X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mutfakta Ahu Aysal ve kızları var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mutfakta Ahu Aysal ve kızları var

  • Giriş Tarihi: 9.6.2013

Cemiyet hayatının ünlü isimlerinden Ahu Aysal, yemek yapmaya da, dışarıda iyi yemek yemeye de meraklı biri. Kızları Âlâ Şirin ve Ceyla Aysal'ın da ondan geri kalır yanı yok. Anne ve kızları bize hem mutfak tüyolarını verdi hem de yurtdışındaki favori restoranlarını anlattı

Cemiyet hayatının tanınmış isimlerinden Ahu Aysal, aynı zamanda Kuruçeşme'deki Les Ottomans otelin sahibi. Geçtiğimiz günlerde Les Ottomans içinde açılan La Bouteille adlı barın başında ise Aysal'ın kızlarından Âlâ Şirin var. Onlar sadece işletmeci değil, yeme içmeye meraklı bir aile. Su böreğini ve baklavayı evde kendileri açacak kadar... Bir 'mutfak' sohbeti yapmak için anne-kızla bir araya geldik. Ahu Hanım'ın diğer kızı Ceyla Aysal da bize katıldı, ortaya samimi bir sohbet çıktı...
- Yeme içme konusunda meraklı mısınız ailece?
- Ahu Aysal:
Evet, hepimiz çok meraklıyız.
- Nerelisiniz aslen?
- A.A:
İstanbulluyuz. Ama Belçika'da büyüdük diyebilirim. 18 yaşımda evlendim. Ünal'la evlendiğimizde ikimiz de öğrenciydik. İsviçre'de okuduk üniversiteyi. Oradan Erzurum'a askerliğimizi yapmaya gittik, sonra da Belçika'ya çalışmaya. Âlâ iki yaşındaydı. Ceyla'ya Belçika'da hamile kaldım. Fakat Âlâ'yı İstanbul'da doğurdum diye, onu da İstanbul'da doğurdum. Sonra Belçikalı olduk, hepimizin Belçika pasaportu var. Uzun seneler kaldık. Çocuklarım orada büyüdü. İkisi aralarında hâlâ Fransızca konuşur. Kendi çocuklarıyla da hep Fransızca konuştular, torunlarımın birinci dili Fransızca .

TELEFONDA MUHALEBİ TARİFİ
- Peki yemek bu hayatın neresindeydi?
- A.A:
Biz dışarıda da çok yemek yeriz, evde de yemeğin en iyisini yaparız. New York'ta evim var, oraya girdiğim anda reçel yapmaya başlarım. Ertesi gün bütün apartman reçel kokar. Duramam ben yemek yapmadan. Evde mutlaka bir zeytinyağlı olacak, bir tatlı olacak. Buzdolabını açtığım vakit, tıklım tıklım olması lazım. Dışarıda da çok yemek yeriz. En iyi, en yeni restoranları takip ederiz. Bizim şansımız Belçika'da oturmuş olmamız. Çünkü Belçika mutfağı dünyanın en güzel mutfağı.
- Bu biraz iddialı değil mi?
- A.A:
Evet ama Belçika, lezzet ve servis kalitesi söz konusu olduğunda bence dünyanın en iyi mutfağı. Belçika'nın en ünlü ürünleri steak'leri, deniz mahsulleri her zaman çok taze ve çok güzeldir. Orada yaşadığımız yıllarda, örneğin 80'lerde, Türkiye'de restoran kültürü hemen hiç yoktu. En fazla Tarabya'daki balık restoranlarına giderdik. Brüksel'de çok şanslıydık. En güzel restoranlarda yemek yedik. Alışkanlık başladı. Terazi burcuyum. Yükselenim de yengeç, evcilim. Dışarıda bir şey yerim mesela, tarif şart değil, o yemeği nasıl yapacağımı bilirim.
- Genelde sofistike yemekler mi yapıyorsunuz, yoksa klasik tencere yemekleri mi?
- A.A:
Her şeyi yaparım. Hamur da açarım. Türk mutfağını bilirim. Otelde de menü hazırlanırken girerim mutfağa, karışırım her şeye. Baklava bile açarım. Spagettiyi filan yemekten saymam. Elim çok çabuktur. Aynı anda birkaç şey yaparım. Mesela soğan soyuyorsam, üç yemeğin birden soğanını soyar doğrarım.
- İlginç bir anınız var mı?
- A.A:
Brüksel'de bir arkadaşım, bende sakızlı muhallebi yedi. 'Tarifini ver,' dedi. Ben de tarif hiç bilmem. Her şeyi göz kararı yaparım. Arkadaşım da tarifini vermek istemiyorum sandı. Aradan zaman geçti. Bir gün telefon açtı bana, 'Akşama misafirim var, lütfen şu muhallebinin tarifini ver bana,' dedi. Ben de başladım anlatmaya: 'Tencereyle tahta kaşık çıkar. Tereyağı, unu, sütü çıkar. Bir parça tereyağı kes, at tencereye. Eriyince unu dök...' 'Ne kadar dökeceğim?' diyor arkadaşım. 'Sen dökmeye başla, ben dur diyeceğim,' dedim. Sonra 'Sütü koy, koy koy koy, şimdi dur,' diye diye yaptırdım muhallebiyi. Ve inanılmaz güzel bir sakızlı muhallebi olmuş. Kadın da şaşırdı kaldı. Değişik şeyler yaratmayı da severim. Açarım dolabı, bakarım ne var. Her yaptığım güzel olur. Elim lezzetli.