X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tevazu gösteremeyeceğim, çok güzel yemek yaparım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tevazu gösteremeyeceğim, çok güzel yemek yaparım

  • Giriş Tarihi: 7.7.2013

atv ekranlarında Ramazan ayına özel Şefim isimli bir yemek yarışması başlıyor. Yarından itibaren Ramazan boyunca her gün 13.00'te yayınlanacak programı Açelya Akkoyun sunacak. Akkoyun ile hem rol aldığı Doksanlar dizisini hem de Şefim programını konuştuk

Açelya Akkoyun'un sunacağı Şefim'de yarışacak çiftler, 30 dakikalık süre içinde mutfaktaki hünerlerini sergileyecek. Yemeklerin lezzetinin yanı sıra, sunum ve hijyen de puanlamada rol oynayacak. Yemek yapmayı, mutfakta vakit geçirmeyi seven çiftler, bu yarışmada kendilerini gösterme imkanı bulacak. Hobileri onlara başarının kapısını aralayacak. İşletmeci Ayşe Kucuroğlu'nun jüri üyeliği yapacağı yarışmanın sunucusu Açelya Akkoyun'la, beslenme alışkanlığını, hayatını ve yeni başladığı Doksanlar dizisini konuştuk.

- Yarışma programlarını seviyorsunuz siz...
- Evet, yarışma olması çok keyifli. Zaten üç yıl yemek programı yaptım. Yemek yemeyi de çok seven biriyim. Çoğu kadının ilgi alanı modadır, benim değil mesela. Benim ilgi alanım yemek. Her kadın kadar temiz giyinmeye özen gösteririm ama hayatta takıldığım detaylar yemektedir. Bunu da fiziğimle, tarzımla belli ediyorum sanırım. Yemek yemek, gündüz üç öğün yaptığımız bir şey. Ben konservatuvarın tiyatro bölümü mezunuyum, yani konuşabilmek, ifade edebilmek, varolabilmek ve idare edebilmenin ve tüm bunları bir arada yapabilmenin eğitimini aldığımı düşünüyorum. Ama oyunculuğu bir topa benzetiyorum, voleybol topu var, basketbol topu var, tenis topu var... Bu işin yapılabilirliğini bir top ifade ediyorsa ben bunu televizyon oyunculuğunda da kullanabilirim, tiyatroda da kullanabilirim. Bu ülkede severek mesleğini yapabilen şanslı kesimdenim. Bu şansı, çok emek vererek kullanıyorum.

- Yemekle ne derece ilgilisiniz peki?
- Mesela evimde sürekli yemek kanalları açıktır, dünyadaki ve Türkiye'deki yemek programlarına hakimim. Ama bir yandan oyunculuğumu geliştirmek adına çok dizi ve film de seyrederim. 'Ben dizi seyretmiyorum,' diyen oyuncu arkadaşlarıma şaşırıyorum. Bu, doktor olup tıp camiasında neler olduğunu merak etmemeye benziyor. Sanatçılar, ruhları besleyen insanlar. Bu nedenle günü, gündemi, olan-biteni takip etmeliler. En azından dışarıdan da olsa bakmak gerekir.

- Samimi bir tavrınız var, bu, ekran önündeki insanlara da geçiyor sanırım...
- İçten davranıyorum, bu yüzden seyirci tarafından bu kadar benimsendim sanırım. Böyle olmaya çalışmıyorum ama. Annem-babam öğretmen benim. Allah doğduğumuz andan itibaren bize sonsuz yollar sunuyor. Biz de seçiyoruz. Buna kader diyoruz, ama biz seçiyoruz. Kimse bize dayatmıyor. Çalışan anne-babayla büyüdüm. Yeri geldi annem kahvaltımızı hazırlayıp, okula koşup 40 çocuğuna gidiyordu. Annem beni öperken çok özel hissettiriyordu, ama öbür çocuklara giderken de sıradan hissettiriyordu.

İŞE SADECE İKİ YIL ARA VERDİM
- Ne zamandır sizi tanıyoruz?
- 24 yıldır ekranlardayım. Şükürler olsun ki hiç işsiz kalmadım. Sadece çocuğumu doğurduğum ve iki yıl emzirdiğim dönem haricinde. O dönemde de ara ara ekranlarda oldum, ara ara göründüm. Hiçbir zaman kopmadım. Ama sadece işimle bilindim. Dizimin olmadığı ya da yarışma programımın olmadığı bir yıl hatırlamıyorum. Doktor Oetker'le Tatlı Dakikalar sunardım, aynı zamanda atv'de Böyle mi Olacaktı'yı sunuyordum. Yine aynı zamanda Çocuktan Al Haberi programını sundum. Böyle çok dönemim oldu. Mahallenin Muhtarları zaten 11 yıl sürdü. Onu hiçbir zaman bırakmadım. Ahd-ı vefaya inanıyorum ben. 'Kibirli olma, vefalı ol, devamlılığını takip et hayatta.' Hayat felsefem bu.

KIZIM İÇİN ÇOK İYİ BİR TEKLİFİ REDDETTİM
- Doksanlar dizisinde de rol alıyorsunuz. Nasıl bir mahalle dizideki?
- Doksanlar dizisinde Birol Güven, orta sınıf bir mahalleyi anlatıyor. Çok zengin bir mahalle değil. Biz öyle bir konu işliyoruz. Etiler'deki lüks mahallenin çeyizcisi, insanların bakışları, Özal, çağ atlama, geri kalan tüm konular aynı. Çok keyifli, çok güzel yazılmış bir dizi. Ekibimiz çok iyi.

- Bu tempoda kızınızla ilişkinizi nasıl idare edebiliyorsunuz?
- Kızım Alya dört yaşında. Ben iki yıl, emzirdiğim için o dönem çok iş almadım. Çok güzel işler geldi ama reddettim. Hele TRT'de bir kadın kuşağı teklifi gelmişti ki... Ama kızım yedi aylıktı, bırakamadım. O programa 'Evet,' deseydim, kızımı sütten kesecektim. 'Ben daha çok iş yaparım, ama bir daha Alya'yı emzirme şansım olmaz,' diye düşündüm. Ve Alya'ya süt vermeyi tercih ettim. İki yıl mükemmel bir anne- kız ilişkisi yaşadık. Hâlâ göğsümün kokusu vardır onda. Çok vakit ayırdım Alya'ya, ta ki Evlilik Okulu'nda başrol oynayana kadar. O dizide haftada dört gün, geceli gündüzlü çalıştım. Alya o dönemde biraz şaşırdı, 'Nerdesin?' diye. 'Bak televizyondayım,' diye ilk bölümü seyrettirmeye çalıştım, salondan kaçtı. Tepki gösterdi. Onun süreci de bu. Allah onu bu aileye getirdi. O da bunları içinde aşarak büyüyecek. Onun için üzülmüyorum, seviniyorum. Uğraştığı, alışmaya çalıştığı şey bu olsun. Ama kızıma vakit ayırıyorum.

- Yani 'İş ve ev hayatı birlikte yürür,' diyorsunuz...
- Eskilerin bir lafı vardır, 'Geçinmeye gönlün olacak,' diye. Sizin bu hayatta geçinmeye gönlünüz varsa, her tür yardımı alıyorsunuz. Benim için hayatta zor diye bir şey yok, sadece aşılması biraz daha güç hedefler olabilir.

- 90'lı yıllar ne ifade ediyor sizin için?
- Ben konservatuvara 1990 yılında girdim, 17 yaşımdaydım. 1990'da kendi kişiliğimi doğurdum. Emeklediğim, düştüğüm, kalktığım, konservatuvarda okuduğum yıllar. Aynı zamanda hem konservatuvarda okuyordum, hem de şehir tiyatrolarında çalışıyordum. Konservatuvarda okurken de akşam 17.00'de biterdi okul, Akaretler'den Harbiye Şehir Tiyatrosu'na yürürdüm. Akşam 20.00'de oyunumu oynardım. Gece evde olurdum, uyurdum, sabah tekrar okula giderdim.

DİYET LAFINDAN ARTIK SIKILDIM
- Sizin beslenme alışkanlığınız nasıl?
- Ben çok sağlıklı besleniyorum. Tüm ailem çok kilolu. Özellikle baba tarafım öyle. Halalarım 130 kilo civarında. Yıllarca genetiğimle savaştım. Benim yağ hücrelerim size göre biraz daha geniş. Bu, aşılmayacak bir dert değil. Allah'ın bana verdiği avantajlar var; oyunculuk, sunuculuk, boy, pos... Kilo konusunda da mücadele vermiş biriyim. Siz, bir paket çikolata yediğinizde günlük hareket temponuzla onu yakabiliyorsunuz, ama benim koşmam gerekiyor. Sağlıklı yaşamın dışındaki kaçamakları, yemek yemeyi çok seviyorum. Ama benim öyle bol çikolatalar, hamur işleri gibi şeyler yeme şansım yok... Ben eğer bunlara dikkat etmeden yaşasaydım, bayağı kilolu bir insan olurdum. Şu halim, büyük mücadelemin sonucu kazandığım balık etli halim. Hiçbir zaman çok zayıf bir insan olamadım, olamayacağım da. Bununla barıştım. Sabah iki yumurtamı yerim, yeşil çayımı içerim, günde iki kahve içerim. Sabah koşmadan önce bir muz ve badem yer, çıkarım. Haftanın dört ya da beş günü koşarım. Dört kilometre koşuyorum, dört kilometre de yürüyorum. Bunları iki senedir düzenli yapıyorum. Bu arada her şeyi de yerim. Elbette pasta börekten söz etmiyorum, ama salatayla da yaşamıyorum. İncecik olacağım diye kaslarımı eritemem. Eşim de çok sağlıklı beslenir. Zeytinyağlılara bayılır.

- En sevdiğiniz yemek nedir?
- Kemikli patlıcan güveçe bayırılım. Patlıcanın her şeyini severim.

- Yemek yapar mısınız?
- Çok güzel yemek yaparım. Bu konuda tevazu gösteremeyeceğim. Çok güzel giyinirim demiyorum, ama çok güzel yemek yaparım. Çok güzel kendi bestelerim var. Ben yeni ürettiğim yemeklere beste diyorum. Eşimle pazar günleri öğlene kadar alışverişimizi yaparız. Öğleden sonra evde oluruz ve başlarız yemeklerimizi yapmaya. Kızım oynarken, oturur içli köfte bile yaparız eşimle. O da çok güzel yemek yapar. Allah ondan razı olsun, çok iyi bir eşim var. Eşlik değerini biliyor. Bunlar çok önemli şanslar, ben de tutmaya çalışıyorum elimden geldiğince.

- Yaz diyeti yapar mısınız?
- Bence diyet kışın yapılır, yazın rahat edilir. Ben diyet lafından sıkılıyorum. Yazın plajda 'yakalanmak'tan da çekinmiyorum çünkü beni hiç çekmediler. Kendimi malzeme olarak hiç sunmadım, bu hayatta hep işimi sundum. Çok değerli arkadaşlarımızın beni plajda görüp, 'Açelyacığım, çekmeyeceğim sen rahat ol,' deyip sözlerini tuttuklarını biliyorum. Çünkü ben stüdyolara girip mayolu, bikinili pozlar vermedim. Zaten kendi elleriyle gazeteciye bikinili pozlarını verip, sonra plajda çekilince rahatsız olanlara çok gülüyorum. 20 yıl önce mayolu hallerde şuh pozlar verdiysen, şimdi çektiklerinde niye rahatsız oluyorsun.

AÇELYA AKKOYUN'UN TARİFLERİ
Domatesli mercimek çorbası:
Mercimek çorbası hazırlar gibi hazırlıklarınızı yapın, içine daha taze olması için domates rendeleyin. Mercimek, domates ve soğanı iyice blender'dan geçirdikten sonra içine kaşar rendeleyin. En son da fesleğen koyup servis yapın.
Biftek sarma: Yumuşak yerinden biftek alın, çok hafif dövün. O bifteğin içine bir dilim salam, bir dilim hellim peyniri, bir dilim pastırma ve içine Antep fıstığı koyun. Onu sarıp bir kürdanla tutturun. O bir dolma olur. O dolmayı tavada hafif yağda gezdirin. Sonra fırına atıp 10 dakika pişirin. Çıkarıp kesin. Üzerine domates sos dökün, afiyetle yiyin.
Şekersiz kek: Kayısı, kuru dut, kuru üzümü çok az suda haşlayın. O hafif katı kıvamda olacak. Onu blender'da püre oluncaya kadar iyice ezin ve sonra yumurtayla üç-dört dakika iyice çırpın. Sonra kek malzemelerini ekleyip (şeker olmadan), pişirin. İşte size şekersiz kek.