X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çocuklara özgüven aşılayayım derken...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çocuklara özgüven aşılayayım derken...

  • Giriş Tarihi: 24.2.2013

Özgüven, 'çocuk yetiştirmenin olmazsa olmazları' listesinde en baş sırayı kimselere kaptırmamaya kararlı. Okul müdürlerinden spor koçlarına, öğretmenlerden psikologlara herkesin dilinde aynı olgu! En çok çabayı da anne-babalar sarf ediyor elbet. Kimisi okuyor, kimisi danışıyor, ama mutlaka hepsi 'özgüvenli çocuk yetiştirme'nin sırlarını öğreniyor, uyguluyor. Hâl böyle olunca da bir noktada kantarın topuzu kaçıyor elbet. Özgüven konusu nereden bakarsanız bakın, 'çocuğa seçim hakkı vermek' noktasında başlıyor ve bitiyor. Zaten topuz da bu noktada şirazesini şaşırıyor. Bugünün anne-babaları, ebeveynlerinin gölgesinde yaşanmış çocukluklarına nispet yaparcasına, kendi çocuklarına ekranlarda gördükleri Batılı anne-baba modelini sunma sevdasıyla "Senin tercihin / fikrin / hissin ne?" sorularını ağızlarına sakız ediyorlar. Evet, çocuğu ilgilendiren konularda çocuğun fikrini almak, ona değer vermek önemli. Öte yandan bilin ki bu işi kıvamında yapmayı beceremezsek, 'fikir sorma' meselesi çocuğun özgüvenini artırmanın tersine güvensiz çocuklar yetiştirmeye sebep olabiliyor.

DİSİPLİNSİZLİK KİFAYETSİZ YAPIYOR
Bu çağdaş anne-babalar, kendi çocukluklarının yarası olan 'disiplin' kelimesinden öcü gibi korkuyor. Onların zihinlerinde disiplin, özgüvenin baş düşmanı olarak boy gösteriyor. Disiplin uygulanan çocuk 'ezik' olur hurafesi anne-babaların elini kolunu bağlıyor. Ne gariptir ki, sınır koymadan büyütülmüş bu çocuklar yıllar içinde hiç beklenmedik bir şekilde 'özgüvenli' olmak yerine 'kifayetsiz' bireyler olarak boy gösteriyor. Anlayacağınız, şahsiyet geliştirmek için uygulanan yöntem ters tepiyor. Çünkü konmayan sınırlar çocukta belirsizlik hissini güçlendirirken ailenin koyduğu sınır, çocuğun hayatından özgüvenin ezeli düşmanı olan belirsizlikleri kaldırıyor. 'Özgür bırakmak' amacıyla belirsizliklere maruz kalan, davranış sınırları belirlenmeyen çocuk kendisini özgür ve mutlu hissetmek yerine, desteksiz, güçsüz ve mutsuz hissediyor. Bu yetmiyormuş gibi bir de yatma saatinden tatilde gidilecek otele kadar 'fikri sorulan', yani yetişkinlerin halletmesi gereken konuların sorumluluğu omuzlarına yüklenen çocuk değil kendisini güvende hissederek yol almak, aksine adımları üstüne birkaç beden büyük bir kıyafet giymiş bir palyaçonun dengesiz yürüyüşlerini hatırlatırcasına debelenmekten öteye gidemiyor. Öte yandan, dik durabilen ve sınır koyabilen, yani kararlı ve ne istediğini bilen ebeveynlere sahip bir çocuk 'Bana söz geçirmeyi beceren ve benim adıma karar verebilen bu güçlü kişi, ihtiyacım olduğunda da beni korumaya, kollamaya, destek olmaya muktedir' hissinin huzuruyla büyüyor. Kısaca, kendisini güvende hissediyor. Galiba özgüven meselesinin özü de burada yatıyor.