Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Batılılar, anne karnından okumayı severek mi doğuyor?

Giriş Tarihi: 31.3.2013
"Batılılar ellerinden kitabı eksik etmiyorlar!" deriz, nasıl da özeniriz onlara. Annelerinin karnından böyle doğduklarını zannederiz. Ya da basitçe "Anne ve babaları okuyor, çocuklar da onları görüyor ve böylece onlar da kitap okumaya alışıyor," diyerek kestirip atarız. Keşke o kadar basit olsaydı çocuklara kitap okumayı sevdirmek. Batılılar neler neler yapıyorlar çocuklar okusun diye, bir bilseniz! Ne mesai veriyorlar, ne çok enerji ve para harcıyorlar bunun için! Bakın standart bir ABD şehrinde "Çocuklar okusun," diye neler yapılıyor! Öncelikle şehrin tüm kütüphanelerinde her gün okuma seansları düzenleniyor. Örneğin o günkü etkinlik konusu Afrika ise kütüphane görevlisi, çocuklara önce Afrika kökenli objeler gösteriyor, oradaki hayatı anlatıyor, danslar öğretiyor. Ardından da Afrika hikayeleri okuyor ve elişi çalışmaları yaptırtıyor. Son olarak evinde pişirdiği Afrika yemeklerini çocuklara tattırıyor. Okuma seansları, sadece okumayı bilen çocuklara değil, okul öncesine de düzenleniyor. Hatta, okul öncesinin öncesine, 0-18 ay için bile okuma seansları var.

KİTAP ODAKLI ROCK
Ergenler için olan seanslarda da birçok etkinlik düzenleniyor; film yapımı, bilgisayar oyunları, çizgi roman tartışmaları, fotoğraf stüdyosu... Ergenlerle ilgili en ilginç etkinlik 'nerd rock' adını verdikleri kitap odaklı rock. Kitap okumayı seven gençler, beğendikleri kitaplarla ilgili şarkı sözleri yazıp besteliyor. Örneğin Harry Potter düşkünleri onunla ilgili şarkılar yapıp kütüphanenin bahçesinde konser verebiliyor. Dijital hikaye anlatımı konusunda çalışmalar da var. Hani bizde hep konuşuluyor ya "Çocukları bilgisayarın başından nasıl kaldırıp kitaba oturturuz?" diye, işte bunun da yolunu bulmuşlar; bükemeyeceğin eli sıkacaksın. Madem bilgisayarla savaşmak çok zor, o zaman barış yapalım; bilgisayarla hikayeyi birleştirmek üzerine eğitim veriyorlar çocuklara. Farklı teknolojileri kullanarak nasıl kitap yapılır? Bunların yanı sıra kütüphanelerde yaş gruplarına göre kitap önerilerinde bulunan broşürler dağıtılıyor. Ya da temalara göre hazırlanmış çantalar var. Mesela 'arı' çantası; arıları çok seven bir çocuk, o çantayı alıp evine götürüyor. İçinden onlarca konusu ve başkahramanı arı olan kitap çıkıyor. Kütüphanelerin okuma kulüpleri de var. 5-10 çocuktan oluşan gruplar kuruyorlar. Her hafta bir kitap seçip okuyorlar. Sonra kütüphanede bir araya gelerek kütüphane görevlisiyle birlikte o kitabı tartışıyorlar. Kütüphanelerde ebeveynlere yönelik kitapçıklar dağıtıyorlar "Niçin okumalıyız?" ve "Niçin çocuklarımıza okumalıyız?" sorularının cevaplarını listeliyorlar.

OKU, STRESTEN KURTUL
Her gün altı dakika okumanın stres seviyesini üçte iki miktarında azalttığını ve okuma eyleminin, beynin ön loblarını harekete geçirerek depresyon semptomlarını azalttığını biliyor muydunuz? Buna bir isim de vermişler: Bibliotherapy (kitap terapisi). Anne babalara, çocuklarına daha çok kitap okuma konusunda eğitim veriyorlar; kitaplardan nasıl keyif alınacağını, nasıl okunacağını, nasıl seçileceğini öğretiyorlar. Akşamları ailece kitapları kullanarak oynanabilecek oyunlar bile tarif ediliyor! Öğretmenlere de kitap odaklı eğitim önerileri ve ders planları veriyorlar. Özellikle erken yaş okumasını olağanüstü önemsiyorlar. Ailelere ve eğitmenlere bunun için üretilmiş programları ve materyalleri dağıtıyorlar. Sanırım işin özü burada yatıyor; çocuğun okuyacağı kitaba bunca özen gösterilirse, elbet sonuç da iyi oluyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Batılılar, anne karnından okumayı severek mi doğuyor?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz