X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çikolata yiyerek 32 kilo verdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çikolata yiyerek 32 kilo verdi

  • Giriş Tarihi: 14.7.2013

Dünyaca ünlü bir çikolata markasının iki numaralı şefi David Funaro, çikolata yemeyi bırakmadan 32 kilo verdi. Yedi kilo daha vermek isteyen şefin planları, Türkiye'ye gelince biraz aksamış!

ABD'li David Funaro, Godiva çikolatalarının dünyadaki ikinci büyük şefi. 2007'den beri Godiva'da çikolata, kek ve pasta tarifleri yaratıyor, bütün dünyayı gezip her ülkede çikolata tadımları yapıyor, ülkelere özel lezzetler geliştiriyor. Ve tahmin edebileceğiniz gibi sürekli çikolata yiyor. Ancak buna rağmen kendisi son dönemde 32 kilo vermiş. 132 kilodan 100 kiloya düşmüş. Geçtiğimiz hafta Türkiye'ye gelen Funaro ile buluştuk ve şişman bir adamdan zayıf bir adama nasıl dönüştüğünü sorduk. Ayrıca ilginç yaşam hikayesini öğrendik. Ve elbette laf, tutkusu olan çikolataya da geldi...

- Son dönemde 32 kilo vermişsiniz. Nasıl oldu bu?
- Çikolata diyetiyle! (gülüyor). Yeme alışkanlıklarımı değiştirdim. Daha önce hiç kahvaltı etmez, öğle yemeği yemezdim. Çok ağır bir akşam yemeği yerdim. Şimdi kahvaltıda meyveli yoğurt yiyorum, portakal suyu ve kahve içiyorum. Öğlen yemeğinde salata, akşam yemeğinde de yulaf yiyorum. Saat 20.00'den sonra bir şey yiyeceksem de sadece patlamış mısır yiyorum. Öğle yemeğinde salatanın yanında makarna da yiyebiliyorum ama saat 16.00'dan sonra hiç bu tarz yiyecekler yemiyorum. Aslında yedi kilo daha vermek istiyorum ama Türkiye'ye gelince planlarım biraz bozuldu, çok yedim. Bu arada çikolata yemeyi de hiç bırakmadım tabii.

- Günde ne kadar çikolata yiyerek verdiniz bu kiloyu?
- Çalışmadığım günlerde keyfim için günde ortalama 40 gram diyebiliriz. Çalıştığım günlerde bazen 20 çeşit çikolata tadımı yapmam gerekebiliyor. O zaman tıpkı şarap tadımında olduğu gibi bir lokma ısırıp bırakıyorum.

- Dünyayı gezip sürekli çikolata yiyorsunuz. Pek çok insanın özeneceği bir işiniz var...
- Evet. Geçen sene dört kıtada, 10 ülkede, 21 şehir gezdim. Ben bu hayata sahip olduğum için çok şanslı hissediyorum.

- Peki hangi toplumlar nasıl çikolataları seviyor?
- Avrupalılar daha kıtır lezzetleri seviyor. Fakat Asyalılar, özellikle de Japonlar bunu sevmiyor, ağızlarında rahatsızlık hissi yaratıyor kıtır şeyler. Onlar daha çok jel formunda, yumuşak şeyleri seviyor. Ortadoğu'da, Türkiye'de insanlar şıralı tatlılara alışık oldukları için çikolatada da şeker oranı yüksek, sütlü çikolataları tercih ediyorlar. Çinlilerin kültüründe tatlı yiyeyecekler pek olmadığı için onlar biraz daha baharatlı tatları ve bitter çikolataları seviyor. Fransa'da bitter çikolata çok sevilir mesela. Kruvasanda bile bitter çikolata kullanırlar. İsviçre'de ise sütlü ve beyaz çikolata daha çok tüketilir. Ama günümüzde artık bu dengeler birazcık değişiyor. Çünkü insanlar bitter çikolatanın daha sağlıklı olduğunun bilincinde artık. O yüzden ülkelerarası kültür farkının etkisi azalıyor.

- Sütlü çikolata seven birinin bitter çikolataya alışması biraz zor olabiliyor ama.
- Ben size nasıl daha rahat geçiş yapabileceğinizi anlatayım. Artık bütün iyi çikolataların paketlerinin üzerinde yüzde kaç kakao içerdiği yazıyor. Yüzde 50'nin altında kakao oranı olan çikolata, sütlü çikolataya giriyor. Bu çikolatanın süt ve şeker oranı daha yüksek oluyor. Yüzde 50'nin üzerindeki çikolatalarda süt yok. Bu yüzde arttıkça şeker oranı azalıyor, kakao oranı artıyor. Eğer siz sütlü çikolata seviyorsanız ama bitter çikolata denemek istiyorsanız, önce yüzde 50'lik çikolatayla başlayın. Sonra giderek yüzde oranını artırın. Böylece yumuşak bir geçiş yapabilirsiniz.

- Godiva'da neler yapıyorsunuz?
- Yeni tarifler yaratıyorum. Kahve ve tatlı çeşitleri de tasarlıyorum. Son bur buçuk yılda, bütün dünyada 300'e yakın tarif oluşturdum. Mesela Chocolate Sin Cake (Çikolatalı günah keki) diye bir tatlı yaptım. 85 gramlık bir kekte bir tane çikolata kullanarak nasıl beş farklı tat yaratabildiğimi gösterdiğim bir pasta bu. Bunu da çok farklı bir teknikle yapıyorum.

YOKSUL BİR AİLEDE BÜYÜDÜM
- Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
- İtalyan göçmeni bir ailenin çocuğuyum. Pittsburghluyum. Pittsburgh'taki Uluslararası Mutfak Akademisi'ni bitirip şeflik eğitimimi Paris'te tamamladım. Aslında çok yoksul bir ailede büyüdüm. Beş kardeşin en küçüğüyüm.

- Nasıl bir ailesiniz?
- Ablalarım ve ikiz ağabeylerim var. Her zaman ailenin bebeğiydim. Yokluk içinde bir çocukluk geçirdim ama bir daha yaşayacak olsam aynı çocukluğu seçerdim. Noellerde herkese hediyeler gelirdi, bizim Noel çoraplarımıza ise bir portakal, bir küçük İtalyan sucuğu, biraz da ceviz konurdu. Kimse portakalını paylaşmak istemezdi bitmesin diye. Küçük olduğum için hep önce benimkini bitirirlerdi. Evimize çok az çikolata gelirdi tabii. Bir gün bir kutu çikolata hediye gelmişti. Kardeşlerim hemen kutuyu kapıp kahverengi çikolataları bitirmişti. Kutu bana geldiğinde sadece beyaz çikolata kalmıştı. O yüzden hayatımda yediğim ilk çikolata beyaz çikolatadır. Ama yine de onlar hayatımın en mutlu günleriydi. Hâlâ da birbirine çok bağlı bir ailem var.

- Evli misiniz?
- Hayır. Ama 22 yaşında bir kızım var. Ben 45 yaşımdayım. Çok genç baba oldum. Altı aylıkken aldım onu annesinden ve belli bir yaşa gelene kadar ben büyüttüm. Benim annem onu büyütmeme çok yardımcı oldu. Bazen yanıma almam gerekirdi. Çok işim olduğu günler, biraz çikolata yapardım, sonra bırakır bebeğin gazını çıkarır, sonra işime devam ederdim.