X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dizim yayınlanırken, ben garsonluk yapıyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dizim yayınlanırken, ben garsonluk yapıyorum

  • Giriş Tarihi: 3.3.2013

D'de yayınlanan Law and Order adlı dizinin geçtiğimiz günlerde bir bölümünde, bir Türk oyuncu da rol aldı. Yıllardır New York'ta yaşayan Gamze Ceylan, garsonluktan para kazanıyor

Gurbetçi bir ailenin kızı olarak Berlin'de dünyaya gelen Gamze Ceylan (39), ilköğrenimini Almanya'da tamamladı. Daha sonra ailesinin kararıyla eğitimine İstanbul'da Cağaloğlu Lisesi'nde devam etti. Liseyi bitirince İsviçre'ye gitme hayalleri kuran Ceylan, kendini bir anda Londra'da hem İngilizce öğrenirken hem de çocuk bakıcısı olarak buldu. Oyuncu olma sevdası Londra'daki ünlü oyunculuk okulu ALRA'dan burs kazanmasıyla başladı. Buradaki eğitiminin ardından New York'a giden Ceylan bu şehre o kadar âşık oldu ki oyunculuk kariyerine sıfırdan başlamayı göze aldı. ABD dizilerinde yer almak için katıldığı seçmeler, geçtiğimiz ay sonuç verdi ve NBC kanalının ünlü dizisi Law and Order'da bir rol almayı başardı. Biz de Gamze Ceylan ile ABD'deki dizi sektöründe neler yaşandığını konuştuk.

- Gurbetçi bir ailede dünyaya gelince, insan bütün hayatı boyunca bir yere yabancı olarak mı kalıyor?
- Neresi senin evin, ona bir türlü karar veremiyorsun. Almanya'da yabancılardan oluşan bir arkadaş çevrem vardı ve Almancayı, Türkçeden daha iyi konuşuyordum. Ama orada da bir şekilde yabancı olduğumu hissettiriyorlardı. Sonra İstanbul'a taşındık. Bu sefer de aksanımla dalga geçtiler ve hiçbir zaman tam Türk olarak kabul etmediler. Hatta okuldaki ilk yılımda öğretmen, eğer İstiklal Marşı'nın 10 kıtasını ezberlersem beni geçireceğini söyledi. Ezberledim de öyle geçtim. Kendimi bir tek New York'ta evimde gibi hissettim. Yabancı olduğunun yüzüne vurulmadığı belki de dünyadaki tek yer.

- Bütün bu süreçte oyunculuk aklınızın bir köşesinde miydi?
- Her zaman içimde olan bir şeydi, ama sonuçta bir işçi ailesinden geliyorum. Kimse ciddiye almadı. Etrafımda bu işi yapmaya kalkışan yok. Hatta babam ilk zamanlar 'İlla böyle işler yapmak istiyorsan, bari sunucu ol,' dedi.

- Karşı çıktılar mı?
- Hayır, ama bence çok da anlamadılar ne yapmaya çalıştığımı. Bursu kazandıktan sonra ciddiye almaya başladılar. Şimdi takip ediyorlar.

- New York'a yolunuz nasıl düştü?
- Londra'dayken General Electric için bir reklam filmi çektim ve ondan aldığım parayla birkaç kere New York'a geldim. Bu geliş gidişlerde eski eşimle tanıştım ve buraya yerleşmeye karar verdim. Ajansımdan ayrıldım ve her şeye sıfırdan başladım. William Esper Studio'da oyunculuk dersleri aldım. Okuldan mezun olduktan sonra da hayatım değişti ve işler açıldı. Bir ajansa bağlı çalışıyorum.

- Bunca zaman geçiminizi sadece oyunculukla mı sağladınız?
- Tabii ki hayır! Garsonluk yaparak geçindim. Ara sıra seslendirmeler yaptım, ufak tefek şovlar oldu, onlarda rol aldım. Ama genel olarak birçok oyuncu gibi garsonluk yaptım. Hâlâ da öyle, çünkü New York'un gerçeği bu. Law and Order dizisiyle televizyondayım, ama gösterileceği akşam ben garsonluk yapıyor oluyorum. Yine de bunun bir önemi yok, son bir yıldan beri amacım, ABD televizyonuna girmekti.

- Law and Order dizisindeki rolünüz ne?
- Ana karakterlerinden birinin eşini oynuyorum. Son bir yıldan beri amacım ABD televizyonuna girmekti. Law and Order'da küçük bir rolde yer almış olabilirim, ama sonuçta bir başlangıç yaptım. Ufak da olsa hedefime ulaşmak beni bir anlamda rahatlattı. Burada o kadar çok oyuncu, o kadar çok rekabet var ki... Çok da yetenekli insanlar var, ama bazen hiçbir dizide oynayamadan kariyerlerini sonlandırabiliyorlar.

GÜNDE İKİ-ÜÇ SEÇMEYE KATILIRIM
- Günde kaç seçmeye katılıyorsunuz?
- Bazen 15 gün hiç seçme olmuyor, ama bazen de günde iki-üç seçmeye katılıyorum. Mesela bugün başrolünü Kevin Bacon'ın oynadığı The Following adlı bir dizinin seçmelerine katıldım.

- Seçmelerden sonra 'Oldu mu, olmadı mı?' diye haber beklemek zor mu?
- Aslında ben seçmelere katılıp sonra da unutmayı tercih ediyorum. Seçmeler oyuncu açısından çok önemli, çünkü hem pratik yapıyorsun hem de tecrübe kazanıyorsun. Bir diğer avantajın da oyuncu seçen direktörlerle tanışmak. Onlar seni beğenirlerse, başka işler için de çağırabiliyor.

- Eğer seçmeleri kazanırsanız, hemen haber geliyor mu?
- TV'de çok çabuk geliyor. Sekiz gün içinde roller dağıtılıyor. Sekiz günde de çekim tamamlanıyor. Mesela şu anda pilot sezondayız. Bu sezon, ocak ayından mayıs ayına kadar sürüyor. Pek çok yeni dizinin akıbeti bu dönemde belli oluyor. Ben de geçenlerde 24 ve Homeland adlı dizileri yazıp yapımcılığını da üstlenenlerin çekeceği ve sanırım Esad ailesinin anlatılacağı bir Ortadoğu dizisi için seçmelere katıldım.

BEHZAT Ç.'Yİ ÇOK BEĞENİYORUM
- Şu ana kadar en çok heyecan duyduğunuz proje neydi?
- Geçtiğimiz ekim ayında büyük bütçeli bir film olan After the Fall'da rol aldım. Rol arkadaşlarım David Duchovny ile Hope Davis'ti. Onlarla aynı sahnede rol almak, oyunculuk adına yaptığım en iyi iş.

- AB D'ye göre daha az bir rekabet ortamı olan Türkiye'de oyunculuk yapmayı düşünmüyor musunuz?
- Bana uygun bir rol varsa düşünürüm. Türk sinemasında Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerini çok beğeniyorum. Çok anlamlı ve derin filmler. Türk televizyon dizileri de çok güzel. Behzat Ç.'yi çok beğeniyorum. Geçen yaz Türkiye'de sektörden kişilerle konuşma şansım oldu, onlar da Türkiye'de olmam gerektiğini söyledi. Bir de artık Türkiye'de de dizi oyuncuları için New York'taki gibi seçmeler yapılıyor. Bu da kaliteyi artıracak.