X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Somali travmatik bir ülke
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Somali travmatik bir ülke

  • Giriş Tarihi: 4.8.2013

Geçtiğimiz hafta Somali'nin başkenti Mogadişu'da bulunan Türkiye Büyük Elçiliği'ne bir saldırı düzenlendi. Saldırıda bir Türk polisinin yanı sıra Somalili güvenlik görevlileri de hayatını kaybetti. Bu saldırıda, bir insani yardım kuruluşu olan Yeryüzü Doktorları'nın faaliyet gösterdiği Şifa Hastanesi de ciddi zarar gördü. Sekiz aydır Somali'de çalışan hastane yöneticisi Şeyda Sever saldırı anında görev başındaydı, büyük saldırıya an be an şahit oldu. Sever hem saldırıyı hem de insanların korumasız sokağa çıkamadığı, kalaşnikofların gölgesindeki hayatı anlattı.

- Saldırı elçiliğeydi, hastaneye yönelik değildi değil mi?
- Evet. Ama Türk Elçiliği'ne çok yakınız. Bombalı araç iki binanın ortasında patladı. Silahlı teröristler elçiliğe girdi. Türk polisi çok profesyonel ve hızlı hareket etti. İçeriye giren herkesi etkisiz hale getirdiler. Canlı bombalar vardı. Onları kafalarından vurdular, çünkü bunlar canlı bomba, bedenlerinden vurulsalar, o bombalar patlayacak ve daha fazla zarar verecekti. Dehşet bir şeydi.

- Sizde bir şey yok ama...
- Bir şeyim yok ama dönmüş olmanın verdiği vicdan azabı var. Sağlık Bakanlığı'nın personeli henüz dönmedi. Gelmek istemedim. Hastanem, Somali'nin en iyisi, emek emek yaptığımız bir yer. Paramparça oldu. Hastanedeki tek Türk bendim. Dedim ki, 10 gün daha kalayım, yıkılan duvarları, pencereleri, bozulan aletleri yaptırayım, izin vermediler. Bir çanta, telefon, onun da şarjı yoktu ve bilgisayarımla geldim. Eşyalarımı alamadım. Hiç param yoktu, banka kartlarım Somali'de hâlâ.

- Saldırı olacağından haberdarmışsınız?
- Evet. El Kaide'nin kolu El Şebab sürekli saldırı düzenlediği için Türk Elçiliği bizi uyarıyordu. Saldırıyı cuma günü bekliyorduk. Perşembe gecesi o uçurulan binada iftar yemeğindeydim. Cuma bir şey olmayınca tehlike geçti dedik, ama elçilik 'Üç gün daha beklememiz gerek,' dedi.

- Saldırı sırasında siz neredeydiniz?
- Saat 16.30 gibi işim bitti, o sırada Sağlık Bakanlığı'nın hastanesinden bir doktor geldi, acil bir ameliyat için. Onlarda gerekli aletler yok. Ameliyat yeni bitmişti, onları yolcu etmek istedim, ama araç gecikti. Kapının önündeydik, 'İçeri geçelim,' dedik. 3 metre yürüdük yürümedik, inanılmaz bir patlama duyduk. Duvarımız anında havaya uçtu, o şoku hâlâ atlatamadım. Acil servise sığındık. Üç Türk idik. Acil serviste Somalili hastalar çarşaflarla örterek bizi saklamaya çalıştı.

- Nasıl kurtuldunuz?
- Hastanede 23 güvenlik personelimiz var, onlar bizi aldı. Hastalar, güvenlik elemanlarının polis olduğunu düşündü, direndiler bizi vermemek için. Çatışma da devam ediyordu. Yaralılar vardı ama ameliyathane harap durumdaydı, bir şey yapamadık. Biz bir polisi kaybettik. Benim hastanemde iki Somalili hastam öldü. Toplam 15'e yakın ölü var. Cesetlerin üzerinden koşarak çıktık.

- Ne hissettiniz o sırada?
- Hiçbir şey hissetmedim. Ne korku ne panik ne de üzüntü hissettim. Şokta oluyorsunuz ve çalışıyorsunuz. Ağlamadım bile. Zaten herkesin işi başından aşkın. Kimse panik olmadı, herkes çok soğukkanlıydı.

- Ne zaman döndünüz?
- Ortalık sakinleşinceye kadar hastanede bekledik. Sonra bizi hemen Sağlık Bakanlığı'nın hastanesine götürdüler. Sanıyorum ki ortalık yatışınca geri döneceğim, çünkü evim hastanede. Ama dönecek bir hastane kalmamıştı. Yine de gitmek istedim, izin vermediler. O gece Sağlık Bakanlığı'nın hastanesinde kaldım, ertesi sabah Türkiye'ye döndüm.

İNSANLARIN NÜFUS KAĞIDI YOK
- Somali'de nasıl bir hayatınız vardı?
- Bildiğimiz anlamda bir hayat yok orada. Sekiz aydır Somali'deyim, onları anlamak o kadar kolay değil. 25 yıldır savaş halindeler. Şöyle düşünün; bir doğum kağıdınız, nüfus cüzdanınız, ehliyetiniz, vergi sisteminiz yok. Nüfus belli değil, son nüfus sayımı 20 yıl önce yapılmış. Sayım yapacak resmi bir otorite yok. Somali'de bir yıl önce Türkiye'nin girişimleriyle bir hükümet kuruldu, tabii seçimle olmadı bu. Bir genel seçim yapmak mümkün değil. Klanlar bir araya gelerek karar verdiler hükümete. Diasporadan gelenlerle kuruldu hükümet. Dolayısıyla sistemi oturmamış bir ülke. Ama bir yıl öncesine göre çok büyük fark var.

- Nasıl bir farktan söz ediyorsunuz?
- Önceden sokağa çıkmıyorlardı, akşam 16.00'dan sonra sokakta insan kalmazdı. Şimdi akşamları sokağa çıkıyorlar, oteller açıldı. Okullar açıldı, kadınlar, kız çocukları okula gidiyor. Tabii bütün bunlar, terörist grupların işine gelmiyor. Somali'nin normalleşiyor olması onlar için istenmeyen bir durum. Zaten Twitter mesajlarında da yazmışlar; 'Türkler halkımıza müstehcenliği öğretiyor. Cocuklarımızı okula gönderiyorlar, kız çocukları sokağa çıkıyor,' diye.

- Her iki halk da Müslüman oysa ki...
- Ama Müslümanlık anlayışları çok farklı. Orada şöyle bir anlayış var; acil servise hasta geldiği zaman doktor bırakıp namaza gidebiliyor. 'Hasta zaten Allah izin verirse yaşar,' gibi bir anlayışları var. 25 yıl savaşmışsınız, ülkede okul, kitap yok. Hiçbir şeyin olmadığı bir ülkede güvenebilecekleri tek şey Allah.

- Hiç kitap basılmamış mı gerçekten?
- Şu anda okula gidenler kitapları fotokopi ile çoğaltıyor. Matbaa yok ki kitap olsun. İlk kez Somali'ye geldiğinizde deprem olmuş zannedersiniz. Her şey yıkılmış.

- Somalili doktorlarla çalışıyorum dediniz, onlar nerede yetişmiş?
- Özel okullar var, tıp fakültesi de öyle. Yurtdışında okuyanlar gelip Somali'de okul açıyor. Ama eğitim çok farklı, mesela uzmanlık yok. Çalıştığımız doktorları Türkiye'de eğitime tabi tuttuk.

TÜRKLERLE ÇALIŞANLAR ÖLÜM RİSKİ ALTINDA
- Hastane kapalı herhalde şimdi? - 10 Somalili doktorum var, Türk personelle çalışmıyoruz. Türk personel gönüllü geliyor, çalışıyor ve gidiyor. Toplam 81 personelimiz var. Hastanemiz kapalı. Oradaki Somalililer de, Türklerle çalıştıkları için risk altında olabilir. Yaklaşık 10 gün önce, doktor olan Somalili bir proje ortağımız öldürüldü. Neden öldürüldüğünü bilmiyoruz. Bizimle çalıştığı için mi yoksa başka bir neden mi var? Yabancıların orada çalışması çok zor. Türklerle birlikte ilk kez oraya yabancı birileri giriyor. BM falan var ama merkezleri Kenya'da, Nairobi'de.

- Ortağınız başka hangi nedenlerden ötürü öldürülmüş olabilir?
- Somali'de birçok denge söz konusu, klan sistemi var. İç savaş durulmuş ama klanların mücadelesi devam ediyor.

- Türkler sevilmiyor mu?
- Şebab sevmiyor ama halk Türkleri çok seviyor. Türkiye özellikle sağlık alanında çok yardım ediyor. Orada Müslüman olmayan birinin çalışması imkansız. Türkler Müslüman olduğu için daha güvende hissediyorduk kendimizi. Ama Şebab örgütünde iki ayrı grup var: Biri, Türkleri desteklemese de karışmıyor ama daha radikal olanlar çok sert. Resmi bir Twitter hesapları var. Patlama olduğunda 'Kahraman askerlerimiz Türkleri öldürdü' yazdılar.

KALAŞNİKOFLU ADAMLARLA GEZMEK ZORUNDASINIZ
- Bu kadar yokluk içindeki bir ülkeye neden gittiniz?
- Afrika'da çalışmayı istiyordum. Somali iş ilanını görünce, başvurdum. Çok da güzel vakit geçirdim orada. Yine giderim. Başta çok da düşünmedim. Ev tutarım diyordum. Ama öyle kendi başınıza eviniz olsun falan hayal. Anında ölürsünüz korumanız yoksa. Toplumsal baskı çok yüksek.

- Somali'de nasıl vakit geçiriyordunuz?
- Saat 06.30'da işe başlıyor, günde 200-250 hastaya bakıyorduk. Sıkılmaya vakit yok. Somali, 'İşim bitti, bir yürüyüp geleyim,' diyebileceğiniz bir yer değil. Çıkmanız çok zor. İlk zamanlar daha rahattık. Sabah okyanusta yüzüyordum, tabii korumalarla. Sürekli elinde kalaşnikoflu adamlarla dolaşıyorsunuz. Sekiz ay cüzdan kullanmadım, çünkü para kullanılacak hiçbir yere gitmiyordum.

İYİLEŞMEYECEKSE, BIRAKIN ÖLSÜN
- Nasıl giyiniyordunuz?
- Kapanıyordum. Mecbursun, hayati tehlikesi var. Zor bir ülke. 13 yaşında kızlar hamile olarak geliyor hastaneye, 28 yaşında kadın 10'uncu doğumunu yapıyor. Bu insanlar 25 yıl savaşı yaşadı, ölüm onlar için o kadar normal ki. Çocuğu hastanede ölmek üzere olan kadın 'İyileşmeyecekse bırakın,' diyor. İnsan hayatının kıymeti yok. O kadını evde 10 çocuk bekliyor. Hastaneye gelmek için 100 km yol yürümek zorunda. O hasta çocuk yük ona.

- Somalililer sert insanlar mı?
- Somali çok travmatik bir ülke. Somalililer ne çok sevinir ne de çok üzülür. Duyguları yok gibi... Belki 25 sene böyle yaşasam ben de umursamazdım biri öldüğünde. Orada 10 dakika içinde ölebilirsiniz. Sürekli 'İnşallah,' diyorlar o yüzden.

- Somali'de yaşamak ne öğretti?
- Çok şey öğretti. Oraya gidenlerde hep 'Somalilere bir şey öğretelim' durumu var. Ben o insanlardan çok şey öğrendim. Hayat mücadelesine devam ediyorlar, korkunç şeylere rağmen. Onları anlamaya ve başka kültürleri eleştirmemeye başlıyorsunuz. İnsanları olduğu gibi kabul etmeyi öğreniyorsunuz.

ÇOCUKLAR BENİ GÖRÜNCE AĞLIYORDU
"Çocuklar beni gördüklerinde çığlık çığlığa ağlamaya başlıyordu. Önce anlamadım, bir şey yaptım herhalde diye düşündüm. Sonra anladım, tenim yüzünden, beyaz olduğum için benden korkuyorlardı. Kendimi onlara sevdirmek için neler yaptım! Normal, çocuk hiç beyaz görmemiş."