X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Futbolda süper güçler devri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Futbolda süper güçler devri

  • Giriş Tarihi: 8.9.2013

Uluslararası futbol arenası hızla bir grup süper gücün tekeline giriyor. Kupalarda, finallerde dön dolaş hep aynı takımların adı yazıyor artık. Ve sistem zengini daha da zengin kılıyor. Olan futbolun romantizmine ve ruhuna oluyor

Bayern Münih ile Chelsea, bir buçuk yıl arayla ikinci kez bir finalde karşı karşıya geldi, iki hafta önceki Süper Kupa'da. 2012 Şampiyonlar Ligi finalini penaltılarla İngilizler kazanmayı başarmıştı. Bu defa ise gülen taraf Bavyeralılar oldu. İki kulüp, geçtiğimiz iki sezonda üst üste iki Avrupa finali oynadı. Bayern bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde kupaya uzandı. Chelsea de Şampiyonlar Ligi'nin ardından Avrupa Ligi'ni kazandı. Bu iki takımın yollarının sürekli kesişmesi, iki sezon üst üste final oynamaları tesadüf değil. Barcelona, Bayern Münich, Real Madrid, Manchester United... Zirvede artık hep onların adı var zira. Rekabete hep aynı takımlar ambargo koymuş durumda. Bir dönemin heybetli markaları Celtic, Köln, Everton, Anderlecht, Sampdoria, Hamburg ve niceleri için yeni başarılar bilim kurgu filmi adeta. Futbolun büyüsüne inanlar için can sıkıcı bir durum elbette. Sürprizli, çok favorili, çok kutuplu, oldukça heyecan veriyor oyun. Gel gelelim giderek, parayı elinde bulunduran bir azınlığın tekeline giriyor. Sistem de zengini daha zengin yapıyor. Ve İngiliz taktik gurusu Jonathan Wilson'ın tabiriyle 'süper kulüpler' devri başlıyor. Bir oyuncuya 100 milyon avro verebilen süper kulüplerin devri. Çarklar çok acımasız işliyor. Bir o kadar da basit... Uluslararası arenada zirveye çıkanlar, UEFA primleri, stat ve yayın gelirleriyle daha güçlü kadrolar kuruyor, kendi liglerini de domine ediyor. Liglerinde sağladıkları bu başarının beraberinde de yine para muslukları sonuna kadar açılıyor. Bir kazan-kazan durumu anlayacağınız.

BAŞARI VE ZENGİNLİK KISIR DÖNGÜSÜ
Bu mali güçle en büyük yıldızlara bol sıfırlı kontratlar imzalatıyorlar. Real Madrid'in rekor Bale transferi bunun en sıcak örneği. Manchester United'ın dünya genelinde 650 milyon kadar sempatizanı var. Real Madrid'in 200 milyon civarında. Bale gibi her yıldız, Çin'den ABD'ye kadar milyonlarca yeni forma satışı demek. Sonuçta bir 'başarı kısır döngüsü' oluşuyor. Para parayı çekiyor, altta kalanın canı çıkıyor.
İspanya'da Real Madrid ve Barcelona 750 milyon dolarlık TV gelirinin (1.5 milyar TL) yüzde 42'sini paylaşırken, 18 takım kalanla yetiniyor.
İngiliz Premier Lig takımları bu yaz transfere yaklaşık 500 milyon avro (1.3 milyar TL) net harcadı. Bunun 280 milyon avroluk kısmı '6 büyük' Arsenal, Chelsea, Liverpool, Manchester City, Manchester United ve Tottenham'a ait. Toplam transfer tutarının yüzde 56'sı, yüzde 30'luk elit grup tarafından harcandı.

ŞAMPİYONLAR LİGİ'NE AMBARGO

Deloitte Para Ligi'ndeki ilk altı takım, beş yıldır hiç değişmedi.
Şampiyonlar Ligi'nde son beş yılın bilançosu ise bu kısır döngünün röntgeni gibi. Bu periyotta Devler Arenası'nda yarı finale çıkan takım sayısı sadece dokuz (Barcelona beş kez). Oysa bu rakam örneğin 2000-2005 arasında 16, 1981-86 arasında ise 17'ydi. Sistemin acımasız yönlerinden biri de prestij ve ekonomik getiriyi Şampiyonlar Ligi'ne endekslemesi. Eski adıyla UEFA Kupası yeni adıyla Avrupa Ligi, 'süper kulüpler' için angarya. Manchester United, iki sezon önce Devler Ligi'nden elenip Avrupa Ligi'ne kaldığında efsane menajer Ferguson'ın "Bu bizim için ödül değil ceza" sözleri de bu bakış açısının kanıtı.

FUTBOLUN NBA'İNE DOĞRU MU?
Avrupa Ligi, arkadan yetişmeye çalışanlar içinse, makası kapatmak adına gerekli maddi getiriyi sunmaktan çok uzak. Misal, geçtiğimiz sezon Avrupa Ligi'nde yarı final gören F. Bahçe'nin geliri yaklaşık 10 milyon avro (27 milyon TL). G. Saray'la Şampiyonlar Ligi'nde aynı grupta yer alıp sonuncu olan Braga'nın geliri de aynı Peki bu tablodan hareketle nasıl bir kötü hal senaryosu çizilebilir?
Kısa vadede, insanlar, tablonun büyük oranda belli olduğu kendi ülkelerindeki liglere ilgisini kaybedecek bu da bilhassa kendi yağında kavrulan kulüpler için stat geliri başta olmak üzere ciddi ekonomik kayıp demek.
Sürpriz unsuru giderek kaybolacağından, futbola genel ilgi azalacak. Kimi uzmanlara göre bu durum orta vadede, Çin ve Körfez ülkeleri gibi yeni ekonomik 'vaha'lara yönelmeyi de beraberinde getirecek.
Arsene Wenger, eski Hollandalı yıldız Seedorf gibilere göre ise bir 'Avrupa Süper Ligi' kaçınılmaz. Seedorf'a göre futbolun da bir NBA'i olmalı. Zira zayıf takımlarla yapılan maçlar, süper kulüpler için giderek angarya haline geliyor. Taraftarlar, arenada dövüş seyretmeye koşan Romalılar misali senede dört-beş kere Real Madrid, Barcelona, Manchester United gibi devlerin 'kapışmasını' istiyor artık. Sözün özü, futbol beş-altı gücün hâkimiyeti altında. Ve sistem makası giderek açıyor. Rekor transferler belki nefes kesici. Ancak futbolun ruhu da bu arada hızla köreliyor. Ve futbol mahallesinin 'fakir ama gururlu delikanlıları' hayallerine kavuşamaz hale geliyor. Para aşkı öldürüyor.