X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gönülçelen bir şölen
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gönülçelen bir şölen

  • Giriş Tarihi: 24.2.2013

Gönül Paksoy'un "Allah'ım aklıma mukayyet ol!" dedirten geleneksel yemek daveti... Bir tür mizah arayışı olarak 'Anayasa Pişirmek'... Günümüzün döner normalleri... Oscar'lık filmlerden ilhamlı tarifler... Anadolu Efes reklamının akla getirdikleri...

17 ŞUBAT PAZAR
GÖNÜL PAKSOY'UN DİLLERE DESTAN ZİYAFETİ
Belli bir mesafeden, bazı insanlar ne kadar da birbirlerine benziyor. Kimilerini ise başkasıyla değil karıştırmak, kıyaslamak bile mümkün değil. Öyle biricikler. Benzersiz. Gönül Paksoy, tam da böyle biri işte. Birikimiyle, donanımıyla, zihninin işleme biçimiyle, o cool zarafetiyle... Herhalde en çok da zevkiyle, fazla gelişmiş estetik duygusuyla, müstesna biri. Yemek tasarımları, insanın aklını başından alır kudrette. Yemeklerle, basbayağı sanat yapıyor. Bu yemek tasarımlarını derlediği kitapları var; hangi malzemeleri bir araya getirip onlara nasıl formlar verdiğini gördüğünüzde afallıyorsunuz. Ama bunları bir de 'canlı' görmek var ki, işte o, metabolizmanın iyice şaştığı, nabız-tansiyon bir şeylerin yükseldiği bir an! Gönül Paksoy, her yıl bu zamanlarda geleneksel bir yemek daveti veriyor. Nişantaşı Atiye Sokak'taki mağazasında masalar kuruyor ve üstlerine hayatta görebileceğiniz en enteresan, en yaratıcı, en şık yemekleri yerleştiriyor. Her defasında ayrı bir konsept belirleniyor. Renk/ton geçişlerinden kullanılan dokulara, malzemelere, her şeyde incelikli bir bütünlük oluyor. Olağanüstü bir görsel şölen, servis kaşıklarının devreye girmesiyle de hayranlığınızı katlayan, bir yandan da bulmaca gibi bir damak deneyimi... Zeytinyağlı fasulyenin içinde kayısı teşhis ediyorsunuz, ıspanakla çilek çiftleşiyor, mor baklalar kestane gibi ızgarada pişiyor... Zeytinyağlı elma, tuzda armut tadılıyor... Japonya'dan değişik soğanlar, New York'tan şayot getirtiyor. Vişneli börek yapıyor. Bildiğiniz kalıpları unutun. Evde yaptığınız karışık salataya ne koyuyorsunuz mesela? Gönül Paksoy'un bu seneki karışık salatasında beyaz hindiba, çilek, sultani bezelye, ham yeşil incir ve mersin vardı. Sos içinse turunç, tatlı limon, normal limon, sızma zeytinyağı ve kivano kullanılmıştı. Salatadan girdik madem, pomelo ve yeşil turpla yaptığı salataya da diken üzümü (zereşk), Frenk soğanı, karabiber ve yine sızma zeytinyağı koymuştu. Ak darılı çağla, adı üstünde ak darı, çağla, diken üzümü (zereşk), soğan, şeker, kişniş, kakule, karabiber, limon ve tatlı limon kabuğu, sızma zeytinyağı ve tuz ihtiva ediyordu. Minik yeşil incirlerden yapılmış dolmalar, biblo gibiydi. Tatlı limon dolmasında tatlı limon kabukları, rezene kökü, pirinç, soğan, kırmızı elma, armut, enginar, Antep fıstığı, maydanoz, dereotu, şeker, karabiber, kakule ve sızma zeytinyağı vardı. Zencefil şekerlemesi ve gümüş soğanlı taze sarımsak demetleri, Paksoy'un ilk sarımsak yemeğiymiş. İpe geçirilip kolye olarak takılabilir rahatlıkla, öyle dizaynır işi. Kayısıyla karamelize soğanın bu denli yakışabileceği hayatta aklıma gelmezdi. Izgara ananasa Deveci armudu, Frenk soğanı, kişniş tohumu eşlik etmişti. Gönül Hanım'ın balıkları da başka bir evrenden gelmiş gibi duruyor. Bu yıl her biri 3.5 kiloluk özel sipariş deniz levreklerini sadece karabiber, tuz ve yok denecek kadar az zeytinyağıyla 1 ila 1.5 saat pişirmiş. Balıklar, kafalarında sarmaşıklarla, çiçeklerle, fotojenik birer denizkızı gibi görünüyordu. Gönül Paksoy'a dair pek çok yazı yazdım şimdiye kadar. Kelimelerim bitiyor, hayranlığım pekişiyor, gıptam artıyor. Hastayım kendisine; bu kadar net!

18 ŞUBAT PAZARTESİ
BAŞKA TÜR BİR MİZAH OLARAK 'ANAYASA PİŞİRMEK'
Aşağıdaki metni dikkatle okuyunuz. Bu metin sizce kim tarafından yazıldı? A) Levent Kırca B) Cem Yılmaz C) Gülriz Sururi D) Mümtaz Soysal "İşbu yazı, pişirmekten söz ettiği için Sayın Medya'nın sözlü ve görüntülü yayınlarında 'gurme' (gourmet) programlarında veya benzerlerinde yemek pişirmekten söz edenlerin diliyle yazılmıştır. (...) "Önce, pişirmenin dış etkilerden korunması için kapımı ve pencerelerimi sımsıkı kapatıyorum. Sonra, üzerinde 'anayasa' ve hele 'yeni yasa' yazan bilumum kitapları toplayıp bütün haber yakıyoruM. Sonra, bu konuda yazılmış haber, makale, rapor metinlerini ve görüntü filmlerini, kayıt şeritlerini, birey ya da grup resimlerini keskin bıçaklarla un ekip kıyma makinesine atarak un ufak edip bir süre güneşte bekletiyoruM. Sonra, bu karışımı iyi kızgın ateşte yalaka yağıyla iyice kavurup içine bir miktar barış ve zafer timsali bitki yaprakları ekliyoruM. Sonra, esmer unla hamur yapıp pişiriyoruM. Sonra tadına bakıyorum, tadı iyiyse ortasından keserek 'yarı-bişey' yapıp yiyoruM, iyi değilse günah olmasın diye atmıyoruM ve müzeye kaldırıyoruM." Mümtaz Soysal'ın 'Anayasa Pişirmek' başlıklı köşe yazısı (Cumhuriyet, 18 Şubat Pazartesi), iyi mizah yapmanın da iyi yemek tarifi vermenin de neredeyse anayasa yapmak kadar zor olduğunu düşündürüyor!