X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gündüz sanatçı, akşam milli sporcu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gündüz sanatçı, akşam milli sporcu

  • Giriş Tarihi: 24.3.2013

Gündüzleri tulumunu giyip atölyesinde heykel ve resim yapıyor, akşamları maçta sutopu oynuyor. Hayatını Antik Yunan'daki "Bilim, sanat ve spor bir arada olmalı," anlayışıyla yaşayan milli sporcu Tarkan Güveli, ilk kişisel sergisi 'Güruh' ile karşımızda

36 yaşında bir sutopu oyuncusu. Hem Türkiye A Milli Sutopu takımının kadrosunda hem de Adalar Sutopu Takımı'nda. Görevi kalecilik. Her gün birkaç saat antrenman yapıyor, maçlarda delicesine heyecanlandığını anlatıyor. Şimdi yine aynı kişiden bahsedeceğiz. 36 yaşında, heykeltıraş ve ressam. Büyük otellerle, hatta fabrikalarla çalışıp, onlar için işler üretmenin yanı sıra Göztepe Sanayi Sitesi'ndeki atölyesinde her gün saatlerce eserleri üzerinde çalışıyor, kalan vakitlerinde de bol bol sanat tarihi okuyor. Bu ikili hayatı yaşayan isim Tarkan Güveli. Biz onu gece farklı, gündüz farklı kimliklere bürünen süper kahramanlara benzetsek de, o biraz dalga geçerek 'Tıpkı Antik Yunan'daki gibi bilim, sanat ve spor bir arada,' diyor. 'Güruh' adlı, 100 heykelden oluşan ilk kişisel sergisini açan Güveli ile spor ve sanat arasında geçen hayatını konuştuk.

Sutopu için sosyal hayattan fedakarlık ediyorum
"Sabahları 09.00'da atölyeye gidip, akşama kadar çalışıyorum. Akşam da antrenman var. Atölyem Göztepe Sanayi Sitesi'nde. O yüzden gündüz sanayide, akşam havuzdayım. Atölyede tulum giyiyorum, akşam slip mayoyla havuzdayım. Antrenmandan 22.00 gibi dönüyorum. Eskiden beri böyle bu. Bir arkadaşım ortaokul yıllığına şöyle yazmıştı: Tarkan'a 'Şuraya gelir misin?' dersin, o da sana 'Hayır abi antrenmandayım,' der. Sutopunu çok sevsem de, bir sürü şeyden feragat etmek zorunda kalıyorum. Çağdaş sanat sahnesinden uzak kalıyorum mesela. Ama sutopu dünyası da çok eğlenceli, ben orada yetiştim. Adrenalin var, sporun delice heyecanı var. Bu camiada iyi okullardan mezun çok insan vardır. Çoğu iyi ailelerden gelir, zekilerdir, sutopu oynamak için çok fedakarlık yaparlar. Ama antrenmandan sonra eserlerime baktıklarında çok naif sorular sorabiliyorlar. 'Bu kim?' diyorlar mesela, onun bir sanat eseri olduğuna bakmadan, illa bir yere yerleştirmeye çalışıyorlar. Ülkemizde plastik sanatların çok uzun bir geçmişi olmadığı için, bu sanat dalı 'derimizin altına' işlememiş henüz. Sporcuların sadece spor yapması kötü bir şey. Aslında geçmişte bu ayrım bu kadar keskin değil. Eski Yunan'da sanat, spor, bilim hepsi bir arad

Yüzücü veya sporcu olmayan giremez
"Caddebostan'da doğdum, burada büyüdüm, hâlâ da buradayım. Çünkü burayı çok seviyorum. Artık yüzmese de, ağabeyim de rekortmen bir yüzücüdür, eskiden milli takımdaydı. O zamanlar beş-altı yaşlarımdaydım. Ailemle birlikte, abim vesilesiyle Kalamış Kulübü'ne gidiyorduk. Okumayı yeni sökmüştüm. Girişte 'Üye olmayan veya sporcu olmayan giremez' yazıyordu. O yazı bana çok dokunmuştu. Ben sosyal tesislerden yararlanan bir eleman oluyordum bu durumda. Sonra yüzmeye başladım, ama sürekli sutopçu olmak istedim. O yaş grubu için sutopu takımı olmadığı için 10 yaşıma kadar bekleyecektim. Neyse ki bir gün sokakta top oynarken ağabeyim geldi 'Senin yaşın için sutopu takımı kuruldu, artık katılabilirsin,' dedi. Koşa koşa kulübe gittiğimi hatırlıyorum. Ailem sporla ve sanatla çok ilgiliydi. Babam mühendisti, annem ev hanımı. Ama her iki taraftan dedelerim hattatmış. Annemin dedesi mühürcüymüş. Annemin estetik yönü çok güçlüydü. Babamı 23 yaşımdayken kaybettim. Çok erken gitti, bazı şeyleri yaşayıp görmesini isterdim..."