X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 30 yıl öncesine dönsem aktör olmazdım!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

30 yıl öncesine dönsem aktör olmazdım!

  • Giriş Tarihi: 2.6.2013

Cannes Film Festivali'nde ilgi gören belgesellerden Seduced and Abandoned, sinemacıların film çekmek için para bulma serüvenini anlatıyor. Belgeselin yapımcılarından biri de ünlü aktör Alec Baldwin. 55'indeki aktöre bir dokunduk, bin ah işittik

66. Cannes Film Festivali'nin en dikkat çeken filmlerinden biriydi Seduced and Abandoned. Bu kadar ilgiyle karşılanmasının sebebi ise sinemacıların derin çilesi olan film çekmek için para bulma çabalarını anlatması. Ünlü aktör Alec Baldwin ve yönetmen James Toback bizzat el ele vererek bunu belgelemişler. İkili geçen yıl dünyanın en önemli film pazarı olan Cannes'a gelerek Tikrit'te Son Tango adlı projelerine para aramışlar ve bunu da kameraya kaydetmişler. Seduced and Abandoned bu çabanın filmi. Ama yetmemiş, Bernardo Bertolucci, Francis Ford Coppola, Roman Polanski, Martin Scorsese gibi ünlü yönetmenlerden görüş alıp eklemişler. Diane Kruger, Berenice Bejo, Ryan Gosling ve Jessica Chastain gibi oyuncular da sinema aleminin zorluklarını anlatıyor. Festivalde yarışma dışı gösterilen yapım, sinema tutkusu üzerine nostaljik, komik ve ironik bir film olarak aklımızda kaldı. Ama elbette ki yapımcılardan Alec Baldwin'e de festivalde rastlayınca söyleşi yapmadan olmazdı. Biz de bunun için çaldık kapısını.
- Film yapmanın zor iş olduğunu biliyorduk ama sinemacının bu kadar 'aşağılandığının' farkında değildik. Böyle hayat nasıl geçer?
- Ben bu mesleğe yıllarımı verdim, rol bulamadığım oldu, inişleri çıkışları bolca yaşadım. Son 10 yıldır daha mutlu bir insanım. Ondan öncesi genelde huzurlu olamadım, keyfini süremedim. Sinemacının işi çok zor. İşin yüzde 95'i filminize para aramakla geçer, kalanı film yapma sürecidir maalesef. Bir aktör olarak yarın iş bulabilir miyim garanti değil, bilmiyorum. Çok kaypak bir zeminde yaşıyoruz.
- Şan, şöhret, para çok da fena şeyler değil. Yalan mı bunlar?
- Şu anda istediği gibi çalışan aktör sayısı ancak beş-10 tanedir. Tom Cruise, Daniel Day-Lewis, Matt Damon, Leonardo DiCaprio değilseniz, istediğiniz bir rol ayarlamak çok zor. Eminin Tom Hanks'e her sabah kamyon dolusu senaryo geliyordur. O da sabah kahvesini yudumlayarak "Ay hangisini seçsem acaba?" diyordur. Ben de meşhurum ama iş rol almaya gelince kazın ayağı öyle değil.
- Nasıl peki? Filmdeki gibi size şüpheyle mi yaklaşıyorlar?
- Her şeyin başı ticaret! Bu film şaka değil. Karşınızdaki insanlar ticaret adamı, hesap kitap yapıyorlar, piyasaya göre popüler film uyduruyorlar. Günün sonunda rakamlar tutmazsa vazgeçiyorlar. Posta şirketi veya filmcilik; onlar için aynı. Kötü adamlar değiller, yanlış anlaşılmasın. Sinemadan nefret etmiyorlar ama tutkuları yok, ticaret insanı işte. Bazı sinemacılar ve aktörler var, beş kişinin izleyeceği filmler yapmaktan çekinmiyorlar. Bence yapabilmeliler. Zaten film yapmak analiz bilimi değildir. Sanatın kâr getirip getiremeyeceği öngörülemez ki.
- Film mi, dijital mi? Sinemadaki bu tartışmalar da filmde yer buluyor.
- Sinema 100 yıldır para lafları üzerine dönüyor. Ama bu tür nostaljik konuşmalar iyice moda oldu. Sadece Hollywood'da değil, dünyanın her tarafında sinemanın eski gücü kalmadığına dair sohbetler var. Lüks lokantalarda bu muhabbet yapılıyor ama sonuçta herkes içi boş eğlencelikler yapıp para kazanmak istiyor. Nafile bir ikiyüzlülük.
- Filmde Polanski, Bertolucci ve Coppola gibi yönetmenlerle konuşmuşsunuz. Para bulma konusunda onlarla aynı sorunları yaşadığınızı öğrenmek şaşırtıcı...
- Bence çok acı! Müthiş yetenekli insanlar ama her seferinde acı çekiyorlar. Bu isimlerin en az beş tane başyapıtı var. Baba gibi bir filmi yapmış birisinden konuşuyoruz. Onlar için bu kadar zorsa, düşünün gerisini. Sadece Steven Spielberg farklı, o kendisine bir ada yaratmış, ayrıcalıklı bir durumda. Sanırım arkadaşlarının halini görünce kendi yapım şirketini kurmak ve kendine hizmet etmek istedi.
- Hollywood formülleri sıkıcı değil mi?
- Hollywood'un hafızası en fazla iki haftalıktır. Ya komedi ya dram oynayacaksınız, formül ve para kazanma yolu bu. Mesela 30 Rock dizisinde oynadıktan sonra herkes komedide bu kadar başarılı olabileceğimi hiç düşünmediklerini söylediler. Oysa ki ben çok komedi oynadım. Ama hatırlamıyorlar. Şimdi de kimse dramatik rolleri bana yakıştırmıyor. Bakınız komikliğe?
- Ama siz Oscar adayı, Oscar sunucusu, prestijli tiyatro ödülü Tonny'ye aday da oldunuz, yine de Hollywood'da kolay kabul görmediğinizi mi söylüyorsunuz?
- Şanslıyım, minnettarım ama hiç birisi bedava verilmedi, çok çalıştım. Yani kimseye minnet borcum yok. Yaratıcı yönetmenler başka tabii ki. Ama her seferinde kendinizi ispat etmeye çalışmak, istediğiniz projeyi seçmek çok zor. Şimdi düşünüyorum da 30 yıl öncesine dönsem asla aynı şeyleri bir daha yaşayamazdım! O mücadele, o çarpışma, inanın rolün kendisinden daha zor. Asla aktör olmazdım! Aman kalsın! Huzur ve aile en önemlisi.

Emlakçılık yaparım daha iyi
Yani sinemaya veda mı?
- Ben mal değilim, seçici olmam gerek. Özel hayatım önemli. Şimdi 55 yaşımdayım ve ailemle arasında tercih yapacaksam evet! Artık umurumda değil. Ancak çok istediğim projelerde çalışmak istiyorum. Bu filmdeki gibi James Toback'la yeni filmler çekmek istiyorum. Saçma şeyler için mücadele edecek değilim. Emlakçılık yaparım daha iyi! Şimdi hayatta bir tercih yapmak gerek. Çoğu oyuncu akşam eve gidip üç bardak şarap içip, yatağa gidiyor, özel hayatı yok. Bu kadar işe adanmak iyi bir şey değil. - Peki ne iş yapmak isterdiniz? - Aktörlükten daha az yaratıcı bir iş olsa da yazı yazmak hoşuma giderdi. Üzerinize alınmayın, hem ben film eleştirisi yapmayı düşünmüyorum. Ama sinema konuşmayı çok severim. Seyahat yazıları yazmak, dünyayı keyifle dolaşmak, Antartika'ya gitmek şahane olurdu. Hatta bunu geçen gün karımla (Hilaria Thomas) konuşuyorduk, bir dergide yazı yazmanın parlak bir fikir olduğun konusunda hemfikiriz.

Feci dönemler yaşadım ama düze çıktım
- "Kariyerim bitti," derken 30 Rock ile dönüşünüz muhteşem olmadı mı?
- Bu diziyi kabul etmemin tek nedeni Hollywood'la bir şekilde bağlarımın devam etmesini istememdi. Çünkü çok sevdiğim kızımla yakın olmak istiyordum. Bakın feci dönemler yaşadım. Eski karımla (Kim Bassinger) feci bir boşanma süreci oldu, kızımla aram bozuldu. Korkunç bunalımlı dönemler yaşadım, tam anlamıyla dibe vurdum. Herkes beni suçladı, 'Ne feci adam,' dedi. Ama bir şekilde düze çıkmam gerekiyordu. Bu dizi de bana çok yardımcı oldu.
- Hollywood 'dönüş hikayelerini' de sever değil mi?
- Hollywood kötü adam değil ama masum da değil. Ben bunalımlı zamanlarımda, kızımın telefonuna feci mesajları bıraktım mı, evet bıraktım! Kendimden geçip yerlerde süründüğümü herkes gördü mü, evet gördü! Ama ben bunlarla yüzleştim, kötü zamanları aştım.
- Peki bundan sonra neresi var?
- Ailem. Eşim hamile, bebeğimizi bekliyoruz. Bakın, kızımı çok seviyorum, kocaman genç kız oldu. Ama onunla yeterince ilgilenemedim. Bunda boşanma sürecinin de rolü var. Meryl Streep mesela, hem şahane bir oyuncudur hem de müthiş bir anne. Çekimlere ara verildiğinde hemen çocuklarını arar, konuşur. Ben öyle bir insan olamadım, iyi bir aktör olabilirim ama tam manasıyla iyi baba olmadım. Bu nedenle artık önce ailem diyorum. Karım hamile kalınca çoğu projeyi reddettim