atıldı? ABD, Türkçe bilmeyen, yurtdışına hiç çıkmamış birini, herhangi bir istihbarat teşkilatına kolay kolay ajan/muhbir yapmaz. Ajanlık yaptırmak istese burada iyi Türkçe bilen binlerce İngilizce öğretmeni ABD vatandaşı var. ABD uyruklu İngilizce öğretmenlerini töhmet altında bırakmak için söylemiyorum. Sadece bir ihtimalden söz ediyorum. Düşük bir ihtimal olduğu halde neden ajanlık iddiası ortaya atıldı?