X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Deniz ve çöl ülkesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Deniz ve çöl ülkesi

  • Giriş Tarihi: 10.3.2013

Kuzey Afrika'nın samimi ülkesi Tunus doğasıyla, insanıyla naif bir memleket. Her yıl 10 milyon turistin ziyaret ettiği Tunus'ta isterseniz mütevazı, isterseniz yüksek standartlarda bir tatil mümkün. Denizin, çölün ülkesi sizi bekliyor

Annem dedi ki: "Gitme Tunus'a, karışıkmış oralar." Tunus'a ilişkin böyle düşünenlerin sayısı hiç de az değil aslında. Arap Baharı'nın ateş aldığı 30 yıllık Zeynel Abidin Bin Ali'nin diktatörlüğünün devrildiği, taze bir devrimin neredeyse ilk günlerinin yaşandığı Tunus'a gitmek ne kadar doğru, ne kadar güvenliydi? "Gitme," diyenler kaygılanmakta haklı mıydı? Gönül rahatlığıyla söyleyelim ki: Hayır. Tunus'un en önemli gelir kaynağı turizm. Her şey turizme, turiste göre düzenlenmiş neredeyse. Afrika'nın kuzeyinde, Akdeniz'in kıyısında yer alan Tunus'un doğası, sportif aktivite açısından turistler için bir cennet aslında. Her şeyiyle doğasıyla, mimarisiyle, insanıyla naif bir ülke. Üstelik uzun yıllar Osmanlı yönetiminde kaldığı için neredeyse tanıdık ve Türkler çok seviliyor. Öyle ki sokaklarda dolaşırken Türk olduğunuzu anlayanlar aleni sevgi gösterisinde bulunuyor. Ne yalan söyleyelim; sevilmek güzel şeymiş, insan iyi hissediyor...

BURASI GÜVENLİ BİR ÜLKE
Hükümet krizleri, siyasi hareketler değil ama yabancı basında çıkan ve turistleri korkutan haberler Tunusluları kızdırıyor. Konuştuğumuz birçok Tunuslu "Devrim güzel, çok memnunuz ama yabancı basın 'Tunus güvenli değil,' diye yazıyor. Görüyorsunuz, burada güvenlik sorunu yok," diyerek tepkilerini dile getiriyor. Basından izlediğimiz Arap Baharı'nı temsil eden görüntüler yok sokaklarda. Tunus devriminin ateşlendiği, bağımsız Tunus'un kurucusu Habib Burgiba'nın adını taşıyan bulvara gittiğimizde aslında biraz şaşırıyoruz. Bayrağını kapan Tunuslu buraya gelmiş gibi. İrili ufaklı gruplar ateşli ateşli tartışıyor. Kendi ülkemizden edindiğimiz deneyimle, bir an "Bizi neden buraya getirdiler?" diye endişeleniyoruz. Ama meydanda geçirdiğimiz bir iki saat içinde anlıyoruz ki asayiş berkemal, hatta bu meydandaki hareket bile bir yanıyla turistik bir harekete dönüşmüş. Gösteri yapanlar da sakin, polisler de. Kalabalıkta her görüşten insan mevcut ama hiç biri yakın olduğu siyasi partinin sembolleriyle gelmemiş oraya, Tunus bayrakları getirmiş yanında. Orada bulunma nedenleri kavga etmek değil, ülkelerinin geleceğine dair fikirlerini söylemek. Herkes sürece katılmak, ülkesi için elinden geleni yapmak istiyor. Yeri gelmişken biraz Burgiba Bulvarı'ndan bahsedelim: Etrafında irili ufaklı kafelerin, restoranların sıralandığı geniş bir cadde burası, her zaman kalabalık. Tunus devrimi buradaki masalarda yapılan tartışmalar sonucu ortaya çıkmış. Tunus'un siyasi ortamı böyle, gündelik hayat her zamanki gibi akıp gidiyor, akan bu hayatın değişmez parçalarından biri de turizm. Başta da söylediğimiz gibi, hayat biraz da turizme göre biçimlenmiş. Bir turisttin ilgisini çekebilecek her şey korunuyor ve tabir uygunsa turistik amaçlarla pazarlanıyor. Halk turizmin ne büyük bir nimet olduğunun farkında. Arap Baharı esnasında hareketli ülkelerin çoğunda müzelerin zarar gördüğünü, hatta yağmalandığını biliyoruz. Fakat Tunus'ta kimse müze yağmalamaya gönül indirmemiş, hiçbiri zarar görmemiş. Ülkede tarih korunuyor, dolayısıyla her gittiğiniz yerde küçük de olsa bir müze ile karşılaşıyorsunuz. Bu müzelerin en önemlilerinden biri olan, dünyanın en büyük mozaik müzesi Bardo National Museum'u mutlaka ziyaret etmeli.

YEMEKLER BİZE UYGUN
Tarihi eserlerin yanı sıra doğal özellikleri de çok çekici. Golf alanları, uçsuz bucaksız kumsalları ve çöl aktiviteleri Tunus'u turistler için çekim merkezi haline getiriyor. Osmanlı mutfağından çok etkilenen, bol baharatın kullanıldığı Tunus mutfağı damak tadımıza çok uygun. Hele her sofrada önünüze gelen harisa adlı bir acı sosları var ki, insan yemelere doymuyor. Tunus sofralarının en güzel taraflarından biri de çeşit çeşit ekmelerinin doyulmaz lezzetleri. Ekmekler inanılmaz derecede lezzetli. Bir bilene sorduk "Buğdayları kaliteli," dedi, biz onun yalancısıyız. Tunus mutfağından bahsederken deniz ürünlerini atlamayalım. Balık restoranları başarılı, bol kepçe. Ama söylemekte fayda var: deniz ürünleri bizdeki kadar pahalı değil, porsiyonlar yeterince büyük. Fakat balık çeşitliliği ve hazırlanması konusunda açık ara öndeyiz. Lafı uzatmayalım, denizi, çölü ve tarihiyle etkileyici bir ülke Tunus. O nedenle listenize alın..

'DEVE ÇIKABİLİR' UYARILARINI DİKKATE ALIN
* Bahşiş neredeyse değişmez bir kural haline gelmiş. O nedenle özelikle yemek yediğiniz yerlerde kişi başı en az 1 dinar bahşiş bırakmayı ihmal etmeyin.
* Tunus'a kadar gittiniz, alışveriş yapmadan olmaz. Sıkı bir pazarlığa hazır olun. İstanbul Kapalıçarşı'da alışveriş yaptıysanız, deneyimlisiniz demektir.
* Eğer alışverişe niyetiniz yoksa göz ucuyla bile satılanlara bakmayın, hele satıcıyla asla göz teması kurmayın.
* Yerel parfümlerden, esanslardan almayı ihmal etmeyin.
* Bir tür acı biber sosu olan harisayı mutlaka deneyin, hatta bir miktar beraberinizde getirin.
* Yemek için otelleri değil, yerel restoranları tercih edin pişman olmayacaksınız. Zira en iyi oteller bile açık büfe rahatlığına teslim olmuş.
* Sokakta her hangi biri size hediye vermek isterse kabul etmeyin çünkü arkasından kahve parası isteyecek.
* Yollarda deve çıkabilir tabelası görünce hoşunuza gidecek. Ciddiye alın çünkü otobanda her an bir deve karşınıza çıkabilir.

FİLM SETİ GİBİ ÜLKE
Tunus Star Wars, İngiliz Hasta, Gladyatör gibi kült haline gelen filmlere ev sahipliği yapmış. Özellikle Sahra Çölü'nde bulunan Star Wars setini, ilk halinden çok şey kaybetmesine rağmen her gün yüzlerce turist ziyaret ediyor. Tunuslu yetkililer Türk dizilerinin Tunus'ta çok sevildiğini söyleyerek bir davette bulunuyorlar: "Türkiyeli dizi yapımcılarını, film yönetmenlerini Tunus'a bekliyoruz. Gelsinler, elimizden gelen yardımı yaparız."

BAĞIMSIZ TUNUS'UN KURUCUSU HABİB BURGİBA
Habib Burgiba'yı "Tunus'un Atatürk'ü," diye tarif ediyor Tunuslular. 1903 yılında Monastır'da doğan Burgiba, 1957'de ülkesini bağımsızlığı kavuşturan lider. 30 yıl ülkeyi yöneten Burgiba, ölümünden 13 yıl önce, yaşlılık nedeniyle akli melekelerini yitirdiği gerekçesiyle Zeynel Abidin Bin Ali tarafından görevinden alındı ve ölene kadar Monastır'da ev hapsinde tutuldu. Burgiba geride kayda değer mal varlığı bırakmamış, ama adını yaşatacak bir anıt mezarı sağlında doğum yeri olan Monastır'da mezarlıkların içine yaptırmış. Amacı, ebedi istirahatında arkadaşlarının arasında olmakmış.

ÇÖL TURİZMİ VE DEVELER
Toprakların büyük bölümü çölle kaplı. Sahra Çölü gerçekten çok etkileyici, uçsuz bucaksız. Dolayısıyla ülke çöl turizmi konusunda hayli iddialı. Tunus'un güney ucunda bulunan Douz şehri çöl turizmini merkezi sayılabilir. Her yıl aralıkta düzenlenen Sahra Festivali kapsamlı bir organizasyon. Festival zamanı bölge çok kalabalık oluyor, yer bulabilmek için önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var. Çölde develerle yapılan yürüyüşler çok popüler. Deveden söz açılmışken, eğer yükseklik korkunuz ya da küçücük bir tereddütünüz varsa, lütfen deve ile çölde gezmeye kalkmayın. Ki herkes size bunun çok kolay olduğunu ve develerin çok sakin hayvanlar olduğunu söyleyecek. Benden söylemesi, deve ayağa kalktığında yeryüzüne epey yukarıdan bakıyorsunuz.

AKILLI PRENSES ELLISSA'NIN ÜLKESİ: KARTACA
MÖ. 8. yüzyılda Tunus'un bugün bulunduğu topraklarda Fenikeliler tarafından kurulan Kartaca, Fenike dilinde 'yeni şehir' anlamına geliyor. Kentin kalıntıları günümüze kadar korunmuş. Kartaca, Tyroslular tarafından kurulmuş. Tyros Kralı Pygmalion'un kız kardeşi Ellissa, amcası Akharbos ile evlenmiş. Fakat kocası kardeşi tarafından öldürülünce intikam almak için yemin eden Ellissa sadık adamlarıyla ülkeden kaçarak Kartaca'nın bulunduğu yere gelmiş ve çok stratejik bir alanda kenti kurmuş.