X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sokakta rahat rahat geziyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sokakta rahat rahat geziyorum

  • Giriş Tarihi: 19.5.2013

Kaya Çilingiroğlu, farklı takımların taraftarları tarafından benimsenen ender spor yorumcularından biri. Futbolu bir eğlence olarak gördüğünü, bunun da kendisini farklı kıldığını söyleyen Çilingiroğlu'yla bol bol futbol, biraz da ailesiyle ilgili konuştuk

Türkiye, futbolla yatıp, futbolla kalkan bir ülke. Futbol maçları 90 dakika sürse de bu maçların yorumları neredeyse bir sonraki maça kadar, bir hafta boyunca devam ediyor. Üstelik bu yorumlar, bütün bir hafta devam eden sohbetlerin de ana malzemesini oluşturuyor. Bu iş öyle bir hal aldı ki taraftarların, yorumlarını beğenmedikleri TV kanallarını bastığına bile şahit olduk. Fakat bazı spor yorumcuları, hangi takımın taraftarı olursa olsunlar, büyük bir futbolsever kesimi tarafından yakından takip ediliyor ve benimseniyor. Bu yorumculardan biri de Kaya Çilingiroğlu. Kibarlığı ve ölçülü yorumlarıyla herkesin takdirini kazanan Çilingiroğlu, taraftarlar tarafından da çok seviliyor. Kendisi de zaten bu durumun farkında, "Beni diğer yorumculardan farklı görüyorlar. Sokakta rahat rahat geziyorum," diyor. Kaya Çilingiroğlu ile en son Fenerbahçe - Galatasaray derbisine dakikalar kala bir araya geldik. Çilingiroğlu, Pepsi'nin projesi kapsamında talihli taraftarlarla derbiyi izlemeden önce, geride bıraktığımız futbol sezonu, spor yorumculuğu ve ailesi hakkında merak edilen soruları yanıtladı.

- Bir spor yorumcusu olarak geride bıraktığımız futbol sezonunu nasıl yorumluyorsunuz?
-
Herkesin aksine ben iyi bir sezon geçirdiğimizi düşünüyorum. Sezon, futbol açısından doyurucuydu. Her takım, her takımı yenebildi. Son üç - dört haftaya kadar altı takım küme düşme potasındaydı, üç takımın da şampiyon olma şansı vardı. Dolayısıyla mücadele açısından güzel bir sezon geçirdiğimizi düşünüyorum. En güçlü takım Galatasaray'dı, en iyi işleri onlar yaptı. Hak ettiği bir şampiyonluğu kazandı. En çok gol atan, en az gol yiyen takım da Galatasaray. Hedeflerini yüksek tutan, iyi bir takım Galatasaray. Şampiyonlar Ligi'nde de ilk defa çeyrek final oynadılar; Real Madrid'e elendiler. Fenerbahçe'ye gelirsek: Ben Fenerbahçe'nin başarısız bir sezon geçirdiğini düşünmüyorum. Üç kulvarda mücadele verdiler. Ben ikinci olmayı bir başarısızlık olarak addetmiyorum. Sonuçta Fenerbahçe önümüzdeki sezon ülkemizi Şampiyonlar Ligi'nde temsil edecek. Ayrıca bu sezon UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final oynadılar.

- Sizce bu sezonun hayal kırıklığı neydi?
-
Sezonun hayal kırıklığı, Türkiye Futbol Federasyonu oldu. Ben şahsen, bu federasyonun miadını doldurduğunu düşünüyorum. Federasyonnun kendi kurumları farklı kararlar veriyor. Kaos ortamı bitmiyor. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım görevde kalmaya devam ederse, bu federasyon yakın zamanda biter.

BEŞİKTAŞ'IN REYTİNGİ YOK
- Peki kendi takımınız, Beşiktaş için sezon nasıl geçti?
-
Beşiktaş yönetimi yanlış işler yaptı. Ama Galatasaray ve Fenerbahçe aşırı puan kaybettiği için Beşiktaş da iyiymiş gibi gözüktü. Beşiktaş yönetimi sezon başında acemice kararlar almasaydı belki de bugün şampiyon olan Beşiktaş olurdu. Ben hocayı suçlamıyorum. Teknik direktörü de yönetim seçiyor. Bu nedenle Beşiktaş Teknik Direktörü Samet Aybaba'nın hiçbir suçu yok bana göre. Yönetim, sezonun başında Quaresma'yı, Ernst'i, Egemen ve Rüştü'yü göndererek hata yaptı. Bunların hepsini gönderip yeni transferler yapmasaydı, para harcamasaydı, gerçek anlamda 'Feda' deseydi anlardım; saygı duyardım. Ama bu saydığım isimleri gönderip onların maliyetinin üzerinde transferler yapılınca başarısız olundu. Transferler de tutmadı. Fernandes de sorunlu. Gece hayatıyla sürekli haber oluyor. Beşiktaşlılık duruşu diyoruz, Fernandes buna saygı göstermiyor. Ama Quaresma 'olay adam' olduğu için gönderiliyor.

- Siz de Beşiktaş'ın Fenerbahçe ve Galatasaray'ın gölgesinde kaldığını düşünenlerden misiniz?
-
Ben üç senedir medyanın içindeyim. Biz Beşiktaş - Trabzonspor maçının ardından programa Galatasaray ile girmek durumunda kalıyoruz. Çünkü bu iş bir reyting meselesi. Reyting alamazsanız, patron günün sonunda 'Karneniz çok kötü, gidin,' der. Bu nedenle medyada bahsedilmeyen bir Beşiktaş var. Maalesef bu da Beşiktaş'ın büyüklüğünü sorgulatmaya başlattı. Çünkü Beşiktaş'ın en büyük gelir kaynağı futbol. Futbolda başarılı olunca para geliyor. 'Feda' diyerek yola çıkınca, sponsorlardan rakipleri kadar kaynak isteyemiyor.

İNÖNÜ, DÜNYANIN BİR NUMARASI
- Sizce Beşiktaş, yeni stadyumuyla birlikte yükselişe geçer mi?
-
Beşiktaş, yeni bir stadyum yapmak için çok geç kaldı. Fenerbahçe, 10 sene önce yaptı yeni stadını. Galatasaray, iki sene evvel yeni stadyumunu tamamladı. Sportif açıdan çok kötülerdi, bir anda yeni statla beraber, Drogba, Sneijder gibi futbolcuları transfer edebilecek düzeye geldi. Çünkü stadyumlar çok büyük bir gelir kaynağı. Yapılması lazımdı. Yıldırım Demirören sekiz sene boyunca yapmadı bu işi. Fikret Orman ise gelir gelmez bu işe soyundu, umarım da altından kalkacak. Beşiktaş, Türkiye'nin en büyük üç kulübünden biri. Ve mutlaka bir çıkış yolu bulacaktır.

AİLEM İÇİN ZAMAN YARATIRIM
- Siz bir işadamısınız. İşlerinizin, zamanınızın büyük bir kısmını aldığını tahmin edebiliyorum. Bir yandan da spor yorumculuğu devam ediyor... Peki ailenize ve çocuklarınıza zaman ayırabiliyor musunuz?
-
Açıkcası ben, aileme ve çocuklarıma zaman ayırmakta hiç zorluk çekmiyorum. İşleriniz zamanınızın çoğunu alabilir fakat bu bir tercih meselesidir. Eğer çocuklarınızla ve ailenizle daha fazla zaman geçirmek isterseniz, bu vakti yaratırsınız. Ben çocuklarımla yakından ilgilenebilmek için zaman yaratıyor, 'Aileme ayıracak zaman bulamıyorum,' diyenleri de inandırıcı bulmuyorum. Çünkü insan istediği zaman kendine ve sevdiklerine zaman yaratabilir.

- Popüler bir çiftin çocuğu olmak, kızınız Zehra'yı nasıl etkiliyor? Siz, bu durumun kötü etkilerinden kızınızı sakınmak için ne gibi önlemler aldınız?
-
Ne kadar önlem alırsanız alın, bazı şeylerin önüne geçemiyorsunuz. Zehra son derece aklı başında bir çocuk. Hiç şımarık değil. Dersleriyle ilgileniyor, spor yapıyor, olduça da sosyal... Bu konuda diğer çocuklardan hiçbir farkı yok. Dolayısıyla Zehra da diğer gençler gibi bazı konularda aşırıya kaçabiliyor. Herkes gibi hatalar da yapıyor. Biz hata yaptığı zaman ona yaptığı hataları anlatıyoruz. Bizi üzen, Zehra'nın basın tarafından yanlış algılanıyor olması.

- Siz basına yansıyan haberlerden sonra Zehra'yla konuştunuz mu?
-
Basına yansıyan haberler tabii ki bizi çok üzdü. Ben yaşananlardan sonra Zehra'yı gerekli şekilde uyardım. O da, bir daha böyle bir şey yaşanmayacağı konusunda bana söz verdi. Ama söylediğim gibi böyle şeyler gençlikte yaşanabilir. Sonuçta Zehra da daha çok genç. Böyle şeyler olabiliyor. Yapabilecek bir şey yok.

- Yer aldığınız reklam projesinde Hülya Avşar da var. Birlikte basının karşısına çıkmanız çok konuşuldu. Siz bu durumdan rahatsız mısınız?
-
Evet. Hülya Hanım da bu projede yer alıyor. O da kendi dalında projeye dahil oldu. Benim için bir mahsuru yok. Sonuçta biz Hülya Hanım'la gayet iyi arkadaşız. Biliyorsunuz, biz ayrılalı sekiz sene oldu. Ben başka biriyle evlendim. Bir çocuğum oldu hatta. Çocuğum neredeyse ilkokul birinci sınıfı bitirecek. Ama sonuç itibariyle Hülya Avşar kızımın annesi. Zaman zaman telefonda da görüşüyoruz. Zehra'yla ilgili konuşuyoruz. Ben bu projede olmasından ya da benim bu projede yer almamda bir mahsur görmedim. Sanırım o da görmedi.

ASLINDA FUTBOLDAN SOĞUMUŞTUM
- Türkiye'de spor yorumculuğu zor bir iş. Taraftarların TV kanallarını bastığına birçok kez şahit olduk. Siz televizyonda yorum yaparken zorlanıyor musunuz?
-
Hayır. Ben zorlanmıyorum. Çünkü 20 yıllık bir spor yazarlığı geçmişim var. SABAH gazetesinde de spor yazarlığı yaptım ben. Son dört-beş senedir futboldan soğumuştum. TV kanallarıyla da anlaşamıyordum yorumcu olarak; misafir olarak programlara katılıyordum. Serhat Ulueren her sene yeni bir teklifle geliyordu zaten. İki sene evvel de 'Bu son teklifim,' diyerek geldi. Ben yaptığım işten keyif alıyorum. Sokakta da rahat rahat geziyorum. Ama maalesef bazı taraftarlar, Telegol programını kendilerine düşman sanıyor. Ama beni bu durumdan soyutluyorlar. Aslında kimsenin düşmanı değiliz tabii ki. Biz kimsenin konuşmadığı, konuşamadığı şeyleri anlatmak, konuşmak istiyoruz. Geçtiğimiz yıl iki ay boyunca her programda üç otobüs polis bekledi bizi. Ama sokaktaki insanlardan yana bir şikayetim yok. Ben, her zaman tarafsız oldum. Tamam, Beşiktaş taraftarıyım ama en ağır eleştirileri kendi takımıma yapıyorum. Rakibimi, iyi oynadığı zaman överim, kutlamayı da bilirim. Çünkü sporun birçok dalında hem müsabık olarak hem de amatör olarak yarıştım.

- Fenerbahçe - Galatasaray derbisinden önce bir 'alkış polemiği' de yaşandı. Siz ne düşünüyorsunuz?
-
Ben Aykut Kocaman'ın 'Alkışlamam, alkışlatmam,' söylemlerini doğru bulmuyorum. En azından 'Alkışklamam ama tebrik ederim,' diyebilirdi. Mesela Aziz Yıldırım aynı açıklamayı yapsa, 'Ne alkışlarım ne de alkışlatırım,' deseydi, onu anlardım. Çünkü Aziz Yıldırım sporcu değil. Sporun içinden gelmemiş. Üçüncü kümede top oynamış olabilir ama o ayrı. Ama Aykut Kocaman dendiği zaman Türkiye Birinci Ligi'nin gelmiş geçmiş en önemli forvet oyuncularından biri geliyor akla. Milli bir futbolcu, iyi bir sporcu... Aykut Kocaman'ın bu düşüncesini yadırgadım. Yine, Abdurrahim Albayrak 'Alkışlamam,' dese kabul ederim. Sonuçta sporcu değil ama Fatih Terim 'Alkışlamam,' derse onu ayıplarım.

KİMSENİN YAPMADIĞI KADAR SPOR YAPTIM
- Peki spor yapmaya devam ediyor musunuz?
-
Ben 2004 yılında bir sakatlık geçirdim. Sekiz senedir koşarak spor yapamıyorum. Yoksa ondan önce günde iki saat tenis, futbol veya basketbol oynayan, kayak yapan bir adamdım. Şimdi kışları spor salonunda çalışıyorum. Vakit buldukça da golf oynuyorum. Bu sene biraz daha azalttım. Ama evde de olsam sabah sporumu yaparım. Hiçbir zaman sporsuz kalmıyorum. İddia ediyorum, hayatım boyunca kimsenin yapmadığı kadar spor yaptım. Zaman zaman yüzüyorum. Ayağım sağlam olsa günde iki-üç saat spor yaparım. Terlemek güzel bir şey.

- Oğlunuz Hüseyin Kaya da spor yapıyor mu? Twitter'da, sizin paylaştığınız, oğlunuzun madalyalı bir fotoğrafına denk geldim.
-
Geçtiğimiz günlerde biz bir tatile gittik. Orada da bir dart şampiyonası vardı. Hüseyin Kaya da bir madalya kazandı, ben de hemen fotoğrafını çekip Twitter'a koydum. Aslında ben biraz motive etmek istedim onu, sporcu olmak, madalya almak anlamında. Onu yüzdürmeye çalışıyorum ben de çünkü. Golfe de başlatacağım. Profesyonel anlamda spor yapmasını, bu işten para kazanmasını çok isterim. Çünkü bence dünyanın en güzel mesleği budur. Hem para kazanıyorsunuz hem spor yapıyorsunuz hem de sevilip, beğeniliyorsunuz.