X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Paramı harcayacak vaktim yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Paramı harcayacak vaktim yok

  • Giriş Tarihi: 6.10.2013

Biz onu Prof. Dr. Mehmet Öz'ün babası olarak tanıdık. Elbette Prof. Dr. Mustafa Öz bundan çok fazlası. Hayata Konya Bozkır'da başlayan, ABD'nin bilinen doktorlarından biri olan Mustafa Öz hayatını Pazar SABAH'a anlattı

Bir yılanı, toprak zemini, yağmurda su geçiren bir damı vardı Bozkır'daki kerpiç evin. Mehmet Ağa ile yoksul kızı Fatma'nın 11 evladı bu evde dünyaya geldi, yedisi hayatını kaybetti. Mehmet Ağa ve Fatma Ana çok önce göçmüş gitmiş. İçinde yaşayan onca çocuğun varlığına rağmen, oyuncağın hayal bile edilemediği bu evden üç profesör, bir de doçent çıkmış. Yıllar önce tek kelime İngilizce bilmeden Amerika'ya gidip, fırsatlar ülkesini fetheden 1925 doğumlu Prof. Dr. Mustafa Öz bu evden çıkanlardan biri.

MEHMET ÖZ'ÜN BABASI
Prof. Dr. Mehmet Öz'ü hepimiz tanıyoruz, renkli bir kişilik. Ayrıca sadece biz değil, neredeyse tüm dünya tanıyor onu, Amerikalılar tapıyor ona, ABD'ye başkan olabileceği konuşuluyor, neredeyse bir pop yıldızı kadar popüler. Baba Prof. Dr. Mustafa Öz de ABD'de çok tanınan, bilinen, başarılı bir doktor. Türkiye'de durum biraz değişik, o Mehmet Öz'ün babası ama elbette bundan çok fazlası baba Öz. SABAH gazetesi sağlık editörü Esra Tüzün'ün Öz adlı kitabını (Turkuvaz Kitap) okursanız siz de fark edeceksiniz masal kıvamında bir hayat hikayesiyle karşı karşıya olduğunuzu.

KONYA BOZKIR'DAN AMERİKA'YA
Mustafa Öz bugün 89 yaşında, çok enerjik, hâlâ çalışıyor. Belli ki çalışmak, üretmek onun yaşam biçimi. Merakla soruyoruz; amaç, bu akıl almaz başarının kodlarını çözmek: "Tek kelime İngilizce bilmeden doktor olarak çalışmak için ABD'ye gitmişsiniz, nasıl cesaret ettiniz?" diye sorunca yanıtı şu oldu: "Başka çıkar yolum yoktu. Kimsem yoktu. Her yere asistanlık için müracaat ettim. Hiçbirinden pozitif bir cevap gelmedi. Köylü Mehmet Ağa'nın oğlu Mustafa ihtisas yapacak yer bulamadı."

İNÖNÜ'DEN STETOSKOP
Çok zor koşullarda okumuş Mustafa Öz. Bazen komşunun oğlunun eski ceketini giymiş, bazen de yardımla gelen paltolardan battaniye yapmış, ortaokul çağlarından itibaren çalışmış, para kazanmış. Hiç şikayet etmemiş, belli ki hayat üzerine geldikçe o tırnaklarını geçirmiş, çaresiz kaldığı da olmuş elbette: "İkinci sınıfın başındayım, kitap alamıyorum, derslerde not tutuyorum. Ama anatomi dersinde bu söz konusu olmuyordu. Anatomi atlasına ihtiyacım vardı o dersten geçebilmek için. İsmet İnönü'ye bir mektup yazdım, durumu anlattım. Bir süre sonra Dolmabahçe'den gelip beni buldular. Bir yetkiliyle Saray Kitapevi'ne gittik bana atlas ve stetoskop alındı, hâlâ odamda duruyorlar."

PRATİSYEN OLARAK KALIRDIM
Prof. Dr. Mustafa Öz, tam 54 yıl ABD'de kaldı ve oranın en aranan doktorlarından biri oldu. Peki ABD'ye gitmeseydi, Türkiye'de kalsaydı nasıl bir hayatı olurdu? Bu sorumuzu da hiç sektirmeden, net bir şekilde yanıtlıyor: "Ancak pratisyen hekim olurdum, iğneci doktor yani." ABD sadece mesleki anlamda değil, sosyal çevre açısından da çok farklı bir dünyayı Öz'ün önüne sermiş. Üst düzey askerler, bürokratlar, politikacılar, işadamları hem hastası olmuş hem de arkadaşı. Turgut Özal'dan Ayhan Şahenk'e, Adnan Kahveci'den Üzeyir Garih'e kadar pek çok isimle dostluk kurulmuş.

DÜRÜSTLER DE KÖTÜ ŞEY YAŞAR
Yılanla başladık, yılanla bitirelim yazıyı. Mustafa Öz "Yılanlar hiç peşimi bırakmadı. Hatta bir keresinde yattığım odanın çatlak duvarından bir yılan içeriye girmeye çalışıyordu. Korktum, kuyruğundan çektim, sıkıştı, ikimiz yan yana uyuduk. Yılandan korkarım ama en çok yılanlık yapan insanlardan korkarım" diyor ve bir tavsiye ile bitiriyor konuşmasını: "Ben başardıysam herkes başarır. Çalışkan insan mutlaka sonuç alır. Çalışkan, dürüst insanların da başına kötü şeyler gelebilir. Ama sebat eden günün birinde mutlaka kazanır."