X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kimseyi sevmedim onu sevdiğim kadar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kimseyi sevmedim onu sevdiğim kadar

  • Giriş Tarihi: 26.5.2013

1999'da kaybettiğimiz, eserleri satış rekorları kıran çağdaş sanatçı Erol Akyavaş'ı, 28 Mayıs'ta İstanbul Modern'de açılacak retrospektifi öncesi eşi IIona Akyavaş anlattı

16 yaşında, Macar bir genç kız. İncecik, sarışın, mavi gözlü, kalkık burunlu... Macaristan'dan, ABD'ye gidiyor, amacı tasarımcı olmak. 20'li yaşlarının başında, bir müzede siyah, yeşil renklerin hakim olduğu bir resim görüyor, ressamının kim olduğunu bilmeden, beğeniyor resmi. Aynı günün akşamı bir partide Erol Akyavaş'la tanışıyor. Resimlerini görmek için Akyavaş'ın evine gittiğinde, birkaç hafta önce bir müzede görüp beğendiği resmin, bu adam tarafından yapıldığını öğreniyor. Tanıştıktan bir yıl sonra evlenip, kısa sürede iki kız çocuğu sahibi oluyorlar. Bütün ömürleri beraber geçiyor. IIona Akyavaş, şimdi 80 yaşında. Kocasını 1999'da, kızlarından Nazan Akyavaş'ı ise geçtiğimiz nisan ayında kaybetti. Eserlerinde Doğu-Batı sentezi yapan; erotizmi, mimariyi, Sufizmi, tasavvufu sıkça kullanan Erol Akyavaş'ın, İstanbul Modern'de 28 Mayıs'ta açılacak retrospektif sergisi öncesinde, Ilona Akyavaş ressamla beraber geçen hayatlarını anlattı.

İÇİMDEN ÖYLE GELDİ
"Resminde, ne anlattığını sorunca, Erol 'Bilmiyorum içimden öyle geldi,' derdi. Kendi biriktirdikleri, kişisel geçmişi vardı resimlerinde. Sufizm ilgisi yüzünden, arkadaşları, sanat dünyası onunla dalga geçiyordu. Bu tarafını sevmiyorlardı. Hat sanatı, kaligrafi, güzel sanat dalları. Erol, bunların bilinmemesine, anlaşılmamasına kızıyordu. Tasavvufun felsefesini, tasavvufi şiirleri, bu felsefeyle meydana getirilen eserlerin estetik güzelliğini seviyordu. İdeolojik olarak empoze etmiyordu kimseye. 'Şeriatçı,' bile diyorlardı Erol'a. Öyle miydi? Hayır, alakası yoktu. Ama anlamadılar onu. O da hiç umursamadı söylenenleri. Miraçname gibi tasavvuf içerikli resimler yapıyordu ama aynı zamanda erotik içerikli resimler de yaptı. Hep yapardı o erotik resimleri. Ne var bunda? Erol'un solcu tarafı da vardı aslında. İnsan her şey olamaz mı? Erol öyleydi. Ben Yunan Katolik Kilisesi'ndenim. Çocukları 'Neye isterseniz ona inanın,' diye büyüttük."

KARİZMATİK VE KOMİKTİ
"ABD'deyken bir gün bir müzeye gittim. Yarısı yeşil, yarısı siyah bir resmin önüne oturdum. O akşam davet edildiğim bir toplantıda, Erol Akyavaş'la tanıştım. Birbirimize nasıl baktığımızı hatırlıyorum. Sonra resimlerini göstermek için beni evine davet etti. Meşhur numara, 'Pul koleksiyonumu görmek ister misin?' gibi. Bir de öğrendim ki o müzede önünde oturduğum resmi Erol yapmış. Ben, hiç evlenmek istememiştim. Ressam olmak istedim. 'Bir sene evli kalırım, resim öğrenirim,' dedim. (Gülüyor) 1956'da evlendik. Fazla konuşmaya alışkın değilim. Konuşmaları Erol yapardı. Dışarı çıkmayı sevmezdi. Çıkınca da gecenin yıldızı olurdu. Kızlar peşindeydi. Karizmatikti, eğlenceli, komikti. Kıskanmazdım ama oluyordu kıskanmamı gerektirecek durumlar. İnsan ne diye aşık olur birisine bilmem ki? Hayatta hiç başka kimseye aşık olmadığıma göre, demek ki onu çok sevdim. Ne bileyim ben?"

İKİ BEBEKLE, PEŞİNDEN GELDİM
"Erol iş için Türkiye'ye gitmişti. 1960'ta, iki bebekle ben de onun peşinden bir gemiyle geldim. 6 Mayıs'ta yola çıktık ve tam ihtilal günü 27 Mayıs'ta geldik. Önce İskenderun'a yanaştı gemi. Gece, S.O.S'ler ışıklar üstümüze tutuldu, 'Kalkarsanız patlatırız gemiyi,' dediler. Ben Türkçe bilmiyordum. 'Su istiyorum, teşekkür ederim,' gibi şeyleri biliyordum. Büyük kızım üç yaşındaydı, kaptan İskenderun'da ona doğum günü partisi yapmıştı. Sonra kaç gün bekledik, İstanbul'a kaç günde geldik, hatırlamıyorum. Buzdolapları bozuldu, yemekler azaldı, çocuklar hastalanmaya başlamıştı onu hatırlıyorum."

EROL HEP RESİM SATTI
"Türk ve Müslüman olarak o yıllarda ABD'de resim satmak zordu. Çok pahalıya olmasa da, hep resim satardı Erol. Ama resimden kazandığınla yaşanmazdı o yıllarda. Mimarlık, mimar fotoğrafçılığı yaptı. Geçimimizi esas bunlardan sağladık. Hiçbir zaman çok çok zengin değildik. Ben de çalıştım. Kutlama kartları tasarımları hazırladım."

ŞİMDİ AĞLAMAM DURDU
"Erol'la, beş dakika oturamazdınız. Birden, 'Hadi Peru'ya gidiyoruz,' diyordu. Meksika'ya, Rusya'ya gidişimiz öyle oldu. Gençler onun yanında ihtiyardı. En genç oydu her zaman. Çok sigara içerdi, ama sigaradan ölmedi. Doktor 'Sigarayla alakası yok, tiroid bezi kanseri, kötü şans,' dedi. 1997'de seyahate bile çıktık, ama ses telleri zarar görmüştü. Sesi yoktu. Sonra ABD Boston'da bir doktora gittik. 11 biyopsi yaptılar iki tanesi kanser çıktı. Tedavi aşaması korkunçtu. O bir buçuk sene... Sonra da kızımı kaybettik. Nasıl ayakta kalıyorum hiç bilmiyorum. Şimdi ağlamam da durdu, tuhaf bir şey. İnanılacak gibi değil. 'Şimdi buradaydı kızım,' diyorum.

IIONA SANA HEP BEN BAKACAĞIM
Erol Akyavaş'ın kızı Mirgün Akyavaş, da söyleşiye eşlik etti. Mirgün Akyavaş, "Babam ölmeden önce annem, 'Bana kim bakacak şimdi?' diye sordu. Babam da 'IIona sana ben hep bakacağım,' dedi" diyor. Mirgün Akyavaş babasını, "Resim yapmaktan başka çaresi yok gibiydi. Resim yapmak onun için son derece doğal bir şeydi. Yemeğe oturmadan önce 'Durun şu boya kurumasın, bitirip geleyim,' der yemek bitince ancak kalkardı," diyerek anlatıyor.