X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Evin yerini hatırlayın, bir daha geleceksiniz!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Evin yerini hatırlayın, bir daha geleceksiniz!

  • Giriş Tarihi: 3.3.2013

Futbolcu Mustafa Aydın, 2010'da geçirdiği trafik kazasında hem nişanlısını kaybetti hem de ağır yaralandı. Zor günleri atlatmayı başaran genç sporcu, röportaj için gittiğimiz evinde "Sahalara döndü röportajı için sizi bir daha buraya getireceğim," diyor

Mustafa Aydın, 26 Eylül 2010'da Mersin İdmanyurdu formasıyla Karşıyaka maçına çıktığında aklında tek bir şey vardı. O zaman Trabzonspor'un başında olan teknik direktör Şenol Güneş de tribünde olacaktı ve onu etkilemeliydi. Düşündüğü bir diğer konu da maçı izlemeye gelen nişanlısı Müge Bayrak'la karşılaşma sonrası nasıl buluşacağıydı. Bir önceki sezona Karşıyaka'da başlayan 1986 doğumlu oyuncu, alacakları nedeniyle kulübü mahkemeye vermiş, noter tespiti tutturulduğu için sabah 05:00'te kalkıp günde üç idman yapmış ve olaylı bir şekilde İzmir'den ayrılmıştı. Nişanlısına "Çıkışa gelme, şehir merkezinde buluşalım," mesajını atan Mustafa'nın hayatı 27 Eylül'ün ilk saatlerinde tamamen başka bir istikamete kaydı. Geçirdikleri trafik kazasında nişanlısını kaybederken, o da İzmir-İstanbul- Ankara üçgeninde sekiz ay hastanede kaldı. Bir ara hastane enfeksiyonu, kazanın alamadığı canı alıyordu neredeyse. "Konuşamayabilir, duyamayabilir, hareket edemeyebilir," dendi ama dokuz yaşında babasını kaybeden, 14 yaşında futbola başlayan, 17 yaşında İstanbul'dan Rize'nin yolunu tutan bu genç adam hayat basamaklarını yeniden tırmanmak konusunda azimliydi. Mustafa'yla Bahçelievler'de yeni aldığı evde buluştuk. Ablasının gözlemiyle parasını biriktirdiği, iyi dostlar edindiği için sağlık sorunları sırasında çok büyük zorluk çekmemişler. O en alt katta, ailesi en üst katta yaşıyor. "Böylesi daha iyi, artık kimseye yük olmak istemiyorum," derken biraz buruk. O burukluğun nedeni daha sonra anlaşılıyor. Grip olduğu için bu haftayı egzersiz yapamadan tamamlamak zorunda kalmış. Yine de moral yükseltici haberler var. Çarşamba günü nöroloji uzmanını gitmişler. Doktor "Eskisi gibi, neredeyse tamamen düzelmiş," teşhisini koyunca sevinçten eve kadar yürümüşler. "Günde 30 hap içtiğim günleri biliyorum. Şimdi sadece bir tane," diyor Mustafa...

KİTAP OKUMASI, MÜZİK DİNLEMESİ LAZIM
Mustafa'da hafif konuşma bozukluğu var. Yaklaşık altı ay konuşmamanın ve beyinde konuşmayı yönlendiren bölgenin zedelenmesi nedeniyle zaman zaman zorlanıyor ama halledilemeyecek bir sorun değil. Sesli okuma yapması ve yine sesli biçimde müzik dinlemesi lazım. Maalesef kitap okumayı sevmiyor ama müzikte sorun yok. Müslüm Gürses dinliyor. Spor gazetesi okumasını tavsiye ediyorum: "O zaman da kendime kızıyorum. 'Ben burada olmalıydım,' diye üzülüyorum."

ÇOK ÖZLÜYORUM AĞABEY!
Tek bir arzusu var, bir an önce sahalara dönmek: "Bana kalsa hemen dönerim. Kuvvetle ilgili bir sıkıntım yok. Kilom neredeyse spor yaptığım döneme yakın. Denge sorunum var. Ne dengeymiş, ne beyinmiş be arkadaş! Spor salonunda, havuzda hoca eşliğinde çalışıyorum. Hafta içi beş saate yakın antrenman yapıyorum. Bana öyle geliyor ki, yeni sezonda koşmaya başlarım. Dört-beş ay öncesine kadar tek başına yürüyemiyordum. Nereden nereye." Laf lafı açıyor; geçen gün araba kullandığını anlatıyor: "Bir ağabeyimiz vardı. Spor salonu çıkışı 'Eve kadar ben kullanayım,' diye ısrar ettim. Ablam da vardı. Kıramadılar. Eve kadar geldik, evin orada arkadan birine vurdum!" Bunun üzerine soruyorum: "Araba kullanmanda sakınca var mı?" Gülüyor: "Ağabey, ben futbola döneceğim diyorum, sen araba kullanabilir misin diyorsun. Ben kendime güveniyorum, başaracağım. İyileştiğim zaman çok yaşlanmış olmayayım da dönebileyim! Günde üç antrenman yapar, yine toparlarım. Çok özlüyorum be ağabey." Sohbet devam ederken fotoğrafçımız Cenk Ertekin arıyor adres için. Telefonu kapattıktan sonra Mustafa bana dönüyor "Bu evin adresini bir daha hatırlayacak mısın?" diyor. Anlamıyorum. "Hatırlarım herhalde, neden?" diye karşılık veriyorum. Gülüyor: "Hatırlaman lazım, çünkü futbola döndüğümde seni bu eve yeniden getireceğim. Bu kez 'Mustafa döndü' röportajı yapacağız." Seve seve Mustafa Aydın, seve seve...

ACI HABERİ GEÇ ÖĞRENDİ
Mustafa'ya büyük destek olan ablası İlknur Yılmaz, röportajımız sırasında zaman zaman araya girerek bana yardımcı oldu. Açıkçası, yaraları deşmenin bir anlamı olmadığını düşünerek Mustafa'nın nişanlısını kaybedişine değinmek istemedim, ama konu bir şekilde oraya geldi: "Doktorlar bize 'Uygun zaman geldiğinde bunu söyleyin,' demişti. Maalesef başkasından gelen bir mesajla bunu öğrendi ve o gün bizlere çok kızdı." Hem kendi yaşadıkları hem de sevdiği birini kaybetmenin acısıyla Mustafa da haliyle duygusal: "Bazen 'Keşke ben ölseydim, o yaşasaydı,' diyorum. Böyle yaşamaktansa... Yine de şükretmeli. Hani bir söz var ya, zaman her şeyin ilacı..."

DOST DA ÇOK, SAHTEKAR DA
"Aileme çok şey borçluyum. Onların sevgisi, desteği ayakta tuttu beni. Futbol dünyasından Korcan Çelikay, Kerem İnan, Engin İpekoğlu, Ömür Altunsöz, Yüksel Yeşilova, Ergün Penbe, Ali Güneş, Emre Aşık, Okan Buruk gibi isimlere teşekkür ederim. Kafesine gittiğim bir Cihan Ağabey vardı, sekiz ay hiç bırakmadı beni. Ankara'da Ömür Hoca'nın annesi Şükran Teyze, babası Tahir Amca oğulları gibi baktı bana. Ev izni oldu mu, onlara gidiyordum. Doktorlarıma şükran borçluyum. Yine de geriye bakınca, bunca iyi insanın arasında çevremde çok da sahtekar varmış. Acı bir şekilde öğrendim bunu. Bir laf var, severim: Öldürmeyen Allah güçlendirir."