X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mutlu son yok!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mutlu son yok!

  • Giriş Tarihi: 19.5.2013

İzmirli avukat Varol Turbay, çözülemeyen babalık davalarını sonuca ulaştırmakla ünlü. Onun baktığı her dava ayrı hikaye, hepsi birbirinden ilginç. Hem avukat olma serüvenini hem de babalık davalarının püf noktalarını anlatan Turbay, önümüzdeki süreçte bu tür davalarda patlama yaşanacağını söylüyor

Avukat, Varol Turbay 48 yaşında, baktığı babalık davalarıyla meşhur. Olmazı oldurmasıyla ünlü. Çözdüğü davalar sayesinde Aile Hukuku'nun değişmesini sağlayarak, birçok mağdurun yolunu açmış biri. Filmlere taş çıkartan hikayelere sahip olan bu davalar basında sıkça yer buluyor, zira gerçekten istisnasız hepsinin ayrıntıları insanın tüylerini diken diken ediyor. Turbay başarılı bir avukat, başarısını belki de "İlk aşkım," dediği mesleğinin, o henüz bir ilkokul çocuğuyken aklına düşmüş olmasına borçlu. Varol Turbay İzmirli, orada doğmuş büyümüş. Bugün evli, iki çocuk babası. Hukukla ilk ilişkisi henüz orta birinci sınıfa giderken, bir avukatın yanında işe başlamasıyla oluyor. Daha ilk gün büyüyüp avukat olmaya ve ihtiyacı olanlara yardım etmeye karar veriyor. Ve gerçek anlamda bir mücadele başlıyor Varol Bey için. Hayat çok kolay olmuyor, lise mezunu olarak önce askere gidiyor, geri döndüğünde ekonomik nedenlerle Almanya'ya gidiyor iki kez, ama duramıyor geri dönüyor. Sonra sınava giriyor, iktisat bölümünü kazanıyor ve bu bölümü bitiriyor. Fakat avukat olma hayalinden bir türlü vazgeçemiyor ve tekrar sınava giriyor. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazanıyor. İki yıl devam ediyor okula. Sonra 9 Eylül Üniversitesi'ne yatay geçiş yapmak istiyor ama başaramıyor. Tekrar sınava giriyor ve bu kez 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girmeyi başarıyor. Turbay tam 33 yaşında, birçokları için geç bir yaşta kartvizitine avukat yazdırmayı başarıyor.

- Size gelen ilk babalık davası neydi?
- 1999'da avukat çıktım. Ama o ana kadar hep avukat yanlarında çalıştım. Banka vekillikleri yapıyordun, epey yoğun bir işti. Bir banka bölge müşavirliği teklif etti, çok imkanlı bir işti ama bağımsız kalmak istedim. Büyük bir büromuz vardı, 12 kişi çalışıyorduk. Para kazanıyorduk ama yaptığım iş bana yetmemeye başladı. Ve 2004'te Seferihisarlı bir taksici, bir yakınım aracılığıyla bana başvurdu, basına yansıyan bir dava oldu. Çok ilginç bir davaydı, o dava sayesinde birçok mağdurun yolu açıldı, Aile hukukunda değişiklik oldu. Müvekkilim Yüksel Sakarya, Seferihisar'da taksicilik yapan, 40 yaşında bir adamdı. Elinde kalın bir dosya ile geldi. Müvekkilimin annesi gençken, Seferihisarlı çok zengin bir gençle birlikte olmuş, hamile kalınca adam bunu terk etmiş. Müvekkilim bu ilişkiden doğan çocuk. Kadının hayatı kabus. Aradan 40 yıl geçmiş, davalar falan açılmış, ama kadın hukuk hilelerine kurban gitmiş, Yargıtay da kararı onamış. İmkansız bir iş. Yani dünyadaki hiçbir hukukçu, Yargıtay'ın onadığı ve aradan 40 yıl geçmiş bir davanın döneceğini söylemez.
- Neden imkansız bir işi kabul ettiniz?
- Olay o kadar ilgimi çekiyor ki, kendimi tutamadım. Dosyaya bir baktım, belli üzerinde çok çalışmış, belli müvekkilim çok uğraşmış, içi yanıyor adamın. Babasını biliyor, Seferihisar'ın en zenginlerinden biri... Babanın diğer oğlu, o dönem Seferihisar Belediye Başkanı. Umutsuzdum, gece 23.00 gibi dosyayı okumaya başladım. Ve sabaha karşı 04.00'te bir açık buldum. 'Ben bu işi çözerim,' dedim. Resmen ilahi bir şeydi. Dosya, hak yerini bulsun diye sanki benimle konuştu. Ve babalığı ispat ettik, müvekkilim babasının mirasçısı şimdi. Başka ilklere de imza attık bu davada, tazminat davası açtık, hem anne hem çocuk için, onu da kazandık. Şimdi davayı AİHM'e götürdük, kabul edildi.
- Diğer davalar nasıl geldi?
- Bu olay basına yansıdı. Ve bu konuda mağdur olan o kadar çok sayıda insan var ki... Ve bizim bu davamızdan önce şöyleydi: Bir kadın evlilik dışı hamile kalırsa ve baba kabul etmezse, kadın çocuk doğduktan sonra bir yıl içinde mahkemeye başvurmak zorundaydı, yoksa hakkını kaybediyordu. Yargıtay kadına 'Sen 18 yaşını geçmişsin, ne yaptığını bilecek yaştasın, korunsaydın ya da bir yıl içinde davanı açsaydın' diyordu. Ama erkeğe bir şey yok! Oysaki erkeğin de kadın kadar sorumluluğu var. Yasa çocuklara da mahkeme hakkı veriyordu ama şöyle: Çocuğun, 18 yaşından gün aldığından itibaren, bir yıl süresi vardı mahkeme açmak için. Açtın açtın, yoksa hakkını kaybediyordun. Ama artık bu durum değişti, fakat yeni durumu ne avukatlar biliyor ne de mağdurlar. Artık Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı var.
- Nedir bu Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı?
- Şöyle bir şey oldu: Bazı durumlarda kadınlar evliyken başkasıyla birlikte oluyor ve o ilişkiden olan çocuğu, kocasının üzerine kayıt ettiriyordu. Ve erkek bunu fark ettiğinde soy bağını tespit için dava açma hakkı vardı. Bunun için de beş yıl süre verilmişti babaya. Ama Anayasa Mahkemesi dedi ki: 'Böyle şey olmaz, ya adam 10 yıl sonra öğrenirse bu durumu ne olacak? Süre sınırını kaldırıyorum.' Böyle olunca, anneyi ve çocuğu bağlayan bir yıl süresi askıda kaldı, eşitsizlik oldu. Anayasa bir başvuruyu kabul etti ve o sayede kadın ve çocuğu ilgilendiren bir yıl süresi de kalktı. Mahkeme, TBMM'ye bu konuda yasa yap dedi ama henüz yapılmadı. Ama şu anda öyle bir süre yok, artık 99 yaşındaki biri bile babalık davası açabilir,
- Kaç babalık davasına baktınız?
- Halen devam edenlerle birlikte 15 oldu. Yani artık Türkiye'nin her yerinden telefonlar geliyor 'Bizim davamıza bak,' diye. Fakat ben yetişemiyorum. Dilim döndüğünce herkese anlatıyorum. Hiçbir bilgiyi saklamıyorum, yol gösteriyorum. Ama gelen davaların hepsine bakamam. Ama meslektaşlarım bu konuyu hâlâ bilmiyor. Süre sınırı kalktı.
- Bu sürenin kalkmasının etkisi ne olacak? Daha çok çocuk babasıyla bulaşabilecek mi?
- Evet, tam bu olacak. Dava sayısı artık kırsal kesimde bile artmaya başladı. Anayasa Mahkemesi bunu tespit etmiş. Ve yakın zamanda bu davalarda bir patlama yaşanacak. Bu çok ciddi bir sorun.
- Çok para kazandınız mı bu davalardan?
- Yok canım, dokuz yıldır süren davalar var, kazandığımdan çok harcıyorum ama manevi tatmini çok yüksek.
- Bu olayların yoğun görüldüğü dönemler, gruplar var mı?
- Valla gördüğüm kadarıyla genç kızlar paralı erkeklere kendilerini çok kolay teslim ediyor. Belki de bir an önce kendilerini garantiye almak için. Sonra da canları çok yanıyor.
- Nasıl dayanıyorsunuz bu hikayelere?
- Artık dayanamamaya başladım. Beş yıl önce kalp rahatsızlığım başladı, doktorum da bu işleri bırakmamı istiyor. Bir yerde kesmek zorundayım. Ya yaşlanıyorum ya da aldığım ilaçlar etkiliyor. Birkaç mahkemede ağladığım oldu, böyle şeyler olmaya başladı. Tabii mahkemede ağlayınca, hakimler de genellikle kadın, bazen onların da gözlerinden yaşlar akıyor. Tutamıyorsunuz, etkileniyorsunuz. Mesleğe yakışmayan bir durum ama insan taş olsa etkilenir
. - Dava sonucunda baba ile evladın buluştuğu mutlu sonlar oluyor mu?
- Olmuyor. Neden olmuyor, çünkü evlenmiş oluyorlar, çoluk çocukları oluyor ve kendi düzenlerini bozmak istemiyorlar. Keşke olsa. Ama olmuyor ya! Olmadı, hiç olmadı...