X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Önyargıları kırmak istiyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Önyargıları kırmak istiyorum

  • Giriş Tarihi: 5.5.2013

Türkiye'nin tanınmış ailelerinden birine mensup Lara Kamhi, sinema okuyan bir çağdaş sanatçı. 6 Mayıs'a dek Karaköy'de sergisi devam eden Kamhi sanatını önyargıları kırmak üzerine kuruyor

26 yaşındaki Lara Kamhi, Türkiye'nin en meşhur ve varlıklı ailelerinden birine mensup. Yahudi asıllı işadamı ve siyasetçi Cefi Kamhi ile Yasemin Kamhi'nin kızı. Küçük yaştan itibaren annesini resim, babasını da heykel yaparken izleyerek büyümüş. Anlattığına göre bilim kurgu meraklısı, Deleuze ve Lacan'ı okuyor, Mevlana'nın öğretilerini seviyor. Felsefeye, sosyal bilimlere ve sanata duyduğu merak onu İngiltere'nin, şu an yüksek lisansını tamamlamakta olduğu Slade Güzel Sanatlar Okulu'na sürüklemiş. "13 bin kişi arasından seçilen 20 öğrenciden biri olarak bu okula kabul edildim," diye anlatıyor. Şimdi burada sinema üzerine yüksek lisansını tamamlıyor, bir yandan da hem İngiltere hem Türkiye'de çağdaş sanatçı olarak, video ve enstalasyon eserleriyle çeşitli sergilere katılıyor. 6 Mayıs'a dek Karaköy'de bulunan Unter'de sürecek bir sergiyle çıktı karşımıza. Sergi, Pilevneli Project küratörlüğünde düzenlenen Atelier by Absolut projesinin bir parçası. Kamhi'nin çalışmalarında ilgi alanı, önyargılar ve gerçeklik algısı. Hayatı da bu önyargılarla uğraşarak geçmiş. Onun hikayesi kendini önyargılardan uzakta tanımaya çalışan bir 'zengin kızı'nı anlatıyor.
- Çağdaş sanata ilginiz nasıl başladı, işlerinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
- Sürece odaklanarak çalışıyorum. Benim için yaptığım işler hiç bitmiyor. Biri eserimi gördüğünde ondaki gerçeklik algısını ve önyargıyı değiştirebiliyorsam eserim tamamlanmış oluyor. Toplum olarak çok önyargılıyız, düşüncelerimizin çoğu bize ait değil ve bu bize ait olmayan düşüncelerin izinde bir ömür kuruyoruz. Bana göre bu çok dramatik bir durum. Ben daha çocuk yaşta bunun önemini anlamış oldum. Uğraştığım tüm konular da bununla ilgili.
- Sizinki çok tanınmış bir aile. Bu ailede büyümek nasıldı?
- Benim, ailemin tanınmış olması meselesiyle ilişkim eskiden sorunluydu. Ben büyürken babam politikayla ilgiliydi. Basın da o zamanlar aileyle daha ilgiliydi. Artık ne mutlu ki umurlarında değilim. Ama vakti zamanında basınla sürekli muhatap oluyordum, bu da sorunlu bir durumdu. Çocuktum, aile röportajına geliyorlardı, ne olmak istediğimi soruyorlardı, ben de 'Müzisyen olucam,' deyince, 'Albüm yapacak,' diye haberler çıkıyordu. İki kelime etmeden, üç sene boyunca haberim çıktı. Gerçeklik algısıyla meselem de belki oradan kaynaklandı.
- Ekşisözlük'te müzikle ciddi bir geçmişiniz var gibi bahsediliyor. İnsan 'İki tane mi Lara Kamhi var?' diye düşünüyor açıkçası.
- Aynen öyle. Benim çocukluğuma denk gelmişti medyayla yaşadığım bu olaylar. Telefonla arıyorlardı mesela beni, iki soru soruyorlardı, daha sonra bikinili fotoğrafımın kullanıldığı bir röportaj olarak çıkıyordu bu karşıma. O zaman 16 yaşımdaydım. O yaşta hiçbir şey yapmayan bir çocuğun bu kadar üstüne gelinmesi çok fena. Bu biraz insan haklarına da aykırı geliyor bana. O zaman hiç takmıyordum ama sonra bir baktım çok ciddiye aldığım birçok insan o haberleri okuyormuş meğer. İşte bunun ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu 20'li yaşlarımda öğrendim. Bu yüzden de yaptığım her şeye daha çok tutunmaya başladım. Bir insan bir şey için bir kere çabalıyorsa, ben 10 kere çabalamaya başladım. Bu da bana olumlu bir şey olarak geri döndü. Bana göre her şeyin bir sebebi var ve her şey bir mucize. Yani çok üzüldüğüm bir mevzu, yarın çok güzel bir şeye dönüşebiliyor.
- Peki müzik geçmişiniz var mı gerçekten?
- Müzikle uğraştım. Ses mühendisliği asistanlığı yaptım stüdyolarda, işitsel olanla görsel olanı birleştirmeme yarayan bir süreçti. Ses mühendisliği kurslarına da gittim.

BİZDE ZANAATKAR ÇOK
- Soyadınız size çağdaş sanat dünyasındaki bakışı değiştirdi mi?
- Bilmiyorum ki. Ben Türkiye'de çok az sergiye katıldım. Tunus'a işlerim gitti, Londra'da sergilere katıldım. Türkiye'de pek kimsenin öyle bir önyargılı yaklaşımı yok. Ama bazı insanlar 'Ne alaka bu soyadı ve bu işler?' diyor. Bunun sorulması çok enteresan. Geçen gün biriyle karşılaştık, 'Bütün gençler de sanata yöneldi,' dedi. E her zaman sanata yönelen bir genç kitle vardır. Fakat onun aklındaki ben ve Elif Boyner. Ama o kadar absürd bir yaklaşım ki bu. Bizim de anne ve babamız var, hepsi o kadar.
- Çocukluk nasıldı?
- Bizim ailede zanaatkar çok var ama kendine sanatkar diyen pek az. Yani resim yapan çok ama kimse ressam demiyor kendine. Annem evde resim, babam heykel yapardı. Ben de çocukken çok fazla mecrayla ilgilendim. Tiyatrodan müziğe geçtim, derken sinemaya yöneltti beni bunlar.