Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tek istediğim beni sevmen

Giriş Tarihi: 5.5.2013

Fotoğrafçı Miles Aldridge, yeni kitabı I Just Want You to Love Me'de moda dünyasının yalnızlığını, plastik bir canlılık hissi veren fotoğraflarla anlatıyor

Bir kadın hayal edin; paha biçilmez takılar takan, haute couture elbiselerle dolaşan, saçları, makyajı, vücudundaki her zerre ile kusursuz görünen, mükemmel bir kadın. Ama bu kadında bir şey eksik. Bahsi geçen, içi boşaltılmış, hissiz, donuk bir kadın. Bu kadın bazen çocuklarının yanında, bazen sevgilisiyle, bazen evinde, bazen en çılgın partilerde. Ama yüzündeki ifade hep aynı: Hissizlik. Bu kadının, modayla yakın bir ilişkisi olduğunu tahmin etmişsinizdir, hatta belki aklınıza bazı isimler gelmeye başlamış bile olabilir. Bu prototipi, 20 yılı aşkın kariyerinde, modanın bol ışıklı ortamına kanmadan, kullandığı modelin hissiz yüz ifadesini değiştirmeden fotoğraflayan bir sanatçı var.

DONUK KADINLARIN SESSİZ ÇIĞLIĞI
Bahsettiğimiz kişi, şans eseri başlayan kariyerinin ilk gününden itibaren, W, Vogue Italia, Numero ve New York Times Magazine gibi saygın dergilerin birlikte çalışmak için peşinden koştuğu İngiliz moda fotoğrafçısı Miles Aldridge. Geçtiğimiz haftalarda piyasaya çıkan ve sanatçının 270 fotoğrafına yer verilen kitabının adı, Aldrige'in uzun yıllardır fotoğraflarla anlatmak istediğini tek bir cümleye sığdırmış: I Only Want You to Love Me (Tek istediğim beni sevmen). Bu isim, sanatçının doygunluğu yüksek resimlerinde en dikkat çekici unsur olan yüz ifadesinden yoksun, 'donuk' kadınların sessiz çığlığının duyulması anlamına da geliyor. Sanatçı, illüstratör babasının izinden gitmek için saygın moda okulu Central Saint Martins'in aynı bölümünden mezun olduğunda, fotoğrafa, daha da önemlisi modaya çok uzak bir mesafeden bakarken de mutsuz kadın taslakları çiziyormuş. O dönemde birlikte olduğu sevgilisinin model olma hevesi yüzünden fotoğrafçılığa başlama hikayesini "Vogue dergisi, model adaylarından profesyonel fotoğraflar göndermelerini istediği için, kız arkadaşımın birkaç pozunu çektim. Sonunda sevgilimi değil, beni işe aldılar," sözüyle anlatıyor. Dev dudak fotoğraflarıyla, moda fotoğrafçısı sıfatını sanatçı statüsüne çeviren Miles Aldridge'in karelerinde, bir de kedi figürleri dikkat çekiyor. Fotoğrafçı, kedileri de, kayınvalidesinin evinde gördüğü 10 kediden etkilenerek fotoğraflamaya başlamış. Miles Aldridge'in Rizzoli'den çıkan kitabında, mutluluk ile yabancılaşma, masumiyet ile kirlenme, çekicilik ile istismar tezatları, kelimelere başvurulmadan anlatılıyor. "Hayal gücü, gerçekten çok da güçlü bir gerçeklik sağlar," diyen Aldridge'in, bir bütün halinde görüldüğünde sinematografik bir devamlılık yakalayan işlerine, New York Journal of Books'un yorumuysa şöyle: "Aldridge'in fotoğrafları sürreal, unutulmaz ve hatasız. Onun sanatını Helmut Newton'ınkiyle kıyaslamak mümkün. Yalnız Aldridge'inkiler, kortizonlu ve doygunluğu abartılmış örnekler."

HİSSİZLİĞİ DEĞİL, DERİNLİĞİ VURGULUYOR
Sektörün aksine dijital kamera kullanmayan ve her fotoğraf karesi için günlerini veren sanatçı, fotoğrafladığı kadınlarda gördüğü ifadenin, hissizlik değil derinlik olduğunu savunuyor. Bu kadınların gerçek hayatından ilham aldığı karakterler olduğunu 'Moda sektöründeyseniz, havaalanlarında çok beklersiniz. Ben bu kadınları beklerken görüyorum,' sözleriyle belirten Aldridge'in birçok fotoğrafında yer alan gri saçlı kadın, bir süre önce boşandığı 16 yıllık model eşi Kristen McMenamy'den başkası değil.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Tek istediğim beni sevmen
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz