X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kadınların sevgisini kazandım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kadınların sevgisini kazandım

  • Giriş Tarihi: 26.5.2013

atv'nin en çok izlenen dizilerinden Huzur Sokağı, sezona damgasını vurdu. Feyza karakterini canlandıran Selin Demiratar, başlangıçta diziye önyargıyla yaklaşıldığını ama sonradan iki farklı insanın yaşadığı aşka toplumun tüm kesimlerinin saygı duymaya başladığını anlatıyor

Selin Demiratar, 12 yıldır ekran önünde. Rol aldığı yapımların hepsi uzun soluklu oldu ve geniş kitlelerin beğenisini topladı. İlk olarak Kenan İmirzalıoğlu ile birlikte Acı Hayat dizisi için kamera karşısına geçen Demiratar, ardından Adanalı ile farklı bir kitleye ulaştı. Şimdiyse Şule Yüksel Şenler'in romanından uyarlanan Huzur Sokağı'nda, muhafazakar bir gence aşık olan bir kadını canlandırıyor. Demiratar'la diziyi ve hayatını konuştuk.

- Huzur Sokağı dizisinin bu kadar çok izleneceğini düşünüyor muydunuz?
- Yaptığım işleri hislerimle seçmeye çalışıyorum. İçimdeki his; bu işin izleyiciyle buluşacağı, onlardan iyi tepkiler alacağı yönündeydi. Çünkü hikaye, farklılıklardan doğan bir aşkı anlatıyor. Fakir kız zengin oğlan hikayeleri gibi, farklı yaşam tarzına sahip iki insanın aşkını anlatıyor. Uçurum ne kadar derin olursa, aşkın tutkusu da o kadar artıyor. İzleyiciler bu tür aşk hikayelerini izlemeyi seviyor.

- Bu karakter size neler öğretti? Benzer yanlarınız var mı Feyza'yla?
- Canlandırdığınız karakterleri yaratırken, kendinizden bir şeyler buluyor, o yanları ortaya çıkarıyorsunuz. Feyza da benim içimdeki çocuksu yanı ortaya çıkaran bir karakter oldu. Ayrıca o da benim gibi eğlenceli bir yana sahip. Tatlı bir şımarıklığı olan, gözlerinin içi parlayan, hem eğlenceli hem de duygusal yönleri olan, bazen de kırılganlaşabilen bir kız. Aşkı ağır ve dramatik biçimde değil, eğlenerek yaşıyor. önyargıları

YIKMAYI BAŞARDIK
- Feyza'yı canlandırmaya başladıktan sonra nasıl tepkiler aldınız?
- Hiçbir kötü tepki almadım. Başlangıçta dizinin konseptiyle ilgili önyargılar vardı. Ama dizi yayınlandıktan sonra önyargılar ortadan kalktı. Ayrımcılık yapmayan, iki farklı insanın tutkulu aşkını anlatan bir hikaye Huzur Sokağı. Bir ötekileştirme durumu yok. İki karakter de birbirini olduğu gibi seviyor.

- Muhafazakar kesimden nasıl tepkiler alıyorsunuz?
- Farklı çevrelerden ve yaş gruplarından geniş bir izleyici kitlesi var dizinin. Ayrıca Feyza dekolte de giyen, delilikleri de olan bir kız. Aynı zamanda vicdanlı ve duygusal. Muhafazakar kesimden olumsuz tepki almadım. İzleyici Feyza ile Bilal'in aşkını seviyor.

- Muhafazakar kesime yönelik algınız değişti mi?
- Muhafazakar kesim veya diğer kesimler gibi bir ayrımım yok. İnsanlar kendilerini nasıl mutlu hissediyorsa, o şekilde özgürce yaşamalı. Ama Feyza'nın hikayesi nedeniyle tabii ki gözlem yapıyorum. Nasıl giyindiklerine, nereye gittiklerine, yaşam biçimlerine dikkat ediyorum.

- Feyza'yı neler bekliyor?
- Şu anda bilmiyorum ama yeni sezonda çok farklı şeyler olacak.

DiZİLERDEKİ GİBİ AŞKLAR YAŞAMAYI HAYAL EDİYORUZ
- Küçük yaştan itibaren piyasada olmak yorucu muydu?
-
18 yaşımdan beri ekran önündeyim. 'İyi ki küçük yaşlarda başlamışım,' diyorum. Bir çok şeyi tecrübe etme şansım oldu. Tanınıyor olmak bende çok bir şey değiştirmedi. Başka bir meslek yapsam, yine bugünkü ben olurdum. Kendimi hiçbir zaman 'Farklıyım, ünlüyüm,' diye konumlandırmadım.

- Nasıl bir aile sizinki?
- Mutlu bir ailede büyüdüm. Babam memur, aynı zamanda da bir müzisyen. Profesyonel trompetçidir. Babamın mesleğinden dolayı çok fazla şehir gezdim. Emekliliğinin ardındansa ailem Antalya'ya yerleşti. Babamın Latin caz yapan bir grubu var, müziğe devam ediyor. Ailem sürekli beni ziyarete gelir, birbirimizden çok ayrı kalamayız. Üç kardeşiz; ağabeyim görüntü yönetmeni, kardeşim de grafik tasarım yapıyor. Bağlarımız çok kuvvetli.

- Kaç yaşından beri yalnız yaşıyorsunuz?
- Yalnız yaşamıyorum, erkek kardeşimleyim. Daha önce de ağabeyimle yaşıyordum. Kardeşlerimle arkadaş gibiyim.

- Nasıl birisiniz?
- Balık burcuyum ama kendimi 'Koç görünümlü balık' olarak tanımlıyorum. Duygusal olsam da bunu dışa vurmam.

- Sizce aşk dizilerde anlatıldığı gibi bir şey mi?
- Dizilerdeki aşk, yaşamak istediğimiz aşk. Ama gerçek öyle değil elbette. İnsanlar dizileri bu yüzdeni izliyor. Herkes yaşamak istediği aşkı görüyor o karakterlerde. Ama hayat öyle değil daha gerçekçi.

- Belli tür insanlara mı aşık olursunuz?
- Kaba ve ukala insanları sevmem. Hayatıma giren kişinin alçakgönüllü ve samimi olması gerekiyor.

- Hayatınızda biri var mı?
- Var ama tanıdığınız bir değil.

- Anne olmak istiyor musunuz?
- Doğru zaman gelince çocuk sahibi olmak istiyorum.

ANNE ROLÜ TEKLİF EDİLİRSE BOZULMAM
- Yüzünüzdeki ifade hüzünlü. Oyunculuk serüveninizde de hüzünlü roller çıkıyor karşınıza...
- Duygusalım ama hüzünlü olduğumu düşünmüyorum. Acı Hayat'taki Nermin karakteri hüzünlü biri olduğu için, bu hâl benimle özdeşleşti. Ama ben oyuncuyum; hüzünlü bakmam gerekiyorsa hüzünlü bakarım, fırlama olmam gerekirse fırlama olurum.

- Acı Hayat'ta da, Huzur Sokağı'nda da Türkan Şoray'ın geçmişte canlandırdığı kadınları oynama şansı elde ettiniz. Şoray size uğurlu geliyor sanırım.
- Türkan Şoray, Türkiye'nin en güzel kadını. Müthiş bir oyuncu. Yine de benim bu karakterlere yorumum farklı...

- Acı Hayat, Adanalı ve Huzur Sokağı, size nasıl bir izleyici kitlesi sağladı?
- Acı Hayat'ta erkekler beni çok severdi, Adanalı'da çocuklar. Huzur Sokağı'ndaysa kadınlar sevmeye başladı.

SELİN DEMİRATAR'IN EN'LERİ
En sevdiği mekan: Mavra Cafe
En sevdiği şehir: İstanbul
En son okuduğu kitap: Nehir Tanrısı
En huzurlu olduğu yer: Evi
En çok ne mutlu eder: Başarı
En bilinmeyen özelliği: Sakarlığı
En büyük hayali: Uçak kullanmak
En beğendiği yeri: Gözleri