Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yürüyerek gidemezsiniz, uçağa binmekten korkmayın

Giriş Tarihi: 5.5.2013

Yapılacak çok iş, gidilecek çok yer var. Birçoğumuz için uçağa binmek ne kadar keyifliyse bazılarımız için de o kadar ürkütücü. Tatil sezonunun başladığı şu günlerde, uçmak güvenli mi değil mi, korkmaya gerek var mı? Şimdiden bir çoğumuzu uçuş korkusu sardı. Tüm uçuş korkusu olanlar için bizzat kendimiz araştırdık...

Ranini, Twitter'dan arkadaşımız. Ranini gerçek adı değil elbette, Twitter adı. Geçtiğimiz günlerde bir tweet attı Ranini, Sabah gazetesinde yayımlanan bir haberle ilgili. Şöyleydi tweet: "Sonra da bana 'THY ile uçarken korkma,' diyorsunuz. Al, oku, sen korkma!" Türk Hava Yolları'nın uçaklar arasındaki mesafeyi 5 milden 3 mile düşürdüğünü anlatıyordu haber. Haberin içeriği bu olunca, uçuş korkusu olan ama uçaktan uzak kalamayanlardan gazeteci Ebru Çapa ve bendeniz atladık mevzuya: "Ne, nasıl olabilir, bunu bize nasıl yaparlar?" diye. Tartışmalara SABAH Ekler Yayın Yönetmeni Elçin Yahşi de dahil oldu; Allah'tan yayın yönetmenimiz sakindi ama o da bir yere kadar. Ranini hemen THY Basın Müşaviri Ali Genç'e bir tweet atıverdi. Ve ne olduysa ondan sonra oldu. Sosyal medyanın nasıl önemli bir iletişim aracı olduğunu, Ali Genç'ten gelen bir tweet ispatlanmış oldu. Genç, bahsi geçen mesafenin uluslararası standartlara uygun olduğunu belirtiyordu tweet'inde.

THY GENEL MÜDÜRÜ DE ANLATTI
Bu kesmedi elbette uçuş korkusuyla tir tir titreyen bizleri, ama özellikle Ranini'yi. THY Basın Müşaviri de fark etti bu açıklamanın yetmediğini ve Twitter üzerinden bizi THY Genel Müdürlüğü'ne, simülatörlü bir eğitime davet etti. Hemen "Hay hay," dedik. Her ne kadar simülatör bile olsa, yapay da olsa türbülansa maruz kalma durumu kimsenin hoşuna gitmese de, davete icabet edilecek ve olay yerinde incelenecekti. Türbülanssa türbülans yani. Bir de hepimiz için bir ilk de yaşanıyordu aynı zamanda; kişisel tanışıklığımız olmayan birisinden kurumsal bir davet almıştık sosyal medya üzerinden. Bunun üzerine "Hayırlısı madem," dedi Ebru Çapa...

İÇİNİZ RAHAT OLSUN
Ve sonunda dört kişi kendimizi Ali Genç'in, Uçuş Eğitim Başkanı Sedat Şekerci'nin ve Simülatör Müdürü Hüseyin Özkarafakılı'nın karşısında bulduk. Sabırla, sorduğumuz her soruyu yanıtladılar. Hatta 'kırmızı ruj' yasağını bile sorduk; özetle, araştırmalarda, doğal görünümün insanlarla iletişimde daha ılımlı bir etkisi olduğunu söylediler. Kırmızı ruj tartışmasını şimdilik bir kenara koyalım ve devam edelim. Şanslı günümüzdeydik; öyle ki bir ara THY Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil ile burun buruna geldik. Kotil neden orada olduğumuzu öğrenince, çok babacan bir tavırla, uçakların ne kadar güvenli olduğunu ayaküstü, bir çırpıda anlatıverdi: "Ben uçak mühendisiyim. Bakın ayaklarım yere ne kadar sağlam basıyor. Aynı şekilde uçakların kanatları da gökyüzüne bu kadar sağlam basıyor. İçiniz rahat olsun." Temel Kotil ve ekip arkadaşlarını dinleyince, emin ellerde olduğumuzu anladık. Zira karşımızda, konusuna hakim, işini iyi yapan bir ekip vardı. Biz sorduk, onlar anlattı, korkmak insani. Korkuyu yenmenin yolu, güvende olduğuna inanmaktan geçiyor. Biz inandık, içimiz rahat. Herkese iyi uçuşlar.

UÇUŞ KORKUSU OLAN DÖRT KADININ SİMÜLATÖRLE İMTİHANI
Soru-cevap faslının ardından, THY Simülatör Müdürü Hüseyin Özkarafakılı eşliğinde eğitimlerin yapıldığı tesisi gezdik, personele verilen eğitimi kendi gözlerimizle gördük. THY'nin eğitim okulunda sadece THY personeli değil, aynı zamanda yabancı havayollarının personeli de eğitiliyor. Verilen eğitim uluslararası standartlarda, THY uluslararası bir marka. Eğitim alanını gördükçe bir yandan şaşkınlığımız artarken, bir yanda da korkumuz hafif hafif bizi terk etmeye başladı. Çünkü tüm personel periyodik olarak en korkunç, gerçekleşme ihtimali en düşük olan sorunlar üzerinden hazırlanan senaryolarla eğitiliyor. Uçak denize inmek zorunda kaldı, ne yapılacak? Yangın çıktı, kim nasıl müdahale edecek? Bu gibi olağanüstü durumlara karşı personel hazırlanıyor. Yeri geliyor eğitim alanındaki havuzlarda uçak denize düşmüş gibi performans gösteriyorlar; yeri geliyor, gerçeğinin aynısı simülatörlerde türbülanslarla mücadele ediyorlar. THY'nin personele verdiği eğitim gerçekten çok etkileyici. Tüm eğitim alanını dolaştıktan, eğitim alan personeli ziyaret ettikten sonra sıra geldi simülatörlere.

SİMÜLATÖRÜ DÜŞÜRECEKSİN!
Eğitim tesisinde, THY'nin kullandığı tüm uçakların birer simülatörleri var. Bu simülatörler gerçek kokpitlerle birebir aynı, tek fark onların ayaklarla yere bağlı olması, uçamazlar yani... Hüseyin Bey bizi simülatöre buyur etti, fakat hepimizin ayakları geri geri gidiyor. "Hadi biriniz kaptan pilot, diğeriniz de yardımcı pilot koltuğuna otursun," dedi. Nasıl oldu bilmiyorum ama Ebru Çapa kaptan, ben de yardımcı kaptan koltuğunda bulduk kendimizi. Önümüzde uzanan bir pist var, sanal ama çok gerçek! Pisti görünce ikimiz birden kalkmak ve kaçmak için hareket geçtik, durdurdular. Tamam simülasyon, ama kabin içindeki basınç, pist, bulutlar her şey çok gerçek. Hazır ve onaylı senaryolar var, mesela kar yağışı var ve New York JFK Havaalanı'na iniyorsun ya da Maldiv adalarından yola çıktın ve türbülansa yakalandın. Felaket senaryosundan senaryo beğen... Ebru Çapa çaresizlikten kısılan bir sesle, korkudan çakmak çakmak gözleriyle arka arkaya: "Biz bir şey yapmayacağız değil mi? Ben düğmeleri ellemem, simülatörü bozarım..." diye soruyor. Cevap bile veremiyorum, sanki bir şeye dokunacağım ve uçak düşecek. Sonra nasıl oldu bilmiyorum ama uçağı kaldırdık. Aman Allah'ım. tam o esnada kaptan pilot Ebru'nun telefonu çalmaz mı? Ebru'nun panikle telefonu açıp; "Anneee şimdi uçak kullanıyorum," deyip kapaması bir oldu. Ters ters baktım ona; 'Simülötürü düşürücen!' der gibi, bilmiyorum anladı mı...

HOSTESİ ÇAĞIRMA DÜĞMESİ VAR NEREDE ?
Ve fakat sanal da olsa, semalarda süzülmeye başlayınca ve Hüseyin Bey anlattıkça, ne uçuş korkusu kaldı biz de ne panik, hatta espri yapmaya bile başladık kendimizce. Bizi mutlu görünce Ranini geçti koltuğa. Hepimizin içinde en çok korkanı, havacılıkla ilgili en çok sorusu ve bilgisi olanı o. Önce etrafa baktı, koltuğuna iyice yerleşti. Medium strom (orta dereceli fırtına) senaryosunu tecrübe edeceğiz. Ettik, uçağın ve pilotun marifetlerini görünce şimdiye kadar boşuna elimiz yürekte seyahat ettiğimize yandık durduk. Ranini o kadar rahatladı ki:"Hostesi çağırma düğmesi hangisi?" diye sordu, Hüseyin Bey bile şaşırdı. O güne kadar bu soruyu kimse sormamış. Kısa da olsa aldığımız eğitiminin faydasını gören Ebru ile Ranini bir karar aldılar: THY'nin uçuş korkusu olanlara yönelik üç günlük simülasyon eğitimine katılacaklar.

10 SORUDA UÇAK YOLCULUĞU
1. Nedir bu 3 mil meselesi, neden böyle bir şey yaptınız? İnişte, kalkışta uçakların arasana bir mesafe koymak gerek. Biz bu mesafeyi 3 mile indirdik. Bu kesinlikle uluslar arası standartlara uygun bir mesafe. Mesela İngiltere'de bu mesafe 2 mil.
2. Okuyoruz, pilotun biri diyor ki: 'O kadar yaklaştı ki diğer uçağa, pilotla göz göze geldim.' Ya uçaklar kafa kafaya çarpışırsa?
Böyle bir şey olamaz, çünkü bu tür olaylara karşı uçaklarda bir sistem var. İnsan hatası bile buna neden olamaz. Böyle bir durumda uçaktaki sistem devreye giriyor, aşağı ya da yukarı gidiliyor.
3. Pisti pas geçmek ne demek? Pilotlar neden pas geçiyor, tehlikeli mi?
Bilakis, biz pilotların pas geçmesini istiyoruz. Onlara, 'Eğer içinizde hiçbir nedeni olmasa bile bir tereddüt varsa, her şey yolunda olsa bile, pas geçin,' diyoruz.
4. Türbülans tehlikeli mi, uçağın düşmesine neden olabilir mi?
Türbülans bulut içindeki hava boşlukları, yoğunlukları nedeniyle olur. Evet, bir uçağı düşürecek güçte türbülanslar olabilir. Ama pilotlar asla sorun yaratacak bulutların içine girmez, neden böyle bir şey yapsınlar? Bir pilot sorunlu bulutu gördüğü an tanır. Ayrıca uluslararası kuruluşlardan gelen raporlar var, o raporlarda bir pilotun bilmesi gereken her şey var.
5. Uçağın motoru bozulursa ne olacak?
O motorlar 8 milyon dolar civarında. Ve o 8 milyon dolarlık motor hiç durmadan 3 bin saat çalışabilir. Ve diyelim ki bozuldu, uçak havada tam 120 dakika daha kalabilir.
6. Ya uçakta hava biterse?
Bitmez, uçaktaki hava basıncı değişirse ki bu çok yükseğe çıktığında olur, hava maskeleri dökülür. Maskeler döküldüğü sürece sorun yok, bu her şeyin yolunda olduğunu gösterir. Uçak uygun irtifaya geldiğinde normal koşullara dönülür.
7. Uçakların bakımı düzenli yapılıyor mu?
Elbette, başka türlüsü düşünülemez. Bir vida çıkarıldığında tutanak tutuluyor, takıldığında tekrar tutanak düzenleniyor. Bunlar çok ciddi işler.
8. Pilotlar yeterince deneyimli mi? Yenilikleri takip edebiliyorlar mı?
Pilotlarımız 5 bin saat uçuşu doldurmadan kaptan pilot olamıyor. Bu süre de çok yeterli. Ayrıca her pilot ve hava hizmet ekibi altı ayda bir simülatörde eğitim alıyor.
9. Dil problemi yaşanıyor mu pilotlar ile kule arasında? Bazen uçakta yapılan anonsları hiç anlamıyoruz.
Bizim uyguladığımız bir dil sınavı var, o sınavı geçemeyen pilotlarımız yurtdışı uçuşlara çıkamıyor. Yabancı pilotlar için de endişeye gerek yok. Çünkü havacılıkta kullanılan geliştirilmiş bir dil var.
10. Soru sorduğumuz herkes uçak kazalarını anlatırken 'peynir deliği' benzetmesi kullanıyor.
Şöyle bir şey; peynirde bir ucundan baktığınızda, diğer ucu görebileceğiniz bir deliğin oluşması çok büyük tesadüflere bağlıdır. Bir uçağın düşmesi, kaza yapması da öyle. Üst üste birçok hata yapmak gerek. Oysa ki bu işte her adım defalarca kontrol edilir. Bütün bunlara rağmen kaza meydana geliyorsa, işte o peynir deliği oluyor.

KİM NE KADAR KORKUYOR?
Hikayenin bundan sonrasını anlatmadan evvel, bu eğitime katılacakları tanıtmakta fayda var.
Ranini: Yazmayı, çizmeyi seviyor, sosyal medyada aktif. Uçuş konusunda tam bir 'baş belası'. Sorduğu sorularla korkmayanı korkutur! Uçuşla ilgili her şeyi biliyor: Yok anons ne zaman yapılır, iki bip sesi ne demek, uçak Burdur üzerinden ne zaman geçer... Havacılık sektöründe yaşanan olumsuz olayların en büyük müsebbibinin insan olduğunu düşünüyor, makinelere çok, insana az güveniyor.
Ebru Çapa: İflah olmaz gibi görünüyor. Uçak, türbülans deyince, elleri titremeye ve aynı anda terlemeye başlıyor. Gözlerinde bir ışık beliriyor, sabit bakıyor. Mümkünse uçmuyor Ebru. O kadar ki bir simülatörde olmak bile onu gerçek anlamda geriyor.
Elçin Yahşi: Neredeyse havada yaşanabilecek tüm sorunları yaşamış, o nedenle ürkmekle birlikte çok da önemsemiyor uçuş problemlerini, biraz kaderci bir tavrı var bu konuda.
Bendeniz: Uçakla ilgili aklımdan geçenleri söylemeyeyim, birine anlatırken bile kan basıncım değişiyor, bir boğulma duygusuyla boğuşuyorum. Uçağa binerken en büyük yardımcım, cüzdanımdaki minik hap... O olmazsa binmem o uçağa, bu kadar kesin konuşuyorum! Dünyada olmaz!

AVRUPA'NIN EN İYİ HAVAYOLU
2011 ve 2012 yılında THY Avrupa'nın en iyi havayolu seçildi.
THY filosu 220 uçaktan oluşuyor. Yıl sonunda rakam 235 olacak.
2388 Türk, 325 yabancı pilot görev yapıyor. Kadın pilot sayısı 50.
117 uçak sipariş edildi. Yedi yıl içinde devreye girecekler.
2012'de THY 39 milyon yolcu taşıdı.
THY'de bugün 15 bin 616 personel görev yapıyor.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Yürüyerek gidemezsiniz, uçağa binmekten korkmayın
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz