X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tarabya Oteli eski günlerine dönüyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tarabya Oteli eski günlerine dönüyor

  • Giriş Tarihi: 26.5.2013

Köklü bir kültürel geçmişe sahip olan, balolarıyla, beş çayıyla ve Yeşilçam filmlerinin bir numaralı seti olarak İstanbul'un en popüler otellerinden olan Tarabya Oteli, uzun bir inşaat sürecinden sonra yakın zamanda The Grand Tarabya adıyla yeniden açıldı

Geçtiğimiz şubat ayında kapılarını sessiz sedasız açan The Grand Tarabya, köklü bir geçmişin izlerini taşıyan bir otel. 2002 yılına kadar Tarabya'nın sembolü olarak pek çoğumuzun aklında yer etmiş olan Büyük Tarabya Oteli'nden bahsetmiyoruz sadece. Bu otelin geçmişi çok daha eskiye dayanıyor. 1950'lerde yapılmış olan Petala Oteli, yaklaşık 50 yıl boyunca Tarabya Koyu'nun ucundaki yerinde konuklarını ağırladı. Bu otel, 1900'lerin başında yerini Tokatlıyan Oteli'ne bıraktı. Aynı zamanda Pera Palas'ın da mimarı olan Alexandre Vallaury tarafından tasarımı yapılan bu ahşap otel, 1954 yılında çıkan büyük Tarabya yangınında kullanılamaz hale geldi. Daha sonra otelin sahibi, arsayı Emekli Sandığı'na devretti. Emekli Sandığı da buraya Büyük Tarabya Oteli'ni inşa etti. 1964'te, Türkiye'nin üçüncü 5 yıldızlı oteli olarak hizmete açılan bu otelin mimarı ise Kadri Erdoğan'dı. Burası, popüler olduğu dönemde İstanbul'un en ünlü otellerinden biriydi. Yabancı devlet başkanlarının ağırlandığı, önemli toplantıların yapıldığı, baloların düzenlendiği bir otel... Bu dönemde Yeşilçam'ın favori set mekanlarından biri haline gelmişti. Türkan Şoray'dan Gülşen Bubikoğlu'na, Cüneyt Arkın'dan Filiz Akın'a Yeşilçam'ın akla gelen tüm yıldızları burada film çekmişti. Nitekim geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajında Türkan Şoray, "Hayatımın çok önemli anlarını yaşadığım bir otel," diyordu Tarabya Oteli için. Emel Sayın, yeniden açıldıktan sonra geçtiğimiz günlerde gelmiş ve buranın ilk balayını yaptığı otel olduğunu söylemişti. Bu otel o dönemde Yeşilçam'a set olduğu kadar, yapımcıların, senaristleri kapattığı bir hapishaneydi de aynı zamanda. Yazdıkları filmlerin senaryosunu bir an önce bitirsinler diye... Yani Büyük Tarabya Oteli için Yeşilçam ciddi bir gelir kapısıydı o dönemde. Büyük Tarabya Oteli'nin beş çayı da meşhurdu. Bazılarımızın anne-babaları ilk flörtlerini bu beş çaylarında yapmıştı. Erkek anneleri, kendi anneleriyle gelen gelin adaylarını bu beş çaylarında görürdü. Çok büyük bir balo salonu olan otelin baloları da revaçtaydı. Ayrıca burada yapılan düğünler de... İstanbul'un elit kesiminin, her türlü organizasyon için en çok tercih ettiği ikonik bir bina haline gelmişti. Julio Iglesias gibi dönemin en ünlü sanatçıları da sahne alıyordu burada. Böylece yıllar akıp geçti. Otel, yatırım yapılmadığı için bir süre sonra bakımsız kaldı. Giderek popülaritesini kaybetti. Ve 2002'de kapandı. Emekli Sandığı uzun süre burayı ne yapacağını bilemedi. Bir ara bir şirketler grubuna satılması planlanıyor. O dönemde grup, otelin bütün eşyalarını açık artırmada yok pahasına elden çıkarıyor. Ancak daha sonra bu satış iptal oluyor. Daha sonraki yıllarda bir ihale açılıyor ve 2006 yılında Tarabya Oteli'nin binası, isim hakkıyla birlikte bugünkü sahibine, yani Bayraktarlar Holding'e geçiyor. O zamandan beri süren inşaat çalışmalarının sonucunda da otel geçtiğimiz şubat ayında yeniden açıldı. Tabanlıoğlu Mimarlık'ın mimari çalışmasını yaptığı binanın dış cephesi aynen korunmuş ancak içi olduğu gibi yenilenmiş. Dev balo salonu ve lobideki beş çayı geleneği de korunmuş. Ek olarak üç katlı bir yer otoparkı ve 4500 metrekarelik bir spa yapılmış. Otelin son üç katı ise çeşitli büyüklüklerde rezidans olarak hizmet veriyor. Bu arada otelin açılışı, kapalı olduğu dönemde canlılığını yitiren Tarabya semtini de yeniden canlandırmaya başlamış. Otelin popüler olduğu günlerde restoranlarıyla da ünlü olan Tarabya, şimdi eski günlerine dönme yolunda...

İZZET BAYRAKTAR OTELİN MİLLİ KALMASINI İSTEMİŞ
Bayraktarlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Bayraktar'dan düşüncelerini öğrendik: "Tarabya Oteli'nde birçok kez düğünlere ve toplantılara katıldım. 80'lerin başında da üç gece özel bir toplantı nedeniyle konaklamıştım. Bir Yeniköylü olarak bu otelin benim için yeri ayrıdır. Burada birçok güzel gün geçirmişliğim vardır. Bu oteli satın almayı özellikle çok istedim. Otelin mülkiyeti ve isim hakkını, 2006'da Ankara'da gerçekleşen ihaleyi kazanarak aldık. Ardından uzun süren bir yeniden inşaat süreci yaşandı. Otel temelinden itibaren elden geçirilerek depreme dayanıklı hale getirildi ve adeta yeniden inşa edildi. Tarihi otelin tüm bölümleri günümüze uygun mimari yorumlarla yenilendi. Bunun dışında belediyenin de ihtiyacına yönelik bir otopark inşaatı oldu. Ama bu bizim inşaat sürecimizin uzamasına neden oldu. İnşaat ve yenileme çalışmalarımız dört yıl sürdü. Ben Büyük Tarabya Oteli'nin satış ihalesine 'Bu oteli mutlaka almak lazım,' diyerek girdim. İhaleye dokuz kişi girdi ve finaline hep yabancılar kaldı. Fiyat 129 milyon dolara çıktığında kapalı zarf usulü en düşük fiyatı verenler çekildiler ve geriye beş kişi kaldık. Bundan sonra artırma 250 biner dolarlık açık artırmaya döndü. En son 145 milyon dolar oldu ve ben de hiç düşünmeden 145.250 diyerek ihaleyi aldım. Bu oteli o kadar istemişim ki... Aslında ihaleyi düzenleyenlerin aklında 110 milyon dolar gibi bir para varmış. Biz onun çok üzerine çıkmışız. Daha sonra 200 milyon dolarlık bir yatırımımız oldu. Oteli aldığımızda geriye otelin eski halinden hiçbir şey kalmamıştı. Binayı tamamen soyduk ve yeniden inşa ettik. Toplam yatırım miktarımız 350 milyon doları buldu. Eğer ben almasaydım otel Belçikalılara kalacaktı. Ben otel bizde kalsın, bu ülkenin milli değeri olarak devam etsin istedim. Ben belli yaşlara gelmiş bir insanım. Ama bu eser bundan sonra Türkiye ve İstanbul turizminin hizmetinde kalmaya devam edecek."