X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mersin'de Mağrib esintisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mersin'de Mağrib esintisi

  • Giriş Tarihi: 19.5.2013

Cezayir'de doğan ve Fransa'da ünlenen Berberi asıllı şarkıcı Souad Massi, 12. Mersin Uluslararası Müzik Festivali'nin konuğuydu. Kendisini izleyenlere sesi gibi tılsımlı bir gece yaşattı. Massi ile müziğindeki aşk ve isyan hakkında konuştuk

Eskiden olsa belki "Mersin Mersin olalı böyle zulüm görmedi" denirdi. Şimdilerde "Mersin Mersin olalı böyle festival görmedi," deniyor. 12. yılına giren Mersin Uluslararası Müzik Festivali giderek daha renkli ve zengin hale geliyor. Tanınmış yerli ve yabancı sanatçılar... Klasik, caz, folklorik, hatta rock ve popüler müzik... Dans gösterileri, resim sergileri, beste yarışmaları... 2 Mayıs'ta başlamış ve 25 Mayıs'a kadar sürecek olan bir şölen yaşanıyor Mersin'de. Festivalin sanat yönetmeni Remzi Buharalı'yı, maddi ve lojistik destek sağlayan Büyükşehir Belediyesi'ni, odaları ve sivil toplum kuruluşlarını kutlamak gerek.
Bu yılki festivalin en yıldız ve bir o kadar da sürpriz isimlerinden biri Souad Massi oldu. Yedi çocuklu yoksul ama müzisyen bir ailenin kızı olarak Cezayir'de doğan, Fransa'da keşfedilen, 2002 yılında BBC tarafından ödüllere boğulan, ikinci albümü Deb/Kalbi Kırık ile dünya çapında ün kazanan Massi 15 Mayıs çarşamba akşamı, kendisini izlemeye gelenlere sesi gibi tılsımlı bir gece yaşattı.
Mersin Kültür Merkezi'nin salonunu dolduran izleyiciler kah hüzünlenerek kah neşenelenerek ama şarkıların hemen hepsine elleriyle tempo tutup eşlik ederek zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar. Şarkılar, Arapça ve Berbericeydi ama o dilleri bilmeyenler bile anladı. Bateriyle bendir ve darbuka, elektrogitarla akustik gitar doğuyla batının, kuzeyle güneyin nağmelerini iç içe geçirdi; Massi'nin perde perde yükselen ve derinleşen sesi aşk, hüzün, mutluluk, yalnızlık gibi duyguları peşine takıp sürükledi. Zaten o menekşe kokulu altın sesi değil midir bu Kuzey Afrikalı şarkıcıyı sevdiren.

KALIBA SIĞMAYAN ŞARKILAR
Repertuvar böyle seçilmişti ama Souad Massi sadece Berberice ve Arapça şarkılar yazıp söylemiyor. Fransızca ve İngilizce şarkıları da var. Bunu kendisi için bir şans olarak görüyor. "Daha çok dilde şarkı söylemek daha çok duyguyu aktarabilmek demek ve bunu çok seviyorum. Ayrıca hangi dil olursa olsun, aktardığınız duyguları dinleyici hissediyor. İşte bu, müziğin gücü." Gerçekten de hissettik.
Massi'ye bu kadar çeşitliliği içinde harmonik bir biçimde birleştiren müziğini nasıl tanımladığını soruyorum. "Müziğimi herhangi bir kalıba sıkıştırmak istemiyorum," diyor. İşin doğrusu kendisi de bir kalıba sığmıyor. Bir Akdenizli olarak hem Cezayir köklerinin duygularını hem de Avrupa kültürünün seslerini taşıyor. Bu ikisinin ritimleri birbirine karışıyor. İsyanı ve aşkı harmanlıyor. Rock'tan oryantale, country'den popülere uzanan birçok farklı tarzı birleştiriyor ve şarkılarını 'kadın şarkıları' olarak tanımlıyor: "Farklı kültürleri buluşturan şarkılar yazıyorum. Şarkılarımda oryantal müzikler de var rock da. Temelde müziklerime kadın şarkıları diyebiliriz."
Müziğinin kökenleri, hakkında bilimsel çalışmalar yaptığı Endülüs'e kadar uzanıyor bir bakıma. Kendisi de bunun farkında: "Şimdilerde Endülüs müzikleri üzerinde çalışıyorum. Çingene müzisyenlerle birlikte yepyeni şarkılar hazırlıyoruz. Projeye katılan herkesin çok isteyerek katılması benim için çok önemli, bu yüzden ekibi kurmak fazlaca zaman alıyor ama şarkılar çok içten şarkılar olacak ve doğru zamanı beklemeye değer."

AŞKA İHTİYACIMIZ VAR
Massi Avrupa'da keşfedilmeden önce Cezayir'de birçok grupla turnelere çıktı; bu arada protest niteliğiyle bilinen Atakor'la da çalıştı. Ülkesini terketmesine müzisyen olarak sergilediği aktivist tavırların ve aldığı tehditlerin neden olduğu söylendi. Kendisine Cezayir'den niye ayrıldığını sorduğumda ise bana şu cevabı verdi: " Tamamen profesyonel nedenlerle Fransa'ya gittim. Bir müzisyen olarak aldığım teklif hayatımın dönüm noktası oldu. Bu sayede hem geleneklerimi daha çok kişiye ulaştırabilme imkanına hem de sanatçı olarak daha çok değer görebildiğim bir ortama kavuştum." Massi evlenmiş ve iki kızı var. Kızlarını Fransa'da daha iyi yetiştirebileceğini düşünüyor. Cezayir'le ve orada kalan ailesiyle de bağını koparmamış elbette. Yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor.
Massi'yle politika da konuşuyoruz. "Tüm dünyanın bir değişime ihtiyacı olduğunu hepimiz biliyoruz. Değişim sürüyor, ancak zorlu bir geçiş oluyor," diye başlıyor söze. Arap Baharı olarak adlandırılan süreci nasıl değerlendirdiğini soruyorum. "Arap Baharı bir süreç. Hâlâ daha çok yola ve direnişe ihtiyaç duyuyor. Bu değişim ve hak arayışına tüm dünyanın destek olması gerekir." Yaşananlar konusunda hem umutlu hem de gerçekçi: "Tüm bu değişimler insanların hayatlarına maloluyor ve maalesef yumuşak bir geçiş olmuyor." Müziğinin rolünü de burada konumlandırıyor: "Müzik değişimi cesaretlendirmenin en yumuşak yolu."
Yeri gelmişken sormadan geçemiyorum: "Cezayir'de daha protest bir grubun içinde verdiğiniz mücadeleyle gündeme geldiniz ama dünya sizi romantik aşk şarkılarıyla tanıdı. Bu bir çelişki değil mi?" Haksızlıklar ve özgürlük için duygularını yazmaya ve görüşlerini ifade etmeye devam ettiğini söylüyor. "Ama aşk çok evrensel ve aslında en çok aşka ihtiyacımız var. Bu yüzden aşk şarkılarının sevilmesini de çok insanca buluyorum. Aşkı dinlemek yaşamak kadar güzel geliyor ve şarkılarla sıkıntılarımız gidiyor, özellikle aşk şarkılarıyla."

FESTİVAL PROGRAMI
Mersin Uluslararası Müzik Festivali, 22 Mayıs çarşamba akşamı Los Vivancos grubunun Flamenko gösterisi ile kapanıyor. Los Vivancos birbirine kan bağıyla bağlı yedi kardeşten oluşan ilginç bir grup. Henüz okuma yazma öğrenmeden enstrüman çalmaya ve dans etmeye başlayan kardeşler, izleyicilere hem müzikal hem de görsel bir şölen vaadediyor. Festivalin kapanışını, geçen yıl görücüye çıkardıkları, senfonik müziklerle zenginleşen, epik bir flamenko gösterisi olan Aeternum ile yapacaklar. Bilet fiyatları 50 ve 75 Lira.

İLİŞKİLİ HABERLER