X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Brezilya futbolunun top mermisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Brezilya futbolunun top mermisi

  • Giriş Tarihi: 21.7.2013

Sivasspor’un flaş teknik direktör transferi Roberto Carlos, futbolculuk yıllarında hızı saatte 120 kilometreyi bulan şutlarıyla tanınıyordu. Attığı mermi gibi şutlardan ötürü halen Kurşun Adam lakabıyla anılıyor.

Bundan 16 yıl önce haziran ayının ilk günlerinde Brezilyalı ünlü bir futbolcu, fizik kurallarını
zorlayan falsolu bir muz şutla Fransa Milli Takımı'nın ağlarını -spor basınının klişe deyimiyle- havalandırdı.
Frikik vuruş mesafesi takriben 35 metreydi. Oyuncunun, neredeyse orta sahaya kadar gerildikten sonra sol ayağının dışıyla vurduğu top, frikik noktasından, kalenin 10 metre dışından auta gidecekmiş gibi çıkmıştı. Fizik kurallarını zorlayan da, topun saatte yaklaşık 120 kilometre hızla gitmesinden çok 10 metrelik açığı bir parantezi kapatır gibi kapatmasıydı. Bu, fizikçilerin Magnus Etkisi dediği şeyin ta kendisiydi.
1998 Dünya Kupası Hazırlık Maçı'nda atılan bu unutulmaz golün sahibi tüm zamanların en iyi sol beki olarak kabul edilen Roberto Carlos'tu. Bacakları, Recep İvedik filmlerinde
teşbih konusu edilecek kadar meşhur olan, 2007'de artık bir futbolcu için epey yaşlanmışken
Fenerbahçe'ye gelen ve son olarak geçtiğimiz günlerde Sivasspor'un teknik
direktörlüğüne getirilen Roberto Carlos...

ÖNCE FORVETTİ
Bu vesile ile Üç Boyutlu Portre'nin konuğu olan Roberto Carlos'un tam adı Roberto Carlos da Silva Rocha. 10 Nisan 1973'te yalnızca Brezilya'nın değil, Güney Amerika'nın da en büyük metropolü olan Sao Paulo yakınlarındaki Garça kentinde doğdu. Brezilya'da doğmak,
yoksul bir çocukluk geçirmek ve Pele, Zico, Sokrates (Biraz da Antik Yunan'ın meşhur filozofunun adaşı olduğu için ünlenmiştir) gibi büyük 'Brezilyalı topçu'ların maçları ve hikayeleriyle büyümek başta olmak üzere futbolcu olmak için gereken ne varsa her şeye sahipti.
Futbola 1991 yılında Uniao Sao Joao takımında hücum oyuncusu olarak başladı. Sonra sol
bek oldu, ama forveti pek bırakmadı. Bu yüzden 'futbol tarihindeki en hücum ağırlıklı sol bek' olarak bilindi. Attığı mermi gibi hızlı şutlardan ötürü Kurşun Adam (El Hombre Bal) lakabıyla anıldı.
Carlos, 1991 yılından itibaren 2012'ye kadar, sırasıyla Palmeiras, Inter, Real Madrid, Fenerbahçe, Corinthians ve Anzhi Mahaçkale takımlarında top koşturdu. Kariyerinin
zirvesine Real Madrid ve Brezilya Milli Takımı'ndaki performansı ile ulaştı. Toplam 11 sezon oynadığı Real Madrid'de 584 maç yaptı, 71 gol attı. Bu takımda oynarken İspanya vatandaşlığı aldı. Denzel Washington'ın oynadığı İlk Gün/Training Day filmindeki
Hispanik suçluları andıran bir görünüşe sahip olduğu için İspanya sahalarında bir yabancı gibi değil, 'yerli' gibi göründü.
19 Haziran 2007'de Fenerbahçe ile iki yıllık sözleşme imzaladı. Fenerbahçe'ye transfer olduktan sonra ilk golünü attığı Sivasspor'un şimdi başına geçmesi anlamlı bir rastlantıdır.
Carlos, Fenerbahçe'den sonra holigan taraftarların ırkçı muamelelerine maruz kalacağı, Rusya'ya bağlı Dağıstan'daki Anzhi Mahaçkale kulübüne transfer oldu. Mart 2011'de bir Zenit Petersburg Kulübü taraftarı, elindeki muzu soyarak parmaklıkların arasından Roberto Carlos'a gösterdi. Elbette bu muzun -metaforik olarak- Carlos'un muz şutlarıyla ya da İngiliz usulü muz ortalarıyla bir ilgisi yoktu. İtalya, Polonya ve İspanya'da zaman zaman siyahi ya da Güney Amerikalı oyunculara karşı yapılan bir eylemdi bu ve muhatabını 'maymun' yerine koymak anlamına geliyordu. Kulüp, taraftarının bu hakaretinden ötürü 10 bin dolar para cezası aldı.

TERİM GİBİ BAŞARILI OLACAK MI?
Sivasspor'a teknik direktör olarak gelir gelmez iddialı demeçler veren Roberto Carlos, takımını, büyük kulüpler arasına sokacağını söyledi. Bu kez futbolcu olarak değil, teknik direktör olarak geldiği ülkede büyük başarı kaydetmek istediği anlaşılıyor. "Herkes
Türkiye'nin üç büyük kulübü olduğunu düşünüyor. Ben bunu değiştirmek için geldim," demesi bunun kanıtı.
Belli ki Roberto Carlos, Türkiye'de 'başarılı futbolcu başarısız teknik direktör' zincirinin bir halkası olmak istemiyor. Bu nedenle futbolcuyken de idolü olan Arthur Zico'nun yanı
sıra Fabio Capello, Mario Zagallo ve Guus Hiddink gibi teknik direktörleri kendine örnek almış.
Klişeleşmiş deyimle 'gelişmekte olan' bir ülkenin fukara ve hırslı bir bireyi olarak, ilmek ilmek ördüğü kariyerini, teknik direktörlükte Fatih Terim gibi bir başarı ile taçlandırmak
istiyor. Kader, Adanalı Terim'in yüzüne güldüğü gibi Garçalı Carlos'un da yüzüne güler mi, zaman gösterecek.

FUTBOLA POLİTİK YORUM
Roberto Carlos Sivasspor'un teknik direktörlüğüne getirildikten sonra politik göndermeleri olan şu ilginç açıklamayı yaptı:
"İç karışıklıklar ve bazı sıkıntılar yaşayan ülkelere barışı getirecek unsurlardan biri de futbol. Bir ülke futbolla barışa yönelik çok fazla yol kat edilebilir."
Bu açıklamasıyla öncelikli olarak ekonomik kalkınma modelleri ve siyasi yükselişleriyle birbirine pek benzeyen Türkiye ile Brezilya'nın da aralarında bulunduğu ülkeleri kast ettiği aşikâr. Türkiye ve Brezilya'nın pek çok ortak noktaya sahip olduğu malum. Her iki ülke de dünya ekonomisinin yükselen gücü ve bu yönleriyle ABD, Rusya, Çin gibi büyük ülkeler tarafından dikkatle izleniyorlar. Türkiye'deki Gezi Parkı eylemleri ve Brezilya'daki ulaşım zammı protestoları her iki ülkeye yönelik ilgiyi daha da artırdı. Roberto Carlos da Türkiye'nin kaderini, ülkesinin kaderiyle benzeştirdiği için mi ülkemizi seviyor bilinmez.

GECE HAYATINA ZAAFI VAR
Roberto Carlos'un başarısı biraz da gece hayatından uzak durmasına bağlı. Ki Sivas'ta
bunu başarması İstanbul'a göre çok daha kolay. Artık Sivas'ta eski Madımak Oteli civarında mı oturur, başka bir yerde mi oturur bilinmez ama sık sık İstanbul'a gelip -Fenerbahçe'deyken
yaptığı gibi- Reina'ya gitmesi pek mümkün değil. Gerçi geçtiğimiz günlerde ayağının tozuyla
arkadaşıyla birlikte Reina'da geç saatlere kadar eğlendi.
Bilenler bilir. Carlos'un adı, Fenerbahçe'de top koştururken de 'celebrity'lerle aşk dedikodularına karışmıştı. Birlikte olduğu isimlerse şarkıcı Ebru Polat, Tuğba Ekinci ve manken Pınar Çınar idi.