X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sanat hayatında 'ben', sosyal hayatta 'biz'iz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sanat hayatında 'ben', sosyal hayatta 'biz'iz

  • Giriş Tarihi: 28.4.2013

Tek yumurta ikizi Canan ve Nalan Ünal kardeşler, 42 yıl boyunca sadece dört yıl ayrı kaldı. Aynı mesleği, resim öğretmenliğini seçtiler. Ama iş resme gelince birbirlerinden farklılar

Tek yumurta ikizi Canan ve Nalan Ünal, dokuz kız kardeşli bir ailede büyüdü. Anne ve baba okumamış olmalarına rağmen, kızlarının okumaları için için ellerinden gelen her şeyi yaptı ve dokuz kız kardeş de üniversiteye gitti, birçoğu öğretmen oldu. Canan ve Nalan Ünal kardeşler ise resim öğretmeni... Her ikisi de Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Resim Bölümü'nü bitirdi. 1993'te ilk sergilerini açtılar. Resim onların hayatının hem tutkusu hem de ikiz olmaktan 'kurtuldukları' bir alan. 29 Nisan'da da Gaziantep'te bir ortak sergi açacaklar. İkiz ressam olmak çok da alışıla geldik bir durum olmayınca Ünal kardeşleri aradık ve ikizlik hallerini konuştuk.

- Dokuz kız kardeş olarak büyümek nasıl bir duyguydu?
- Nalan Ünal:
Dokuz kız kardeş olduğumuz için bizi Karaman'da herkes tanır. Hep babama 'Erkek mi aradın da dokuz kız oldu?' diye sorarlardı. Rahmetli babamın dediğine göre 'İtiraf ediyorum, beşe kadar erkek çocuğum olsun istedim, ama beşten sonra bizim kızlar çifter çifter oldu,' deyip gülerdi.

- Nasıl bir aileydiniz?
- N. Ü:
Tam bir sanat okulu diyebiliriz ailemiz için. Ablalarımızın her birinin resme ve sanata ilgisi vardı. Etrafımızdaki bu kadar fazla ve zengin hikaye sayesinde sanatsal hassasiyetimiz gelişti. Biz de estetik ve resim olarak kurguladık dünyamızı.

- Peki, ikiz kardeş olarak büyümek nasıldı?
- N. Ü:
Yalnız olmadığını düşünüyorsun; iyi bir arkadaş, sırdaş, yoldaş olunca, bu insana bir güç veriyor. Ama gençlik döneminde aynı şeyleri yapmanın verdiği bir sıkıntı vardı. Farklılaşabilmek için mücadele ettik, ama bir taraftan da birlikte olmak, her şeyi bir yapmak istedik.

ONSUZ GEÇEN HER GÜN IstIRAP GİBİYDİ
- Bütün hayatınız birlikte geçmiş, ama dört yıl kadar ayrı kalmışsınız.
- Canan Ünal:
İlkokul, ortaokul, lise ve üniversitede birlikteydik. Öğretmenlik hayatımızda Nalan'ın ataması başka bir ile çıktı. Onsuz geçen her gün ıstırap gibiydi. Nalan dedikleri an ağlamaya başlıyordum (Ağlıyor).

- Ondan sonra 'Biz bir daha ayrı kalmak istemiyoruz,' dediniz mi?
- C. Ü:
Evet, ayrı kalmamak için de elimizden gelen her şeyi yaptık. Aynı bölgeye gelmeyi tercih ettik, atölyeyi ve evi aynı semtlerde tuttuk. İstanbul Beşiktaş'ta öğretmenlik yapıyoruz.
- N. Ü: Eşlerimiz bazen bize 'Ortaköy pahalı bir semt, buradan taşınalım,' diyebiliyor. Ben 'Peki, gidelim ama Canan'dan ayrılamam. Canan ile beraber gideceksek olur,' diyorum.

- İkiz olmanız sizi 'ben' duygusundan uzaklaştırdı mı? 'Biz' mi 'ben' mi daha önemli oluyor sizin için?
- N. Ü:
Sanat hayatında 'ben', sosyal hayatta 'biz'iz. Ayrılmaz bir birlikteliğimiz var çünkü.
- C. Ü: Ama hayat hikayemizi anlatmaya gelince 'biz' olmak zorundayız; 'Biz şuradan mezun olduk. Biz burada yaşadık,' diyoruz mesela.

İKİZ RESSAM OLMAK ZOR
- Peki, ikiz ressam olmak zor mu, sanat dünyasında nasıl karşılanıyor?
- C. Ü:
İkiz olunca 'A! Kardeşler oturmuş birlikte resim yapıyorlar,' sanılıyor. Tanıdıkça, tarzlarımızın farklı olduğunu görüyorlar; resimlerimiz birbirinden çok farklı. Ruh halimiz, bakış açımızda öyle. Resimlerimde kuşbakışı görünümler kullanıyorum.
- N. Ü: Benim resimlerimde akan boyalar, mekanlarla iç içedir. Akıtma damlatma tekniği kullanıyorum. Soyut dışavurumcu diyebilirim.
- C. Ü: Genelde ikizler farklı meslek seçiyor, çok fazla ikiz ressam yok. Zaten bu ülkede kadın ressam olmak büyük bir şaşkınlık işi. Sanatla uğraşmak, hem de ikiz olarak uğraşmak zor iş.