X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Devlet' versus 'ferdi'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Devlet' versus 'ferdi'

  • Giriş Tarihi: 24.2.2013

Başlığını; 'devlet, bireysele karşı' şeklinde çevirebileceğiniz bu yazıda MHP Lideri Devlet Bahçeli ile Volvo otomobilinde seyahat ederken dinlediği ünlü arabesk sanatçısı Ferdi Tayfur'un şifreli (!) öyküsünü okuyacaksanız

Şifrelerle haddinden fazla uğraşmanın, şizofreniye yol açtığının yaşayan örneği, ünlü matematik dehası John Nash'in hayatını konu alan A Beautiful Mind/Akıl Oyunları adlı film; rastlantının olağanüstü matematikselliğini anlamaya çalışmanın akıl sağlığını nasıl zorladığını pek güzel anlatır.
Nash, devlet tarafından çok özel şifreleri çözmekle görevlendirildiğine inanmaktadır. Şizofreni vakalarının hatırı sayılır bir kısmında hastalar, 'devletin beyni' olarak gördükleri gizli servise çalıştıklarını ileri sürer. Devlet, tanrının yeryüzündeki mümessili olduğuna göre Nash'in fantezisinde alttan alta bir tür 'modern peygamberlik' iddiası da yok değildir.
Değişik seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) tek başına iktidara gelmesi için her ülkücüden 9 oy istemesi nedeniyle ironi olsun diye John Nash'le karşılaştırılan Devlet Bahçeli ise 'devlet'in gizli servisine, MİT'e çalıştığı yönündeki iddiaları öteden beri yalanlamıştır.
Nitekim geçtiğimiz aylarda, bir zamanlar Süleyman Demirel'in, Maşrık-ı Azam Necdet Egeran'dan "Mason değildir," belgesi alması gibi MİT'ten, "Teşkilatımızla ilgisi bulunmamaktadır," yazılı bir belge aldı. Demirel'in locadan aldığı belgedeki bilgi yanıltıcıydı. Ama Bahçeli'nin MİT'ten aldığı belgedeki bilgi doğru olabilir.

NUMARALARDA SIR ARAMAK
Bahçeli, iktidar hedefini rakamlar üzerinden ilk olarak 1999 seçimleri öncesinde açıklamıştı. 9 rakamının, Başbuğ Türkeş'in 9 Işık Doktrini'ne gönderme olduğunu ve oy talebinin, içinde 3 tane 9 rakamının bulunduğu 1999 senesinde dile getirilmesinin de tesadüf olmadığını tahmin edersiniz. Bahçeli'nin 9 takıntısı var. Nash'in de 23 sayısına takıntısı vardı. 23, gizemli bir sayı olarak kabul ediliyor. Latin Alfabesi'nde 23 harf, insanda 23 kromozom var. Tapınakçılar'ın da 23 üstadı vardı.
Bahçeli, yine içinde 9 rakamının olduğu bir yıl -2009 senesinde- 29 Mart seçimleri öncesinde partilileriyle, MHP'nin 40. yılını idrak ettikten sonra "9. Büyük Kurultayımız da 2009 yılında olacaktır. Demek ki 9 ışık, 3 dalga 9'la iktidara doğru yürüyor. 2009 yılındayız. 2009'un sıfırlarının üzerine çarpı koyun. Ne kaldı: 29… 2 artı 9 eder 11… 11 ile 29'u toplayın, ne oldu: 40…
Milliyetçi Hareket'in 40. yılı. Bunlar tesadüf olamaz."
Tesadüf elbette, en fazla anlamlı tesadüf diyebilirsiniz. Ve ararsanız, hayatta anlamlı ya da anlamsız sayısız tesadüf bulursunuz. Misal Devlet Bahçeli'nin, kendi adının, literatürde diyalektik anti-tezine tekabül eden 'ferdi' isimli bir ses sanatçısının, Ferdi Tayfur'un büyük hayranı olması da anlamlı bir tesadüftür. O sanatçıyla aynı memlekette doğup büyümesi de... Bu satırların yazarının da yine aynı memlekette, üstelik Tayfur'un büyüdüğü mahallede doğup büyümüş olması da... Yine rastlantıya bakın ki, Tayfur ve Orhan Gencebay'la birlikte ülkenin 3 büyük arabeskçisinden biri olan 'hard arabesk'in babası Müslüm Gürses de aynı mahallede büyümüştür.
Lord of the Rings/Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı J. R. R. Tolkien'in Orta Dünya'sındaki Mordor'un bir tür gecekondu versiyonu olarak hayal edebileceğiniz bir 'kara mahalle'dir bu. Adı Hürriyet'tir, ama sakinleri ekonomik durumları elvermediği için pek 'özgür' değillerdir.
Hürriyet'te büyüyen Ferdi Tayfur ile Osmaniye'de büyüyen Devlet Bahçeli, bugünlerde neden birlikte anılıyor, bilmeyen yoktur herhalde. Geçtiğimiz günlerde Devlet Bahçeli'nin bazı görüntüleri YouTube'a yüklendi. Görüntülerde Bahçeli, güneş gözlüğü ile Volvo otomobilini kullanırken fonda, Ferdifon'un sahibi hemşerisi Ferdi Tayfur'un Sanma Sana Dönerim şarkısı çalıyordu.
Bu görüntüler, seçim meydanlarındaki ip atma olayı (Bahçeli, Öcalan idam edilsin diye ip atmıştı) ve püskevit söylemi (Yine seçim meydanlarında fakir çocuklarının, 'Benim de bir çukulatam olsa, benim de bir püskevitim olsa. Anne bana niye almıyorsunuz. Bizde niye yok' dediğini ileri sürmüştü.) gibi hafızalara kazınacak cinsten.
Bu hafta Üç Boyutlu Portre'de farklı bir şey yapacağız ve iki ayrı alanda kamuoyuna mal olmuş iki önemli figürün hikâyesini aynı metinde
-yerimiz dar, oynayamıyoruz dememeye özen göstererek- anlatmaya çalışacağız.
Sayfanın editörlüğünü -her zamanki gibi- İbrahim Altay yaptı. Altay Dağları'nın Türk tarihindeki yeri düşünülecek olursa Bahçeli bunda da bir hikmet bulabilir! Sayfanın tasarımcısı ise adı ile yaptığı iş arasındaki tezatı sık sık gündeme getirdiğim (Ebeveynleri hangi mesleği seçeceğini nereden bilsin!) Metin Kayıp idi.

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN 'DEVLET'İ
Devlet Bahçeli, 1948 yılında o zamanlar Adana'nın bir ilçesi olan Osmaniye'nin Bahçe kazasında doğdu. Fettahoğulları olarak bilinen geniş ve köklü bir aileye mensuptu. Baba Salih Bahçeli, bir CHP'liydi. İki kez evlendi. İlk evliliğinden iki, ikinci evliliğinden dört çocuğu oldu.
Bahçeli'nin doğum tarihi, kayıtlarda 1 Ocak 1948 olarak geçiyor ama bu tarih, nüfusa geç kaydolduğu için yazılmış. Gerçek doğum tarihi bilinmiyor. Dolayısıyla -bir baştan, iki ortadan ve bir sondan alalım- Koç mu, Başak mı, Terazi mi, Balık mı, yoksa başka bir burçtan mı bilinmez.
Bahçeli; ilkokulu, Osmaniye'de 7 Ocak İlkokulu'nda okudu. Ortaokul eğitimini ise Adana Çukurova Koleji'nde tamamladı. Liseyi İstanbul'da bitirdi. Önce Akgün Koleji'ne girdi, ancak bu okuldan ikinci sınıfta ayrıldı. Etiler'deki Ata Koleji'ne kaydoldu ve buradan mezun oldu. 1967 senesinde şimdiki adı Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olan Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ne girdi. Burada dış ticaret okudu.
Üniversite yıllarında ülkücü hareketle tanıştı. MHP Lideri Alparslan Türkeş'in seminerlerine gitmeye başladı. O dönemlerde üniversitede Ülkü Ocakları'nın kurucuları arasında yer aldı.
Bahçeli ticaret okudu ama akademiden ticarete adım atanlardan olmadı. Gazi Üniversitesi'nde doktora yaptı ve 1987'e kadar aynı üniversitede öğretim üyeliği görevini sürdürdü.
Siyasete girer girmez parti kapatmalardan ötürü adını Milliyetçi Çalışma Partisi olarak değiştiren partide genel sekreterlik görevine getirildi. Kimi MHP'liler, "Başbuğ, 'devlet'i memnun etmek için Devlet Bey'in önünü açmak zorundaydı," diyebilir ama Bahçeli'nin, parti yönetimine girer girmez üst düzey bir göreve atanması, Türkeş'e atfedilen o meşhur mektuptaki "Bahçeli MİT ajanıdır," iddiası ile çelişki arz eder nitelikte.
Bahçeli, MHP'nin başına, Nisan 1997'de Başbuğ Türkeş'in ölümünden sonra 6 Temmuz 1997'de geçti. 2000, 2003, 2006 ve 2009 kongrelerinde yeniden genel başkan seçildi. MHP; Bahçeli döneminde tarihindeki en büyük seçim başarısını göstererek 1999 seçimlerinden ikinci parti olarak çıktı ve 'M-Anasol' Hükümeti'nin ikinci büyük ortağı oldu. Parti, AK Parti'nin tek başına iktidar olduğu 2002 seçimlerinde barajın altında kaldı. 2007 seçimlerinde ise yüzde 14,27 oy alarak Meclis'e girdi.
Devlet Bahçeli'nin, ilk akla gelen özelliklerinden biri hiç evlenmemiş bir 'devlet adamı' olması. İddia o ki, gençliğinde âşık olduğu, ama bir araya gelemediği kızı unutamadığı için evlenmedi, sonra da kendini ülkücü davaya verdi. Kime âşık olduğu kesin olarak bilinmiyor. Âşık olduğu kızla üniversite yıllarında karşılaştığı söyleniyor. Kendisi malum ülkücü iken, kız solcu imiş. Bu teoriye göre bir zamanlar sevdiği kadın hâlâ Ankara'da yaşıyor. Bir başka teoriye göre ise ilk ve tek aşkı ile, doğup büyüdüğü Osmaniye'de karşılaştı. Ve kadın halen Osmaniye'de oturuyor.
İki senaryo var ama Bahçeli'nin ilk aşkının kim olduğu kesin bir biçimde tespit edilebilmiş değil. İyi ki değil. Çünkü tespit edilseydi Bahçeli'nin ilk aşkı da, ünlü şair Sezai Karakoç'un Monna Rosa'sı gibi 'magazin malzemesi'ne dönüştürülmeye çalışılabilirdi.
Bahçeli, "Neden hiç evlenmediniz?" sorusuna 'aşk spekülasyonları'nın önünü açacak bir cümleyle yanıt veriyor: "Bu konulara hiç girmeyelim."
Belki de isminin hakkını vermesinde, bir devlet adamı olmasında, bu yoksunluğun -hiç evlenmemiş olmanın- hatırı sayılır bir payı vardır. Öyle ya! Mustafa Kemal, biraz da 'gönlünün prensesi' Sabiha Sultan'la evlenemediği için 'Atatürk' oldu. Devlet Bahçeli de belki ilk aşkına kavuşamadığı için ülkücülerin tarihteki ikinci lideri olmuştur.
Bahçeli, Frodo gibi 'parmağı yüzüksüz' dolaştı ama kim ne derse desin Başbuğ'dan sonra ülkücülerin yüzüğünü, yani kitlesinin iktidarını taşıyan lider olmayı başardı. Tabanın; sessiz sedasız, kelimenin hem literal manasında hem de 'zihnen silahsızlandırılması'nda yadsınamaz bir payı var.
Kim bilir, iktidarın sırrı burada gizlidir. Kabbala hesabıyla '9'larda şifre aramaya gerek yok. Şifre, ilk deşifre olandadır. Belki asıl şifre de budur.

ZEKÂ ENGELLERLE İLERLER TAYFUR 'YAD ELLER'LE…
Ferdi Tayfur, 15 Kasım 1945 tarihinde Adana'nın Hürriyet Mahallesi'nde 381. Sokak'ta 'tek avlu' bir evde dünyaya geldi. (Avlusu, birkaç aile tarafından ortak yaşam alanı olarak kullanılan yoksul evlerine Adana'da 'tek avlu' denilir.) Tayfur, beş çocuklu fakir bir ailenin oğlu idi. Adana'da silahların ve bıçakların konuştuğu bir pavyon kavgasında öldürülen baba Cumali Turanbayburt, ünlü tiyatro sanatçısı Ferdi Tayfur'un hayranı olduğu için oğluna bu ismi koymuştu. Turanbayburt soyadını hiç kullanmayan Tayfur, Adana'da tarım işçiliği, terzilik, çaycılık ve cezeryecide çıraklık gibi işler yaptı. İlk aşkı, yoksul olduğu gerekçesiyle onu reddetti. (Bahçeli'nin de 'ülkücü' olduğu gerekçesiyle reddedildiği rivayet edilir. Sebep, sonucu belirlediği için sebeplerle bu kadar ilgileniyoruz.) Türkiye'de şarabın sınıf atlamadığı devirlerde, Bordeaux şişe taklidi köpeköldüren cinsi 'eski şarap şişeleri'nde aşkını aramak yerine (Çevresi bunu yapanlarla doluydu.) Kalvinistlere özgü bir ahlakla çalıştı. İyi besteler yaptı ve yaşadığı acıları, komplekslerini maddi-manevi kazanca tahvil etmesini bildi. Cemil Meriç "Zekâ engellerle ilerler," diyor ya Tayfur da sevgilisini alan 'yad eller' sayesinde ilerledi. Meriç'in sözünü haklı çıkarırcasına engellendikçe alanında daha yetenekli biri haline geldi. İstanbul'a müzisyen olma hayaliyle birkaç kez gelip, hayal kırıklığı içinde Adana'ya döndü. 1974'te Bana Gerçekleri Söyle adlı 45'likle adını duyurdu. Onu asıl şöhrete ulaştıran albüm ise 1975'te çıkardığı Çeşme oldu. Ferdi Tayfur; Huzurum Kalmadı, Nisan Yağmuru, Ben de Özledim, Sende mi Leyla, Yaktı Beni, Ya Benimsin Ya Toprağın, Allahım Sen Bilirsin adlı 'çok satar' arabesk albümlerine imza attı. Tam 53 albüm yaptı, 36 filmde oynadı. Tayfur, Türkiye'nin yaygın ideolojisinin, 'Arabeskizm'in üç büyük temsilcisinden biri. Fenerbahçe-Galatasaray-Beşiktaş futbolda neyi ifade ediyorsa Ferdi-Orhan-Müslüm de arabesk müzikte aynı şeyi ifade ediyor.