X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER O bir 'hayat avcısı'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

O bir 'hayat avcısı'

  • Giriş Tarihi: 17.3.2013

1994'te ABD'de kaybolan Nicolas Barclay, 40 ay sonra İspanya'da bulunur. Fakat mavi gözlü olan Barclay artık kahverengi gözlere ve Fransız aksanına sahiptir. Hayat Avcısı belgeseli, inanılmaz ama gerçek bir hikayeyi anlatıyor

Not: Bu yazı filmin içeriğiyle ilgili bilgi barındırmaktadır. 1994'te kaybolan 13 yaşındaki Nicolas Barclay'nin ailesi, aradan geçen 40 ayın ardından Teksas'taki evlerine gelen bir telefonla sevince boğuldu; oğulları bulunmuştu! Aile, hemen çocuklarının yanına gitmek, onu evine geri getirmek istedi. Fakat Nicolas ABD'de değil, okyanusun ötesinde, İspanya'da bulunan Linares'teydi. Bu haber aileyi şaşırtsa da sevinçlerine gölge düşürmedi. Abla Carey Gibson, ilk fırsatta uçağa atlayıp İspanya'ya uçtu ve Linares'teki bir bakımevinde kalan kardeşini bağrına bastı! Gibson, yanında aile fotoğraflarını da getirmişti. Başına gelenlerden dolayı travma yaşadığını düşündüğü kardeşine bütün ailesini tekrar tanıttı: "Bu annemiz, bu ben, bu enişten..." Carey Gibson, kardeşini alıp Teksas'a döndüğünde, Nicolas çok sessizdi ve hayli değişmişti. Herkes, bu durumu yaşadığı travmaya verdi. Aile, Nicolas'a tekrar kavuşmanın sevinciyle beş ay geçirdi. Ta ki yerel bir dedektif durumdan şüphelenip olayı FBI'a anlatana kadar... FBI, DNA örnekleri ve parmak izi almak için Barclay'nin yaşadığı eve geldi. Sonuçlar ise birkaç hafta sonra açıklandı: İspanya'dan Nicolas Barclay olarak gelen çocuk aslında 23 yaşındaki Fransız Frederic Bourdin'di ve Bourdin yıllardır Interpol tarafından aranıyordu!

TEK DERDİ İLGİ
Bourdin, Interpol tarafından kimlik değiştirip, kayıp çocukların yerine geçtiği için aranıyordu. Bu işte ustaydı. ABD'ye gitmeden önce birçok kayıp çocuğun kimliğine bürünüp onların aileleriyle yaşamıştı. Adeta profesyonel 'hayat avcısıydı.' Bourdin, daha sonra vereceği söyleşilerinde, çocukken bulamadığı 'ilgi ve sevgiyi' kimlik değiştirerek aradığını söyleyecekti. O, kayıp çocukların hayatlarını çalıyor, sürekli farklı ailelerin yanında refah içinde hayatını yaşıyordu. Bunun için de her şeyi yapabiliyordu. Mesela kahverengi gözleri olmasına rağmen, mavi gözlü Nicolas Barclay'nin yerine geçmek için saçlarını boyatmış ve Barclay'nin sahip olduğu dövmeleri kendi vücuduna da kazıtmıştı. Kahverengi gözleri için de Nicolas'ın ailesini inandıracak bir açıklaması da vardı: Onu kaçıranların gözlerinin rengini değiştirmek için gözlerine bir çözelti damlattıklarını iddia etmişti. Nasıl kaybolduğu hakkında bir soruşturma yürüten FBI'a, üst düzey askerler tarafından kaçırıldığını, işkence ve tecavüze uğradığını söylemişti. Bourdin'in söyledikleri bunlarla sınırlı değildi. Bourdin kendisini kaçıranların İngilizce konuşmasını yasakladıklarını da iddia etti. Aksanı da bu nedenle değişmişti!

ARTIK ÜLKESİNDE
'Hayat Avcısı', kimliği konuyla ilgilenen FBI görevlisi Nancy Fisher ve özel dedektif Charlie Parker tarafından ortaya çıkarılınca illegal yollarla pasaport almak suçundan altı yıl ceza aldı. Cezasını tamamladıktan sonra 2003'te ABD'den ülkesi Fransa'ya geri döndü. Ama FBI görevlilerinin aklında tek bir soru vardı: Bir aile yabancı birini nasıl olur da çocuğu sanabilir? Görevliler bu soruya tek bir cevap bulabildi: Bir şeyler saklıyor olmalılar. Tüm bunlar 1994'te 13 yaşında kaybolan Nicolas Barclay'nin ailesinin bir ferdi tarafından öldürüldüğü şüphesini doğurdu. Bu teoriyi Frederic Bourdin de destekledi ve Barclay'nin ailesine karşı soruşturma başlatıldı. Fakat delil yetersizliğinden bu dava da sonuçlanamadı. Nicolas Barclay hâlâ kayıp. Ailesi de hâlâ umutla onu bekliyor. Tabii Frederic Bourdin rahat durmadı. Bu kez de 1996'dan beri kayıp olan Leo Balley'nin yerine geçti, fakat yine bir DNA testi aksini kanıtladı. Bourdin gene durmadı: 2005'te Francisco Hernandes-Fernandez adlı bir çocuğun yerine geçti, hatta onun yerine okula bile gitti. Ancak durumunu öğretmeni açığa çıkardı. Tüm bu hayat avcılığının ardından Bourdin evlendi. Şimdi üç çocuk babası. Ve bir daha hiç kimsenin kimliğini çalmayacağını söylüyor. İnanılmaz bir hikayenin kahramanıydı Bourdin. Vukuatları basında yer alınca sinemacılar da peşine düştü. 2010'da The Chameleon (Bukalemun) adıyla sinema uyarlanan Bourdin'in hikayesi daha sonra bir belgesele konu oldu. Hayat Avcısı / The Imposter, !f İstanbul'da gösterildi. Film haftaya cuma vizyona girecek.

SEVGİSİZDİM, YUVA ARADIM
"Çocukluğumu yaşayamadım. Çünkü birine çocukluğunu doya doya yaşatmak istiyorsanız onu sevmeniz gerekir." Bu sözler Frederic Bourdin'e ait. Bourdin, Fransız bir anne ile Cezayirli bir babanın çocuğu olarak Nantes'de dünyaya geldi. Babasını hiç tanımamıştı. Annesi sadece babasının Cezayirli ve evli olduğunu söylemişti kendisine. "Dedem ırkçı biriydi," diyor Bourdin. Ve devam ediyor: "Dedem, annemin geceyi Cezayirli bir adamla geçirdiğini öğrenince hemen kürtaj olmasını istemiş. Yani ben daha doğmadan, benden kurtulmak istemişler. Dedeme göre Arapların hakettiği tek şey nükleer bombaydı."