X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bir yeni tacizciniz var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bir yeni tacizciniz var

  • Giriş Tarihi: 10.3.2013

Bir biçimde onları kızdırdınız ve şimdi sizi haklamaya geliyorlar. Takma isimle kötü yorumlar yazacak, internette kılık değiştirip sizin adınıza ortalığı küfürlü mesajlarla dolduracak, iş arkadaşlarınıza size dair yalanlarla dolu e-postalar gönderecekler. Artık yeni nesil tacizciler, internet sayesinde kurbanlarının hayatını zehir ediyor

Günlerden bir gün bir kadın bir adama bir e-posta yolladı. Mektup arkadaşı oldular; kısa bir süre sonra kadın adamla flört etmeye başladı, adam karşılık vermedi. Kadın adama her gün karşılıksız kalan onlarca e-posta gönderdi; adamdan yine karşılık gelmeyince kadın karar verdi. Önce internette, sonra gerçek hayatta onu mahvedecek, saygınlığını sıfırlayacak, onu bir tecavüzcü olarak yaftalamasının ardından ailesiyle birlikte öldürecekti. Her şey 2005 yılında İngiliz yazar James Lasdun'un e-posta kutusuna düşen bir mesajla başlamıştı. Gönderen kısmındaki ismi hayal meyal hatırlıyordu. İran asıllı Amerikalı (kitap boyunca kullanılan takma ismiyle) Nesrin, New York'taki bir üniversitede iki sene evvel düzenlediği yaratıcı yazarlık programındaki öğrencilerinden biriydi. Lasdun genç kadının yazdığı romanın bazı bölümlerini övmüş, Nesrin bundan memnun olmuş, şimdi de bitirdiği romanını ona gönderme cesaretini bulmuştu. Kendisi de romancı olan Lasdun bu mesaja cevap yazdı, ne de olsa genç bir meslektaşıyla mektuplaşmak hoşuna gitmişti. Çalıştığı yazar menajerine romandan hoşlandığına dair bir mesaj yolladı. Menajerle öğrenci buluştular. Romana son şeklini vermesinde yardımcı olması için bir editör ayarlandı. Her şey güzel gidiyordu. Ta ki hiçbir şeyin yolunda gitmediği günler başlayana dek.

HAFTADA 200'DEN FAZLA MESAJ
Nesrin mesajlarında yeni aldığı iç çamaşırlarından, sevişmelerinin ne kadar güzel olacağından bahsetmeye başladığında, Lasdun mutlu bir evliliği olduğunu ve böyle bir ilişki istemediğini yazdı ona. Öncesinde Nesrin'le bir defa bir cafede buluştuklarını ve romanından bahsettiklerini söylüyor. Lasdun'un mesajından sonra ilişkileri bambaşka bir hal almış. Nesrin pazartesi günü 30 e-posta yolluyor, salı günü 40 tane daha gönderiyor, haftanın sonuna dek Lasdun'un posta kutusunu 200'den fazla mesajla dolduruyormuş. 2007 yılına kadar devam eden bu tek taraflı e-posta trafiğini Lasdun soğukkanlı bir biçimde izlemiş. Ta ki Nesrin bir akşam lafa Lasdun'un Yahudi kimliğinden girip ne kadar ahlaksız olduğundan, ailesinin beş para etmediğinden çıkana dek. Flört eden arzulu kadının yerini nefret suçu işlemeye gönüllü öfkeli bir ses almış böylece. Kimi mesajlarında Yahudi soykırımıyla dalga geçiyor, kimilerinde Lasdun'un öğrencilerine sarkan bir adam olduğunu yazıyor, kimilerindeyse onun kitaplarının ve yazdığı her şeyin bir balondan ibaret olduğunu alaycı bir dille söylüyormuş. Lasdun bu olayları endişeli bir biçimde, kendi deyimiyle tam bir İngiliz soğukluğuyla izlemiş. Böyle yapmasa, olaylar çok daha önce çözülebilirmiş belki. Nesrin editörlerine, menajerine, yayıncılarına uzun e-postalar gönderiyor, kendisinden 20 yaş büyük de olsa Lasdun'un bütün kitaplarını ondan çaldığını söylüyormuş. En sonunda yazdığı bir mektupta "Kendisi duygusal ve sözel olarak bana tecavüz etti," ifadesini kullandığında iş daha da ciddileşmiş. Artık Lasdun yalnızca saygınlığına yönelik bir saldırıyla değil, kendisini tecavüzcü olarak yaftalamaya niyetli biriyle karşı karşıya olduğunu idrak etmiş. Bu arada kendi e-posta kutusu da boş kalmıyormuş. Nesrin yaptığı internet saldırılarını ona haber veriyor, "Amazon'daki şu kitabının okuyucu yorumlarına baksana," diye yazarı bilgilendiriyor, Lasdun da okur yorumları arasında kendisine hırsız ve sadist denildiğini okuyormuş. Kitaplarına verilen notlar düşüyor, hepsinin dandik olduğuna dair ısrarcı mesajlar beliriyormuş. Amazon yetmemiş, sıra gazetelerin internet sayfalarındaki haberlerde yer alan okur yorumlarına gelmiş. Lasdun'un yazdığı yazıların, kendisiyle yapılan söyleşilerin altına düzenli olarak yorumlar bırakılıyor, onun tecavüzcülüğünden başlayıp Yahudiliğine ve hırsızlığına uzanan aynı hikaye anlatılıyormuş. Bu şekilde geçen üç yılın ardından Lasdun'da jeton düşmüş, adam nihayet karşı saldırıya geçmeye karar vermiş. Böyle bir durumda ne yapabilirim diye düşünmüş. Gazetelerdeki editör arkadaşlarını aramış, yorumları sildirmiş. FBI'a gitmiş, ama kimsecikleri hikayesine inandıramamış. Gazetelere konuyla ilgili bir açıklama yollamayı düşünmüş, lakin olayın daha da büyümesinden korkmuş. Yine sessizliğe gömülmüş.

OĞLUNU ÖLDÜRMEKLE TEHDİT ETTİ
Artık Nesrin'den ve onun o gün yapacağı saldırılardan başka bir şey düşünemez vaziyetteymiş. Telesekreterindeki mesajlarda kadının sesi fazlasıyla öfkeli çıkıyormuş. Nesrin şimdi üniversite yönetimine mektuplar yazıyor, Lasdun'un Yahudi lobisinin adamı, ayrımcı ve kötü biri olduğunu söylüyormuş (Lasdun, İsrail ordusuna muhalif solcu bir Yahudi; inançlı biri olmadığını belirtiyor). Bir mesajında oğlunu öldüreceğini yazmış Nesrin, bir diğerinde ise Lasdun'a zarar vereceğini. Tekrar FBI'ın yolunu tutan Lasdun, Los Angeles'ta yaşayan Nesrin'i nefret suçları çerçevesinde mahkum ettirmek istemiş. Ancak kendisi New York'ta yaşadığı için, Los Angeles polisi suçun orada işlendiğini, bir şey yapamayacaklarını söylemekle yetinmiş. New York emniyetindeki birim ise Lasdun'a yardımcı olup Nesrin'in peşine düşmüş. Fakat kadının yakalanıp New York'a getirilerek, mahkemeye çıkmasını onlar da başaramamış. Bu hikaye Lasdun'un Give Me Everything You Have/Bana Her Şeyini Ver isimli bir kitap yazmasıyla sonuna yaklaşıyor. Ben bu yazıyı kaleme alırken Nesrin serbestti. Kitap hakkında yazan kimi eleştirmenler Lasdun'u Nesrin takma adıyla hikayesini anlattığı kadına zarar vermekle suçladı; psikolojik sorunları olduğu belli olan kadın bu kitap yüzünden kendine zarar verebilirdi sonuçta. Bazı eleştirmenler ise Lasdun'un kitabını gerçek suçların anlatıldığı, en ünlü örneği Truman Capote'nin Soğukkanlılıkla'sı olan 'true crime' türü kitapların 21. yüzyıldaki başyapıtı ilan etti. Ama değişmeyen bir şey var. Aradan geçen sekiz yıla karşın Nesrin yazara e-postalar yollamaya devam ediyor, yani bu hikaye ancak o istediği zaman bitecek.

TACİZCİM KAPIMA DAYANDI
Photoshop resimleriyle başladı, Twitter'da sona erdi: "Benim hikayem online olarak başlamadı ama artık birine ulaşmanın en kolay yolu internet olduğu için e-postaların gelmesi de çok uzun sürmedi. Hani filmlerde sapıklar gazete kağıtlarından koparıp yazılar yazar ya. İşte o hesap: benim tacizcim, Photoshop'ta abuk subuk şeyler yapıp (eski erkek arkadaşımla olan fotoğraflarımı bulup onun yerine kendi kafasını koymak suretiyle) bana gönderiyordu. Gönderdiği e-postaları engellemenin bir yolunu bulunca arka arkaya birkaç blog açtı. Üstelik buralarda benim adım ve soyadım da geçiyordu. Öyle saçma şeyler ki, sanki birlikte ürettiğimiz projeler, yazdığımız şiirler varmış gibi... Yani sadece bana hitap etmiyordu blog. Savcılığa ilk gittiğimde savcı 'İyi de, ben ne yapabilirim?' gibilerinden bakmıştı bana. O ve ondan sonra karşıma çıkan her devlet görevlisi, 'Fiziksel bir şey yaptı mı?' diye sordu! Herkes! 'Tecavüze mi uğramam gerekiyor?' dedim... Cevap yok. Çünkü son durumları bilmiyorum ama Türkiye'de ne sanal ne reel dünya için bir tacizcilik kanunu yok. İşin tuhafı ise olayın çözülmesinin sosyal medya sayesinde olması. Tacizcim kapıma dayandığında Twitter'da küfür kıyamet beni koruyamayan devleti suçladım. Araya bakanlar girdi ve altı yılda çözülemeyen davam altı saatte çözüldü!"

HEDEFTE KADINLAR KADAR ERKEKLER DE VAR
İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre internet tacizi vakalarının sayısı gerçek hayattaki taciz vakalarını geçmiş durumda. Gerçek hayattaki taciz vakaları ezici çoğunlukla kadınları hedef alırken internet tacizi vakası kurbanları arasında erkekler yüzde 40 oranında yer alıyor. İnternet tacizinin en önemli özelliği, çoğunlukla kurbanın tacizciyi hiç tanımaması ve kendisini nereden bulduğunu bilmemesi. Gerçek vakalarda yaşanan aynı iş ortamında çalışma, eski eş olma gibi etkenler, internet tacizciliğinde çok az yer kaplıyor. İngiltere'de yılda 5 milyon kişi sanal tacize uğruyor.

TWİTTER TACİZCİSİNE CEZA
Manken Nilay Dorsa geçtiğimiz yıl menajerinin Twitter üzerinden kendisini taciz ettiğini söyleyip onu mahkemeye vermiş, Twitter'daki sözlü taciz ve tehditleri inceleyen mahkeme, Dorsa'nın menajerine hapis cezası vermişti. Bu, Türkiye'de Twitter tacizinin hapis cezasıyla sonuçlandığı ilk örnek. Mahkeme daha sonra verdiği beş ay hapis cezası ve 1500 liralık para cezasını denetimli serbestlik kanunu çerçevesinde erteledi. Suçlu bundan sonraki beş sene boyunca internet üzerinden taciz uygulanırsa beş aylık cezası yeni cezasına eklenecek.

NE YAPMAK GEREK?
1. Öncelikle kaç kere taciz edildiğinizi not alın, taciz tarihlerini bir kenara yazın.
2. Size gönderilen bütün taciz e-postalarını saklayın.
3. Okur yorumları, internet sözlükleri gibi yerlerdeki taciz durumlarında ekran görüntülerini kaydedip saklayın.
4. Taciz SMS ile oluyorsa, mesajları saklayın, Facebook'ta yaşanıyorsa da hepsini muhafaza edin.
5. Twitter üzerinden isminiz mention'lanarak hakarete uğruyorsanız ekran görüntüsü alın çünkü Twitter mesajları sonradan silinip kanıtlar ortadan kaldırılabiliyor.
6. Elinizde bu kanıtlarla Asayiş Dairesi Bilişim Sistemleri Şube Müdürlüğü'ne ulaşın (www.asayis.pol.tr/bilisimdefault. asp) emniyet müdürlüğünün 'sanal devriye'leri, bilişim yoluyla işlenebilen asayiş suçlarının tespiti, önlenmesi ve suç faillerinin yakalanmasına yönelik dijital veri elde edilmesi çalışmalarında bulunuyor.

TCK'DA MADDESİ VAR
Türk Ceza Kanunu'nunda bilişim yoluyla işlenen asayiş suçları belirlenmiş. Burada taciz olarak değerlendirilebilecek farklı maddeler yer alıyor:
* İntihara yönlendirme; TCK Madde 84.
* Çocukların cinsel istismarı; TCK Madde 103.
* Cinsel taciz; TCK Madde 105.
* Tehdit; TCK Madde 106.
* Şantaj; TCK Madde 107.
* Hakaret; TCK Madde 125 / 2.
* Özel hayatın gizliliğini ihlal; TCK Madde 134.
* Kişisel verilerin kaydedilmesi; TCK Madde 135
* Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme; TCK Madde 136.