X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sağduyuda buluşalım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sağduyuda buluşalım

  • Giriş Tarihi: 9.6.2013

Evde, işte, sokakta... Bu günlerde konuştuğumuz tek konu Gezi Parkı olayları. Peki yaşananları nasıl yorumlamak gerekiyor? Toplumun farklı kesimlerinden kanaat önderleriyle görüşerek bu sorunun cevabını aradık. Hepsinin buluştuğu nokta, sağduyunun gerekliliği oldu

Son birkaç yıldır başka bir Türkiye var. Dünya değişiyor, Türkiye de. Komşular ekonomik krizin pençesinde zor günler geçiriyor, yanı başımızda her gün biraz daha büyüyen bir savaş var, mağdurları bize sığınıyor. Öte yandan 30 yıldır başımıza bela olan bir başka sorun ilmek ilmek çözülüyor, barış süreci ilerliyor. Herkesin kalbi pır pır "Aman bir şey olmasın!". Gezi Parkı'nda alevlenen olaylar böyle bir zamanda baş gösterdi. Sakin başlayan bir protesto, büyüdükçe büyüdü. Geldiğimiz noktada aslında herkes şaşkın. Hiç bilmediğimiz sosyal bir hareketle karşı karşıya kaldık. "Keşke olmasa," dediğimiz durumlar da ortaya çıktı, yaralananlar, hayatını kaybedenler oldu. Üzüntümüz sonsuz. Eylem yapanlarla, yönetim kademesi bir süredir karşı karşıya... Zor bir eşikteyiz, peki ama ne yapmak gerek? Toplumsal barış nasıl tesis edilecek? Bu soruları, kamuoyunda akil insanlar diye bilinen, tüm Türkiye'nin tanıdığı, samimiyetine güvendiği kişilere sorduk. Her biri, akil insan sıfatından azade, kişisel görüşlerini bildirdi, genel hatlarıyla bir yol haritası çizdi. Kimi daha ılımlı, kimi daha keskin görüş bildirdi. Akil insanların ortak temennisi sağduyu oldu.

Abdurrahman Dilipak Yazar
ŞİMDİ YENİ HAYALLER KURMA ZAMANIDIR

"Bizim birbirimize karşı kazanacak bir zaferimiz yok, ama birlikte kazanacağımız tek bir zafer var. Dini, mezhebi, etnik, ideolojik, politik, felsefi ve vicdani kanaat farklılıklarımız olabilir ama barış içinde bir arada yaşamanın bir yolunu bulmamız gerek. Birileri bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek istiyor. Şimdi, bizim katlanmak zorunda olduğumuz güçlükler bizden sonrakiler için baht kaynağı olsun diye, adaletten, barıştan, özgürlükten yana, katılımcı, çoğulcu, şeffaf, inkar ve asimilasyona sapmadan, insan haklarına saygılı bir hukuk devleti için el ve gönül birliği yapmamız gerekiyor. Bütün insanlığın hayrına olmayan bir çözüm önerisi bizim önerimiz olmamalı. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı durmalıyız. Zalim babamız, mazlum öteki biri de olsa. Bırakalım herkes inandığı gibi yaşasın ve düşündüğünü özgürce ifade edebilsin. 19. yy sonunda kapitalizm, komünizm, faşizmin gölgesinde şekillenen kavram ve kurumlarla 21. yüzyılı anlamak ve açıklamak mümkün değil. Yeni bir dünya kuruluyor. Artık internet var. Genom icad oldu. FEREX var. Ulus devletin dar kalıpları aşıldı.. Eski hal muhal! Düne dair ne varsa dünde kaldı, dahası gelecek dünde kaldı. 2014'ün planları yapıldı, elbiselerin kumaşları çoktan dokundu. Şimdi yeni hayaller kurma zamanıdır. Merhametimiz gazabımızdan, sevgimiz nefterimizden, aklımız öfkemizden büyük olmalı. Övgü ve sövgü dilinden, sadece birbirimizi suçlamaktan vazgeçip, herkesin aynı zamanda 'Ben nerede yanlış yaptım?' sorusunu sorması ve empati yapması lazım..."

Yrd. Doç. Dr. Vahap Coşkun
Akademisyen
TOPLUMSAL MUTABAKAT MEYDANLARDA SAĞLANDI

"Türkiye'de ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Temel sorun toplumsal duyarlılığın ortaya konulamamasıydı, yaşananlar bir kırılma noktası oldu. Meydanlarda kendiliğinden gelişen ve tüm kesimleri bir araya getiren bir toplumsal mutabakat sağlandı. Apolitik olduklarını varsaydığımız insanlar, umut verici bir cesaret örneği sergiledi. Farklı kesimlerden insanlar bir araya geldi ve birlikte çok şey başarabileceklerini gördü. Oy çoğunluğunun tek başına bir anlam ifade etmediği de anlaşıldı. Bence yaşananlar bir başlangıç. Artık insanlar daha örgütlü, daha duyarlı olacak, her tür antidemokratik uygulamaya, çağdaş yaşam tarzına aykırı davranışlara, polis şiddetine karşı daha çok tepki gösterecek."