X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sizin sevdiklerinizden mideniz bulanıyor mu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sizin sevdiklerinizden mideniz bulanıyor mu

  • Giriş Tarihi: 22.9.2013

Reyhan Topal, evli ve iki çocuk annesi... İlki 2012'de, ikincisi temmuz ayında, iki kez tecavüze uğradığını iddia ediyor. Hamile kaldığını ve geçtiğimiz cuma günü kürtaj olduğunu söylüyor. Olay savcılığa intikal etti

Geçtiğimiz hafta Türkiye, örneğine hemen hiç rastlanmayan bir tecavüz iddiası gündeme geldi. SABAH'ın manşetten duyurduğu, Nazif Karaman imzalı haberde, evli ve iki çocuk annesi Reyhan Topal, bir yılda iki kez tecavüze uğradığını ve ikincisinden hamile kaldığını iddia ediyordu. Savcılığa suç duyurusunda bulunduğu için kürtaj olmak istiyor ve DNA karşılaştırması talep ediyordu. Elbette Topal'ın anlatımları iddialardan ibaret. Ancak bu iddiaların savcılığa verilmiş şikayet dilekçelerinde yer aldığını, savcılığın da konuyla ilgili bir soruşturma yürüttüğünü ve olayın, ancak yargılamadan sonra aydınlatılacağını da not düşeyim. Yine de iddialar çok ağır, tüyler ürpertici cinsten. Topal'la önce İstanbul Tıp Fakültesi'nde, sonra bir kafede buluşuyoruz. Hayatının alacak verecek davası yüzünden tecavüze kadar gittiğini anlatıyor. Ağlıyor "Kaybedecek bir şeyim yok, utanmıyorum" diyor. Devam eden hukuk süreci, neler getirecek, bekleyip göreceğiz. son durum itibariyle Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosu'ndan Sorumlu Başsavcı Vekili Fehmi Tosun dosyaya el koydu ve soruşturmayı bizzat yürütecek. Sözü Reyhan Topal'a bırakıp iddialarını dinleyelim.
- İddialarınıza göre 30 Ağustos 2012'de uğradığınız tecavüz sonucu hayatınız değişti. Tecavüze giden olaylar nasıl başladı?
- İcradan otomobil alım satımı yapıyordum. Yanıma, çalışması için bir vesileyle emekli polis memuru M.Ç'yi aldım. Bir süre sonra M.Ç'nin istekleri arttı, sonra da otomobilimi çaldı. Hakkında suç duyurusunda bulundum. Otomobil hırsızlığından ifadesi alınıp göz altına alınınca daha çok kinlenmiş olacak ki, beni bir karakola çağırdılar. Çünkü beni şikayet etmiş. Ben de güvendim, tek başıma gittim. Kapıda onunla karşılaştım, küfür etti. Sonra sivil polis olduğunu düşündüğüm iki kişi daha geldi ve beni üst kata çıkardılar.
kimse çığlıklarımı duymadı
- Nedenini söylemeden sizi zorla mı yukarı çıkardılar?
- 'Ne oluyor, ben suçlu muyum? Bana belge gösterin' dedim. Telefonumu, çantamı da aldılar. Nezaretin karşısında bir odada iki buçuk saat beklettiler. Sonra M.Ç yanıma geldi. 'Bana 50 bin lira vereceksin ve hakkımda açtığın hırsızlık davasını geri alacaksın. Yoksa başına gelecekleri aklın, hayalin bile almaz' dedi, gitti.
- Orası bir polis merkezi. Bunları etraftaki kimse duymadı mı?
- Odada yalnızdık. Ama etrafta amir de memur da dolaşıyordu. Kimse müdahale etmedi. M.Ç gittikten 15 dakika sonra üniformalı iki polis geldi. Üzerimi çıkarmamı istediler. İtiraz ettim, gözüme biber gazı sıktılar. Zaten astım hastasıyım, tıkandım ama her şeyin bilincindeydim. M.Ç iki polisle beraber bana tecavüz etti. Sonra beni soğuk suyla yıkadılar.
- Bu arada kimse çığlıklarınızı duymadı mı?
- O kadar bağırdım, ağladım ama kimse oralı olmadı. Sonra beni devlet hastanesine götürdüler. Doktor beni görmeden sağlam raporu verdi. - Hastaneden çıktıktan sonra ne yaptınız? - Beni yakınlarda bir yere bıraktılar. Evime gidemedim. Bir bankta sabaha kadar oturdum. Zaten askeri lojmanda yaşadığımız için yaz günü sabaha kadar oturanlar oluyor. Eşime geldiğimi, bahçede olduğumu söyledim. Sonra eve gelip birkaç gün boyunca uyudum.

ÇOCUKLARIMDAN UTANIYORUM

- Ertesi sabah evde neler yaşadınız?
- Eşim işe erken gidiyor, konuşmadık. İki çocuğum var. O zaman biri iki, diğeri yedi yaşındaydı. Güzel bir evliliğim vardı. Eşim beni çok severdi. Gece uyanışlarımı karakolda bekletilmeme bağladı. 'Ne oldu?' diye ısrarla sordu. Kendime hiç dokundurtmadım. 'Niye kaçıyorsun, ben sana ne yaptım?' dedi. Anlatamıyorsun, çünkü karşında seninle tertemiz evlenmiş bir insan var. Benim midem bulanıyor. Bu kirlilikten kurtulmak istiyorum. Çocuklarımdan utanıyorum. Onlara dokunamıyorum.
- Sonra neden karar değiştirip olayı savcılığa taşıdınız?
- Tehditler devam etti. M.Ç'nin karakola verdiği dolandırıcılık dosyası, Gayrettepe Asayiş'e gitti. Dolandırıcılık bürosundan geldiğini iddia eden iki kişi evimin kapısına gelip 'Çıktığınız anda biz sizi alacağız' dedi. 'Zorla getirilme kararım mı var?' diye sordum. 'Senin karakolda yaşadıkların ne ki!' dediler. Askeri hattan iki-üç kez aradılar. Ben de o tehditlerin ardından korktum. Savcılığa suç duyurusunda bulundum. Sonra da İstanbul Tıp Fakültesi'nde psikolojik tedaviye başladım.
- Eşinize durumu kim anlattı?
- Doktorlar ve avukatlar eşimle konuştu. Eşimle o günden beri bir muhabbetimiz olmadı. Hastanede altı ay kaldım. Eşim hep yanımdaydı. Bir şeyler düzelir diye uğraştı. Bana 'Birilerinin sizi sevmesine izin verebiliyor musunuz?' diye sorun. Ama o uğraştıkça ben ona karşılık vermedim. Bir hastaya ne kadar ilaç verirseniz verin, o kabul etmedikten sonra ne kadar iyi olacak? Eşime 'Çocuklar sende kalsın, ben gideceğim, boşanacağım' diyordum. Sizin sevdiklerinizden hiç mideniz bulanıyor mu, benim hâlâ bulanıyor. Herkesten tiksiniyorum, kendimden tiksiniyorum.